Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
285
 

Şehitler ölmez mi ?

Son zamanlarda azan terör ve dünkü 30'a varan şehitten sonra "Şehitler ölmez vatan bölünmez," den daha öte, daha reel, daha ciddi politikalara ihtiyaç duyulduğu açıkça netleşti.

Ya da en azından, insanımız bunu talep edecektir, çünkü artık terörün ne "Şehitler ölmez," sloganlarıyla biteceği, ne de diyalogla sertleşme arasında gidip gelen ve ne olduğuna karar veremeyen politikalarla bir yere varılamayacağı ortada.

Evet, gün duygusal tavırlardan öte gerçekçi politikaların, sağlam duruşun ve herkesin üstüne ne düşüyorsa yapması gereken gündür.

Öncelikle PKK, miadını doldurmuş, çağın çok ama çok gerisinde kalmış ilkel metotlarıyla Devletten taleplerini elde edemeyeceğini anlamalı. Terör yoluyla bir amaca ulaşmak olsa olsa 20.yüzyılın ortalarından kalma bir tavır ve çağın gelişmeleriyle yakından uzaktan alakası yok; öyle ki İngiltere'den İspanya'ya birçok ülkenin başına bela olan terör örgütleri sonunda yelkenleri suya indirmedi mi?

İndirdi ve PKK'da sonunda indirecek, bu kaçınılmaz son. Göreceksiniz PKK'yı ne hava harekatları ne de politika bitirecek, PKK kendi kendisini tasviye edecek en sonunda. Bu kaçınılmaz, çünkü masum insanları öldürerek bir yere varmak hiçbir aklın ve hiçbir duygunun kabul edeceği bir şey olamaz, hem de politik dinamiklerin çok farklılaştığı günümüzde.

Sonuçta çağ dışı, ilkel ve barbar PKK ve onun yöntemleri, hem masum Türkler hem de günahsız Kürtlere zarar veriyor.

Masum Kürtler demişken... Zurnanın zırt dediği bir yerde burası ne yazık ki. Öyle, çünkü yıllardır aklı başında kişilerce PKK'yı masum Kürt vatandaşlarımızdan ayırmak lazım denmesine karşın, o masum Kürt vatandaşlarımız PKK'ya gereken mesafeyi ve tepkiyi koymadı ya da koyamadı!

Evet, artık Kürt vatandaşlarının da elini vicdanına koyup gereken tavrı almasının vakti değil mi? PKK esas darbeyi o zaman alacak kuşkusuz.

Ama yok Kürt vatandaşları sus pus kalmaya devam ederse bundan herkes zarar görecek.

Ve bugüne kadar ne sertleşme ne de diyalog politikalarını tam uygulamış olan Devlet, kararsız politikalarla sorunu halledemeyeceğini anlamış olmalı ve yol haritasını çok net çizmeli. Bir kere yıllardır üvey evlat muamelesi yaptığı Güney Doğuya el atmalı, orada ne gerekiyorsa yapmalı, yatırımlar için en gerekli ihtiyacı, güvenliği sağlamalı.

Ama herşeyden önemlisi, "bıçak kemiğe dayandı," teranesini tekrarlayıp durmamalı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ölenlere zaten şehit diyoruz, biliyorsunuz. Şehit, bizim kültürümüzde vatan uğruna canını feda eden insan demektir. Asıl kaynağı dindir. "Şehitler ölmez!" sloganı, Kur'an'da "Allah yolunda öldürülenlere siz ölü demeyiniz" âyetinden yola çıkılarak üretilmiştir. Manevi bir tesellidir. Yani şehitler ölmez diye gencecik evlatlarımızı düşmanın önüne atacak değiliz. Ama ölenler için üzülüp dövünmek yerine Allah'ın rahmetini ve mağfiretini ümit etmek durumundayız. Öte yandan hiç kimse, "şehitler ölmez" sloganıyla terörün biteceğini söylemiyor ve düşünmüyor. PKK terörünün arkasında dış güçlerin olduğu kesin. PKK işi bu noktaya tek başına getirmediği için, kendi kendine tasfiye olacağı görüşüne katılamıyorum. Kürtler'in bu konuda tavır koymayışı ya da koyamayışı üzerinde çok durulması gereken bir konu. Ancak şunu da unutmamalıyız ki, geçmişte maalesef terörün önlenmesi konusunda çok yanlış stratejiler uygulandı. Kürt vatandaşları kararsız bırakan da bu yanlışlar oldu sanırım. Selam ve saygıyla.

Ahmet YILMAZ 
 24.10.2011 22:25
 

ŞEHİTLER ÖLÜR /YILMAZ ÖZDİL -------------------------------------------------------------------------------- ŞEHİTLER ÖLÜR ... Altı yaşındaydım. İhtiyar bi komşumuz vardı. 90 küsur... Vade doldu. Vefat etti. Dün gibi hatırlıyorum... İlk kez tanışmıştım ölümle. Yas ilan edilmişti mahallede. Televizyon açmak yasak. Radyo kısılacak. Teybe hiç dokunma... “Duyulur, ayıp olur” deniyordu. Yüksek sesle bile konuşulmuyordu. Herkes fısır fısır. Sokağa çık ama... Sakın top oynama. Anneler toplanırdı, komşu evinde. Babalar toplanırdı, kapı önünde. Ve, cami... “İnsan”a yakışır bir vakar. Sessizlik, usul usul gözyaşı, başsağlığı dilekleri, dostlar sağ olsun temennileri, sonra hep birlikte mahalleye dönüş... Hüzün korteji. * Yatağında, eceliyle son nefesini veren 90 küsur yaşındaki komşularımızı bile böyle uğurlardık... Hatırlarsınız. * E bakıyoruz bugün... Tivilerde şarkılar, türküler. Radyolar şen şakrak. Kim kimi düdükledi, tam gaz. Maçlara devam. Hâlâ, parite marite filan. * Bıyıkları terlememiş fidanlar onar onar düşüyormuş, hikâye. Sen bak borsa düşmesin. * Şehitlerin cenazeleri henüz toprağa verilmedi, Ankara’da Somali için yağmur duası yapıyorlar iyi mi... Sinem Kobal’ı törenle Madrid’e uğurlamıştık, Nihat Doğan, Ajda, Sertab Erener ve Muazzez Ersoy’u da Başbakanımızla beraber Mogadişu’ya uğurluyoruz hayırlısıyla. * (Balık Ayhan’ı Kaddafi’ye, Ciguli’yi Barzani’ye, Kiboş’u da Beşar Esad’a gönderdik miydi, tamamdır bu iş.) * Ne diyelim... Allah içinize sindirsin kardeşim. * Bayrama kadar iki pusu daha yersek, yılbaşı şenliklerini bile öne çekeriz tahminim. Hürriyet yazarı Yılmaz Özdil

SAHAFÇA 
 20.10.2011 13:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1119
Kayıt tarihi
: 24.11.10
 
 

Praksise düşünceden varan bir romancı, kültür eleştirmeni, otodidakt bir feylesof, yaşam gözlemci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster