Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '12

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
266
 

Şehirler ve Kooperatifler

Şehirler ve Kooperatifler
 

Şehirleri yaşatan sahip oldukları iş imkânları ve rahat yaşam koşullarıdır. Çağımızda her şehir kalkınmak ve ileri gitmek için sanayi ve ticarette gelişmeyi ve daha çok iş imkânın yaratılmasını ve şehrin gelir kaynaklarının artırılmasını hedefler. Şehrin insanlarının daha iyi şartlarda iş bulması ve gelecek nesiller için iş fırsatların artırılması, bir ölçüde şehrin sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için arzulanan bir durumdur. Her şehre sahip olduğu ekonomik avantajlar çerçevesinde yatırımlar yapılır, kaynaklar temin edilir.

Bir şehirde sosyal ve ekonomik yatırımları başta devlet kurumları olmak üzere belediyeler, özel sektör ve kooperatifler yapar. Yapılan yatırımlar kimi zaman şehir ile ilgili hazırlanan bir plan çerçevesinde ve bütçe imkânları doğrultusunda gerçekleştirilir.

Kimi zamanda yatırımcıların kendi planları ve değerlendirmeleri sonucunda yapılır. Bu gelişmeler ülkelerin seçtikleri ekonomik modeller çerçevesinde meydana gelir. Kimi ülkelerde sosyal amaçlar ön plana alınarak devlete ait kurum ve kuruluşlar aracılığıyla bu tür yatırımlar yapılır ve yaptırılır.

Kimi ülkelerde ise sosyal politikaların bir tarafa bırakılması nedeniyle her şey yerelin gücüne ve özel sektörün ilgisine bırakılır. Yereldeki sanayi ve ticaret imkânları ile kamu kaynakları başta belediyeler olmak üzere ilgili kuruluşlar aracılığı ile yöre ihtiyaçları dikkate alınarak kullanılmaya çalışılır.

Bugün ülkemizde uygulanan ekonomik model çerçevesinde devlet ekonomiden elini çekmiş görünmekte, her şey özel sektörün tercihlerine göre şekillenmektedir. Özel sektör ise en iyi ve en rahat para kazanabileceği yerleri tercih etmektedir. Amaç para kazanmaktır. Haklı olarak zarar riskleri nedeniyle sosyal politikalar özel sektörü pek ilgilendirmemektedir. İşte bu noktada şehirleri zora sokan bir süreç işlemektedir.

Şehrin insanları ya şehir için kaynak yaratıp ekonomik ve sosyal yatırımlar yapacaktır. Ya da özel sektör için bir cazibe merkezi olmanın yolunu bulacaktır. Tabi bu süreç en çok küçük şehirlerin aleyhine işlemektedir. Şehirlerarası rekabet insanların ve kaynakların göçmesine ve bazı şehirlerin bundan zarar görmesine yol açmaktadır. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde geri kalmış, sanayi ve ticaretin çok gelişmediği, yolu ticaret güzergahında olmayan şehirlerde bu zarar daha da artmaktadır. 

Nitekim 80’li yıllardan bugüne kadar izlenen politikalar çerçevesinde bazı şehirlerimiz için ekonomik öneme sahip kamuya ait ticari işletmeler kapatılmış veya özelleştirme adına satılmıştır. Şehir için ekonomik ve sosyal değer olan bu tür işletmelerin kapatılması, yerine de özel sektörce benzer avantajları sağlayacak tesislerin kurulamaması veya faaliyete devam etmemesi sonucu, bu yörelerimizde ekonomik yaşam adeta durma noktasına gelmiş ve göç de hızlanmıştır. Ülkemizin bazı yörelerinde sosyal sorunların önlenemez şekilde artmasına yol açmıştır. 

Devletin izlediği politika sonucu ülkemizde küçük yerleşim yerlerinde yük çoğu kez belediyelerin omuzlarına yüklenmiştir. Resmi olarak yüklenmese de halkın beklentisi bu yönde olmuştur. Bu nedenle belediyeler sınırlı kaynakları ile bir tarafta şehircilik sorunları diğer tarafta da şehrin ekonomik gelişimi konusunda kendilerini de sorumlu hissetmeye başlamışlardır. Her ne kadar yöredeki mülki amirler bu konuda gerekli çalışmaları imkânları ölçüsünde ve hükümet politikaları çerçevesinde yürütmeye çalışsalar da, kaynak bulma noktasında yerelin gücüne ve yatırımcıların ilgisine büyük ihtiyaç duymaktadırlar.

Zaten küçük şehirlerde de sorun burada başlamaktadır. Az gelişmiş yörelere yatırımcı bulma zorluğu vardır. Yöredeki sermaye birikimi büyük yatırımlar yapmaya yetmemektedir.  Çünkü şehirde ağırlıklı olarak küçük esnaf, çiftçi, sanayi ve ticaret yapan insanlar vardır. Bunlarında kaynakları sınırlıdır. Aslında tüm dünyadaki küçük şehirlerde de benzer durum vardır.

Gelişmiş ülkelerde küçük şehirlerin en büyük güçlerinden biri kooperatiflerdir. Çünkü kooperatifler ile yerelde üretilen değerler yerelde değerlendirilmekte, katma değerler yerelde kalmaktadır. Yöredeki küçük çiftçiler, esnaf ve zanaatkarlar, hatta tüccar ve sanayiciler kendi ihtiyaçları çerçevesinde kooperatifleşebilirler. Belki birçoğumuza bu sözler garip ve saçma gibi gelebilir. Ama bilin ki birçok gelişmiş ülkedeki küçük şehirleri ekonomik güce kavuşturan altın anahtar budur. Şehirde merkez ve kırsalı kapsayan her alanda kurulan kooperatifler yöreye hayat vermektedir. Kırsalın geliri de sonuçta en yakın şehre akmaktadır. Bu şehirde saklanmakta ve değerlendirilmektedir.

Şöyle bir düşünün,  yaşadığınız küçük şehirde merkez ve köyler ile birlikte yöredeki çiftçilerin bir araya gelerek kurdukları bir kooperatif şehri merkez olarak alıyor, girdi temini, pazarlama ve tarım danışmanlığı hizmeti veriyor. Üretimde toprak tahlili, zirai hastalıklar ve hayvan hastalıkları ile ilgili hizmetler sunuyor. Pazar araştırmaları ile ortakları bilgilendirip üretimi yönlendiriyor. 

Kooperatif şehirde kurduğu tesislerde ürünleri paketliyor ve işliyor. Kurulan süper marketinde tüm girdileri ve ihtiyaç mallarını üreticiye ve halka sunuyor. Kooperatif bankası ile yöreye bankacılık hizmetini gerçekleştiriyor. Sigorta yapıyor. Yörenin ihtiyaçları çerçevesinde taşımacılık ve kurye hizmetini veriyor. Araçlar için tamir bakım tesisleri kuruyor. Poliklinik, hastane ve eczane açıyor. Ortaklarına yönelik sağlık hizmeti sunuyor. Acil sağlık hizmetleri veriyor. Okullar açıyor. Çocuklar ve yaşlılar için bakım evleri kuruyor.  

Şehrin ve köylerin yol bakım ve tamir işlerini, elektrik, su ve gaz dağıtım işini üstleniyor. Sosyal faaliyet alanları oluşturuyor. Ortaklarının birlikte olması için restoran, kafeterya ve çeşitli sosyal mekânlar açıyor. Yöre için televizyon, radyo kuruyor. Gazete ve dergi çıkarıyor. Kurdukları Spor takımları ile yöredeki sosyal hayata renk katıyorlar. Sanat ve edebiyat etkinliklerini destekliyorlar. Geleneksel fuar ve festivalleri ile sosyal ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde öncü rol oynuyorlar.  Tabii kooperatifler tüm bu hizmetleri ortaklarının gücü ile yapıyor ve de yönetiyor.   

Kendisi de bir kooperatif ortağı olan belediye başkanı ilçeyi yönetmenin hazzını ve rahatlığını duyuyor. Kimseden bir şey beklemeden şehir kendi hesabını ve planını yapıyor.

Biliyorum ki çoğumuz bu yapılan hizmetlerin olmayacağını düşünecektir. Kimimiz bunun komünist bir sistem olduğuna hükmetmeye kalkışacaktır. Kimimiz bunları devlet yönetir ve yaptırır. Bu işlerin yapılmasına izin verilemez diye düşünecektir. Kimimiz de bizde böylesi insanlar yok ve bir araya gelemeyiz diyecektir. Ama bilinmelidir ki bu dediklerim kapitalist dediğimiz gelişmiş ülkelerde oluyor. Almanya, Amerika, İngiltere, Japonya, Kanada, Yeni Zellanda, Avusturalya, İtalya, Fransa, İspanya, İsviçre, İskandinav ülkeleri ve daha niceleri.

Geçtiğimiz günlerde 2012 Uluslararası Kooperatifçilik yılı için ülkelerde yapılan etkinlikler çerçevesinde Yeni Zelanda Ashburton kasabasını incelediğim de bende şaşırdım. Küçük bir şehirde 40’ın üstünde kooperatif vardı. Okyanustaki bir ada ülkesinde doğadan başka zenginliği olmayan, tarihsel geçmiş çok yeni bir göçmen kasabasının kooperatifleri mucize yaratıyorlardı. Her meslekten insanın birlikte omuz omuza hiçbir kıskançlık göstermeden bunu başarıyorlardı. Ashburton gözüme çarpan sadece bir örnekti. Tabii dünyada kooperatiflerin buna benzer yüz binlerce başarı hikâyesi vardır.

Ülkemizde de kooperatiflerin başarı öyküleri çoktur. Zaman zaman bu konudaki örnekler TV’ler programları ve gazete ve dergi haberleri ile kamuoyuna yansımaktadır. Özellikle küçük şehirlerde kurulan kooperatiflerin o yörede yarattıkları ekonomik ve sosyal değişim doğal olarak herkesi etkilemektedir. Bu gelişmeler bu küçük kasaba ve şehirlerimizi yöneten yöneticilerimizin de işini kolaylaştırmakta, devletin sağladığı imkânlar daha iyi kullanılabilmektedir.  

Hatta ülkemizdeki fırsatlar dünyadaki diğer birçok yöreye göre daha fazladır. Özellikle bulunduğumuz coğrafyanın doğal kaynaklar yanında sahip olduğu tarihi ve kültürel zenginlikleri ekonomisi sadece tarıma dayalı olan yerleşim yerlerimiz için önemli bir fırsat olarak karşımızda durmaktadır. Küçük şehir belediyeleri için turizm önemli bir faaliyet alanı olarak görülmekte ve bu konuda da büyük çabalar sarf edilmektedir.

Pek tabii ki turizmden beklenen gelir elde edilmesi de bu yöndeki yatırımların gücüne ve özelliklerine bağlıdır. Bu konuda da turizm kooperatifleri hizmetler verebilmektedirler. Bir araya gelen turizm tesisi işletenler ve sahipleri yatırım ve pazarlamada ortak hareket ederek birlikte önemli işler başarmaktadırlar. 

İnanın dünyadaki insanlar birbirine benzemektedir. Oralarda da kooperatifçilik hareketinin işine gelmediği bencil insanlar vardır. Oralarda da kooperatifleri yıpratmanın peşinde olan fırsat kollayan insanlar vardır. Ama onlar bunlara karşı bir araya gelerek sorunları çözmenin birlikte kazanmanın avantajını yakalamaktadırlar.    

Sonuç olarak şehirleri kurtaracak ve geleceğe taşıyacak halkın kendi iradesidir. Bu yöndeki çabaları birilerine yıkmak ve birileri tarafından yapılacağını beklemek pek akılcı değildir. Küçük şehirlerdeki belediyelerin de gücü böylesi büyük yatırımları yapacak ve hedefleri gerçekleştirecek düzeyde değildir. Zaten onlarında yaptıkları bir öncü rol oynamaktan öteye gidememektedir. Bu nedenle şehrin insanları kendi meslekleri doğrultusunda kooperatifler çevresinde toplanmalı ve kendi güçlerini birleştirerek çözüm yaratma yoluna gitmelidirler. Şehirde insan kaynaklarının geliştirilmesi yönünde yapılan çalışmaların da başarısı bu tür gelişmelere bağlıdır.

Günümüzde kurulan ajansların yöreler için ayırdıkları yatırım kaynaklarında kullanılması da bireylerden çok toplumsal güce sahip kooperatiflerin teknik ve ekonomik kapasitelerine bağlı olarak onların öncülüğünde daha kolaylaşacak, sürdürülebilir olacak ve yerini bulacaktır. Gelişmiş ülkelerin geçmişinde olduğu gibi kooperatifler küçük şehirlerin gelişerek büyümesinde öncü rol oynayacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 416
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 775
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

Tarım, Gıda, Ormancılık, Çevre, Örgütlenme ve Proje konularında çalışmalarda bulunmaktayım. Öncel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster