Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ocak '18

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
27
 

Şehri Dawan!

Şâhri DAWAN!
(Çocuklar yalan bilmez.)

Bir varmış, bir yokmuş. Doğrusu, yer yüzünde böylesi yerler oldukça fazla çok. Dağ yamacında kurulmuş, şehir kocaman düzlük bir araziye yukardan hükmediyor. Şehrin kalabalık bir nüfusu varmış.    Her tür devlet kurumu tam tekmil hazır görev başında. Oldukça sosyal faaliyetlerde olurmuş. Yine de sosyal faaliyetler izin verildiği ölçüde, emire itaat kaydıyla kurdurulmuş. Yöneticilerin emriyle şeherde birçok sosyal faaliyet teşkilatı (SOFAT) kurulmuş. Bunlar huzur ve refah içinde görevlerini ifa ettirirlermiş. Bu teşkilatlardan biride “Hayvan Şefkat Ocağı” imiş. (HŞO) idarecilerin tamamı Şehrin üst bürokrat zevcelerinden oluşurmuş.

Ağır ceza reisinin Zevcesi Müşfike Hatun, Şehir Nizamı deruhte edenin zevcesi Remziye Hatun, Şehrin Ser asker zevcesi Afitab Hatun, Defterdar zevcesi Nuriye Hatun, Şehri Eminin Zevcesi Hasibe Hatun,… mürekkep heyeti umumiye oluşmuş. Bu hatunların zevceleri de Avcı Ocağı Teşkilatı aza ve idarecileri imiş.

HŞO sıkça kermes düzenleyip, hayvan korunakları yapmak için faaliyet içinde olurlarmış. Hatunlar şehre dolaşıp, bağış toplarmış. Hatunların kıyafetleri yerinde, üstlerinde kimsede olmayan nadide hayvan derilerinde her birinin ayrı, ayrı kürkü varmış. Sıkça TV kanallarına çıkıp, hayvan haklarını savunurlarmış. Hiçbir gazeteci ve yapımcı cesaret edipte, “bu üslerinizde onlarca hayvanın derisinde meydana gelmiş kürkleri var. Bu nasıl hayvanlara karşı şefkat?” diye sormazlarmış.

Bir gün yine bu hatunlar bir TV kanalında, yüzlerce kadın seyircinin karşısında hararetle hayvan haklarını savunurlarmış. Bazı hatunlar çocuklarını da TV stüdyosuna getirmişler. Herkes neşe içinde, hayranlıkla HŞO idarecilerinin ne söyleyeceğini merak ve heyecanla bekliyor. Hatunlar kıymetli kürklerini de arkalarında ki koltuklara asmışlar. Kameralar ikide bir pahalı kürklerden görüntüler vermekteler. O kürkleri gören kadınlarının çoğu, kıskançlıkla bakmakla gözlerini alamıyorlarmış. Hararetle, kendinden geçer gibi HŞO idarecilerini alkışlıyorlarmış. “Bu şehir sizin gibi büyüklerimizle gurur duyuyor. Canımız size feda! Allah sizleri başımızdan eksik etmesin…” türünde tezahürat yapmaktan adeta kendinden geçiyorlar. Herkes kendini göstermek, tam bir yarış içindeler.

 Bu ada da iki kamera ve iki spiker kalabalığın arasında dolaşıp, çocuklara HŞO hakkında sorular soruyorlar.  Sorular dan biri şöyle;

 “Siz de büyünce HŞO benzeri ocaklarda faaliyet göstermek ister misiniz?”

“Hayır!” diyor çocuklar.

“Neden, bak anneleriniz nasıl da heyecan ve istekler alkışlıyorlar?” diye sorar spiker.

Biz gerçekten hayvanları sevmek istiyoruz. Avcılık yasaklansın ve hayvan derilerinden kürkler olmasın. Biz bu sahte ve göstermelik “HŞO” istemiyoruz. Bunların hepsi yalan söylüyor.” Diye çocuklar benzer karşı gerçek yanıtlar verirler.

Çocukların bu açıklamalarından sonra, stüdyo da bir buz gibi hava esiyor. Hemen salon boşalıyor. Çocuğunun elinde tutan dışarı çıkıyor. O günden sonra, çocuklar canlı yayın stüdyolarına girmesi yasaklanıyor. Ve o gazeteci ve kamaramdanlar da işlerinden kovuluyorlar.    


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 161
Kayıt tarihi
: 24.03.15
 
 

Sivas ın Kangal İlçesi Külekli köyünde dünyaya merhaba dedim. İlkokulu köyde, ortaokulu Sivas'ta,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster