Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1374
 

Şehitler ölmez, vatan bölünmez

Şehitler ölmez, vatan bölünmez
 

Böyle diyor şehit yakınları ve tabii ki bizler de..

Gerçekten de buna inancımız sonsuz..Bu yüzden şehitlerimize üzülmüyorum onlar bir insanın çıkabileceği en yüksek mertebede sonsuzluğa kucak açmışlar ve belki de bir daha şehit olabilmek için yine can atıyorlardır...

Ya geride kalanlar..nasıl da yürek yakıyorlar..

Şehitlerimizin aileleri, hele hele çocukları, bir de fakirlik kaderleri ise...

Az önce gazetede şehit onbaşı Kazım Aksoy'un cenaze töreninde yer alan 2 ve 3. yaşındaki çocuklarına ait bir fotoğrafı gördüm... ve haberde onlar artık Türk milletine emanet demiş.. ama şehit babalarının cenazesine ayakkabısız hatta çorapsız gelmişler ve bu haller yürek dağlamış. Nasıl dağlamasın ki..

Şerefi olmayanların, hainliği meslek bilenlerin söndürdüğü ocaklarda ne acılar yaşandı, yaşanıyor ve yaşanacak. Biz ise her zaman olduğu gibi olay sıcak iken hatırlayacak soğuduktan sonra bu vatanı vatan yapan diğer şehitlerimiz gibi onları da unutacağız..

Atatürk önderliğinde Çanakkale'de destan yazan şehitlerimizden, gazilerimizden kaçını hatırladık ki. İnsanüstü bir gayret ile İngilizlerin Ocean gemisini durduran Seyit Onbaşı'yı heykeli önünde fotoğraf çektirmekten başka hatırlıyoruz mu ki? Seyit Onbaşı'nın açlık ve sefalet içinde süren geride kalan hayatını kaçımız biliyoruz.. Gerçi o büyük insanlar da yardımı asla kabul etmemiş ama yine de sefalet içinde yaşamak kaderleri olmamalıydı.

Ya milli mücadelenin büyük şairi Mehmet Akif, para ödülü olduğu için yarışmaya katılmayan ama kış günü üzerinde giyecek bir paltosu bulunmayan Akif. İstiklal Marşının yüreklere kazındığı ve askerimize güç verdiği, şimdilerde de açılışlarda, maçlarda vs. gururla söylediğimiz acıyla yoğrulan milli marşımızın şairine reva gördüğümüz cenaze töreni nasıldı? Sessiz sedasız, değil milli tören tabutunu taşıyacak kişi, üzerine sarılacak bir Türk bayrağı bulmak için yalnızca üç beş öğrencinin gayreti ile ebedi istirahatgahına uğurlanışının yürek acısı hala içiniz de mi?

Sahi Akif, Arnavut'tu değil mi? Nasıl milli mücadelenin şairi olabilir ki? Acaba şiirini yazarken içten mi yazmıştı? Yoksa yoksa takiye mi yapmıştı, aslında ayrılıkçı mıydı ya da gerici?

Nasıl da işin içine siyaset ve etnik köken girince yazılanlar, söylenenler mide bulandırıyor değil mi?

Daha çok hikaye var böyle ama daha önce unuttuk yine unuturuz.. Tarihi belleği zayıf olan bir toplum olmakla kalmayıp, yalan yanlış tarihi bilgilerle üfürmekten de geri kalmıyoruz.

Bizler destanları yaparız da yapılan destanları yazmayı bilmeyiz; destanların kahramanlarını da unuturuz, hatta yeri gelir vatan hainiydi damgasını vururuz.

Sözlerimi Akif'in Çanakkale ruhunu oluşturan ve yansıtan bir dizesiyle bitirmek anlamlı olacak sanırım.

Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber

Not: Şehit Onbaşı Kazım Aksoy ile ilgili haber ve fotoğraf için...

http://www.milliyet.com.tr/2007/10/10/son/sontur14.asp

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2043
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

1979 Sakarya doğumluyum, 1,5 yıl Milli Eğitim' de öğretmenlik yaptıktan sonra,11 yıldır da üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster