Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
589
 

Şehitler şimdi öldü

Şehitler şimdi öldü
 

Evet mi? Hayır mı?


Aşağıda okuyacağınız makaleyi 20 Ekim 2009'da PKK'lıların haburdan girişinde yazmıştım. Şimdi yeniden okumanın tam zamanı. Bu görüntülere bakarak Anayasa Değişikliğine 12 Eylül 2010 da evet yada hayır demek için hafızamızı tazelemeliyiz.

Gazel olmuş yaprakların tek, tek dalından düştüğü hazan mevsiminde,

tarihinde başı hiç öne eğilmeyen TÜRK Milleti’nin rengi sarardı, yüzü soldu.

Kurumuş bir yaprak gibi döküldü dalından.

Davul zurnayla asker ettiği yavrusunu, AY YILDIZLI AL BAYRAĞA sarılı tabut içinde teslim alan,

şehit ailesi, yavrusu şehit düştüğü gün bile bu kadar üzülmedi, kahrolmadı.

Türkiye Cumhuriyeti Devlet için, 20 Ekim yas günüdür.

Mehmetçiğe silah sıkan, Öğretmenleri görv başında şehit eden, köy basıp katliam yapan, eli kanlı terör örgütünün peşmerge kıyafetli katilleri, habur hudut kapısında davul zurnayla karşılandı.

Özel savcılar, hususi hâkimler ayaklarına görevlendirildi. Vatan hainleri taçlandırıldı. Osmanlı imparatorluğu çöktüğünde, Sevr’i imzalarken bile Türk milleti bu kadar incinmemiş, yüreği bu kadar yanmamıştı.

Yüce Kitabımız Kur’an’ da "Şehitler Ölü Değildir onlara ölü demeyin" diye buyruluyor.

20 Ekime kadar ölmeyen Şehit’lerimiz bundan böyle ölüdür artık.

Uğrunda can verdiği vatan toprağında, onu parçalamak için dağa çıkan eşkıya, hutut kapısında bir kahraman gibi karşılandı.

Örgüt üyesinin suçsuzluğu Devletin savcı ve Hâkimlerince pişman değilim demelerine rağmen karar altına alındı.

Serbest bırakılan örgüt üyelerinin, yandaşları bir partiyle, seçim otobüsü üzerinde miting yapmasına devlet izin verdi.

Bu görüntü Türk tarihinin hiçbir sayfasında yok.

O yüzden bu millet, bu resmi tarih sayfasına yazanları asla affetmeyecek.

Türk Bayrağı eskisi gibi dalgalanmıyor, boynu bükük şimdi O küs.

Hiç görmemiştim boynunu büktüğünü.

Göndere sarılıp, yüzüne hüzün çöktüğünü.

Esmese de rüzgâr, dalgalanırdın nazlı, nazlı.

Üstünde ki renk, şehidin sıcak taze kanı.

Belki kurumasın diye sarıp sarmaladın onu.

Alışmıştık tenini yırtar gibi dalgalanışına,

Göklere tırmanıp, ay ve yıldız’a hasretle sarılışına

Rüzgârla kucaklaşıp, doru tay gibi şahlanışına

Ne oldu, kime küstün, yüzünden düşen bin parça.

Sen!

Türk’ün onurusun, küsmek elem yakışmaz sana

Kaldır başını bir bak etrafına.

Anadolu vatan olmuş oğuz soyuna.

Rüzgâr olmasa da dalgalanmak yakışır,

Ay yıldızlığı Türk’ün bayrağına.****

Bayrak incinmiş, Rengi şehit kanı gibi al değil, kara artık. Kara bağlamış Yıldız’ın altına,

Ay’ını Saklamış Atlas’ına. Özlemiş üstünde dalgalandığı toprağı Vatan yapan atasını da.

Lanet okuyor Vatan hainlerini elini kolunu sallayarak hudut kapısından yurda sokana.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Onlar şehit değiller ki!.. Onlar kelle! Bu görüş hala bu ülkede savunuluyor ki ülke yerinden bir adım kımıldamıyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 22.07.2010 10:03
Cevap :
Merhaba Mesut bey, Duyarlı katılım ve iktdara ince gönerim için teşekküğr ederim. Onlar ne derse desin biz Damarlasrımızda ki kanın gereüni yapacağız. Saygıla 22.07.2010 20:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 383
Toplam yorum
: 154
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 406
Kayıt tarihi
: 27.08.07
 
 

Karanlığın düşmanı Işık! Gecenin zifiri karanlığı, şafak sökerken yerini, ufukta yükselen Gün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster