Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
604
 

Şehirden güz mektupları

Şehirden güz mektupları
 

Oturduğu sallanan sandalyenin ileri geri hareketinin çıkartmakta olduğu gıcırdamanın ritmik dokunuşları eşliğinde saatlerdir okumakta olduğu romana ara vermemek adına mıdır? bilinmez; kitabının sayfaları arasından dizine düşen kağıt parçasına sadece alelade bir bakış atmakla yetindi.

Ardından; "Yağmurun böyle çişeleyerek yağışını hep sevdim" diyerek ve gülüseme ile iç çekiş arasında bir hareket
dışında sanki o kağıdı hiç görmemiş gibi yaparak, okumakta olduğu kitabın lalettayin açtığı bir yerine tekrar yerleştirdi.

"Hele mevsim sonbaharken, karlar başlamadan hemen önce nede güzel yağarsınız" derken, parmaklarının ucunda az öncesine kadar tutuğu kitabını sandalyesinin hemen yanındaki okuma lambasının dibine, özenle bıraktı. Ve oturduğu yerden doğrularak, pencerenin önüde doğru bir kaç küçük adım attı.

Nefesi ile camda oluşturduğu buharı sillerken, Kasım'ın gelişiyle beraber tek tük dumanı tütmeye başlayan bacaların arasından şehrin sisli, gri silüettini izlemeye koyuldu.

Etraftaki binaların çatılarını görebilecek denli yüksek, sokaktan geçen vasıtaların plakalarını seçebilecek kadar alçak bir katta oturuyor olmanın avantajını kullandığı ve böylelikle şehri hakimiyeti altnda hissettiği bu dairenin en sevdiği yeri pencere kenarıydı.

Hele şehir trafiğinin en yoğun saatlerinin yaşandığı bu iş çıkışı vakitlerinde, telaşenin içinde olmaksızın o ritmi yakalayabilmeye bayılırdı o. Hatta bu yolla; dışarıda acımasızca her gün yaşanan kaosa dahil olmaksızın bu döngüden pay alıyor olmaktan adeta sadistce bir keyif aldığı dahi söylenebilirdi.

Kısa bir süre sonra, apartman kapısının hemen önünde duran taksiyi ve onun kendisine gelmesini beklediği
kişiyi getiriyor olduğunu fark etti.

Yıllar sonra...
Tam 23 yılın ardından aldığı o mektubun saklayan kitabına kaçamak bir bakış atarak kapıya doğru yöneldi...

O her bir kelimesinin imza olduğu isimsiz mektup...
O her kelimesini ezberlediği mektup...

"Kokunu, alabiliyor musun mısralarımda?"

" Sana olduğunu bildiğin o satırlar aralarından kokunu alabiliyor musun hala?" diye başlayan ve...

"Ya izlerini, takip ediyor musun orada?"

"İsminin gizli olduğu cümleleri tanıyabiliyor musun hala? demiyeceğim artık sana...

"Çünkü biliyorum ki; biliyorsun... g
özlerinin değdiği o yerlerde, hala sen varsın..."

"Biliyorum ki, hissediyorsun..."
diye devam eden...

Ve...
"Bilemediğimse; "sol yanında hala bir kalp, taşıyor musun?" diyerek son bulan o mektup...

O satırların yazarı bilmiyor olsa da; en az varlığındaki kadar yokluğundaki zamanlarda da, o ne çok şey olmuştu halbuki hayatında...



Sevgi ve ışıkla,
Ayna

17112008

Ayna


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

insan aşktan vazgeçerse yaşlanır. ey insanlar! sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. sizlerden çok şey öğrendim. ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. mutsuz bir şekilde... artık ölebilir miyim?. gabriel garcia marquez / veda mektubu. ...hayatI yasamaya degdıgı için yaşadım.A.K..en güzel günler sizin olsun

sırça 
 26.08.2010 12:57
Cevap :
Sevgili Sırça, değerli katkı ve güzel payalaşımların için çok teşekkür ederim. Sevgi ve ışıkla, Ayna  28.09.2010 10:56
 

gene çok sevdim..yazını okumuyorum, seyrediyorum sanki.. o telaşenin içinde olmadan,camdan seyrederek o ritmi yakalaması...burasını çok sevdim..hele "her bir kelimesinin imza olduğu isimsiz mektup" harikaydı :)

Kenan Soyalp 
 20.05.2010 18:24
Cevap :
Teşekkürler... Sevgi ve ışıkla, Ayna  23.05.2010 11:49
 

satırları okumak. Yüzümüze çarpan, serin yağmur taneleri gibi son baharda, satırların kelime kelime, cümle cümle dokunuyor kalbimizdeki adam ve kadınlara. Sandalyeyi odayı pencere ve şehri resim yapar gibi anlatıyorsun, kimi zaman rengarek kimi zaman gri. İç çekişlerde ki yanıtları, adam ve kadın hikayelerini, ruha dokunur gibi yansıtıyorsun, sanki tanır gibi... Dedim ya özlemişim, eksik olma hayatımızdan.

Ehli Keyfim 
 20.11.2008 15:04
Cevap :
Çok teşekkürler Tuncay. Seni okumak da benim için gerçek bir alışkanlığa dönüştü bilesin:) Sevgi ve ışıkla, Ayna.  20.11.2008 17:01
 

sol yanında kalp taşımayan varsa aynanın yansımalarına göz atsın.herzaman ki kelimelerin dile geldi.yüreğine sağlık...

naz akyol 
 17.11.2008 21:19
Cevap :
Teşekkürler sevgili Naz. Sağol var ol...Sevgi ve ışıkla, Ayna  18.11.2008 10:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1916
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster