Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Aralık '13

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
2164
 

Şehir Tiyatroları’ndan önemli mesaj : Para

Şehir Tiyatroları’ndan önemli mesaj : Para
 

ŞEHİR TİYATROLARI - PARA


Zamanı ve mekânı olmayan, her dönem, her yerde gücü elinde tutan, eline geçenin gücüne güç katan, ama aynı zamanda yok oluşa da sebep olan; PARA.  İcat edildiği günden bu yana sorundan başka bir şeye sebep olmayan, gücü eline geçirmek isteyenin bulmak için her yolu denediği, varlığıyla kimilerine bütün kapıları açan, yokluğuyla kapıları yüzüne çarpan; PARA. Sahip olanın har vurup harman savurduğu, sahip olamayanın yanıp kavrulduğu; PARA. Acıyı bal eyleyen, yoku var eyleyen; PARA. Gözünü döndürenleri alevlendiren, hasretle bekleyenlerini gözü yollarda bırakan PARA.

Necip Fazıl Kısakürek’in kaleminden çıkan, Engin Gürmen’in yönettiği “PARA” adlı oyun Şehir Tiyatroları’nda sahneleniyor. Rolleri Aziz Sarvan, Cem Uras,Ali Mert Yavuzcan, Aslı Aybars, Alev  Oraloğlu, Deniz Yeşilmavi , Doğan Altınel, Engin Gürmen, Nurdan Gür, Oğuzboy Vedat Şahin, Seza Güneş, Zeki Yıldırım paylaşıyor. Oyun paranın getirdiği gücü ve para kaybedildiğinde güç dengelerinde ortaya çıkan acı gerçekleri anlatıyor. İşlerinde uzman ve manipülatör bir banka sahibinin, ortamı sürekli manipüle ederek, vurgun peşinde koşarken, ailesi ile olan ilişkilerinde dayanak noktası olan maddiyatın, parayı kaybettiğinde nasıl gücünü de kaybettiğini bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Necip Fazıl Kısakürek’in 1941 yılında kaleme aldığı oyun, 41-42 sezonunda Muhsin Ertuğrul tarafından sahneye konulmuş. Necip Fazıl’ın diğer oyunlarına göre, ele aldığı konu bakımından, çok da dini konulara değinmediği “Para”, farklı görüşte olduğu dönemlerinin izlerini taşıyor.  Son yıllarda neden özellikle oyunlarının sahnelenmediği soruları gündeme getirilen Necip Fazıl Kısakürek’in, belki de en farklı yapıya sahip bir eserinin sahneye taşınması dikkat çekici. Taraf olduğunu açıkça belli eden, hakkındaki söylentilerin ayyuka çıktığı bir yazar olsa da, “Para” oyunu önyargıları kıracak nitelikte.

Necip Fazıl’a ait eserlerin dramatik yapısı içinde, kör parmağım gözüne misali, din ögesini seyirciye yansıtması, insanların karakterlerindeki her kötülüğün dinsizlikten kaynaklandığı mesajı bir yerden sonra insanı bunaltıyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, “Para” oyunu, günümüze ait izler de taşıyor. Sürekli bir vurgun! peşinde koşan, para babası insanların durumlarını gözler önüne seriyor.

Sahneye koyduğu oyunları uzun zamandır izlediğim Engin Gürmen, gördüğüm kadarıyla bir şablona sahip. Çok fazla müdahale etmeden, oyuncusunu serbest bırakarak, anlatmak istediğini belli bir matematik içinde sahneye taşıyor. Bu tarz, yaratıcılığı yüksek bir oyuncu için bulunmaz bir nimet. Belli bir matematiğe sahip yönetmenin, oyuncuyla sıkıntısı olmaz. Sahne üzerinde istediğini anlatabildikten sonrasına pek müdahale etmez. Bu bir tarzdır ve tamamen yönetmenin seçimidir. Fakat yönetmene bağımlı türündeki oyuncuların bu matematik içinde bocalaması da mümkündür. Sanırım bu nedenledir ki, Engin Gürmen, isteklerine hizmet eden oyuncuları tercih etmektedir. Bunda da herhangi bir sakınca yoktur.

Engin Gürmen oyunu sahneye taşırken belli ki oldukça sıkıntılar yaşamış. Necip Fazıl Kısakürek’in ailesinin eserlerdeki dilin korunması isteği nedeniyle, güncellenemeyen dil, özellikle genç seyircilerin konuyu algılamasını zorlaştırıyor. Dil güncellenemediğinden, belki de eseri günümüze taşıma ihtimali olan Engin Gürmen’in, bu kararından vazgeçmesine de sebep oluyor. Bu tür eserlerin günümüze taşınmasını, eserin mümkün olduğunca güncel halde sahnelenmesiyle, seyircinin kendine pay çıkarması hedeflenmeli diye düşünüyorum. Güncel olmayan oyunlar ister istemez bende kopmalara neden oluyor.

Oyunun başkahramanı Aziz Sarvan, gücü elinde tutan bankerin açılışını çok iyi yapıyor. Zirvede olduğu duygusunu seyirciye hissettiriyor. Oyun ilerledikçe adım adım çöküşünü, zirveden hızla yuvarlanışını başarılı bir oyunculukla yansıtıyor. Oyunun başında nefret edilen bir şahsiyetken, finalinde duygusallığıyla seyirciyi avucunun içine almayı başarıyor.

Oyunun başkahramanına hizmet eden diğer oyuncular da hiçbir yanlışa düşmeden, başarılı bir ekip çalışması içinde olduklarını oyunlarıyla gösteriyorlar. Zaman zaman tempo olarak düşüşler olsa da, uç noktalarda bir rahatsızlık yaratmıyor. Çarpıcı dekor ve ışık kullanımı, müziğin ve efektin gücüyle birleşen oyun, seyirci üzerinde yarattığı etkiyi arttırıyor.

“Parası olan mutsuzdur. Ailesinde huzur yoktur.” gibi bir mesajla “iyi ki zengin değilim” duygusuna hizmet eden bu tür eserler, insanların içinde bulundukları yokluğu kabullenmeleri için bir sakinleştirici sadece.  Dünya üzerindeki para babalarının kendilerini koruma biçimi belki de. Çünkü parası olan da olmayan da zamanı gelince bütün duyguları yaşayacaktır.

            Mutlaka seyredilmesi gereken bir oyun. Şehir Tiyatroları’nın bir salonunda yakalayın ve seyredin.

İyi Seyirler.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 391
Kayıt tarihi
: 01.05.12
 
 

Konservatuar mezunu tiyatro oyuncusu, seslendirme sanatçısı ve eğitmen. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster