Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
579
 

Şekercim hep şeker kalsın

Şekercim hep şeker kalsın
 

Şekercim dedi ki..

“Hep unutursun ya bir şeyleri bir yerlerde...

İşte bütün kış, balkonda, bir kenarda unuttuğun dondurucu soğuklar, kurutucu rüzgârlar geçiren,

Sonunda baharda, zaten yetersiz olan küçücük saksısı içinde hiç nemi kalmamış bulduğun bir yaşındaki fıstık çamı fidesi,

Şimdi,

Saksısı değiştirilmiş, toprağı zenginleştirilmiş,

Bolca sulanmış,

Ocak güneşinin altında duruyor

Ama hala kupkuru,

Cansız,

Daha dallaşamamış üç küçük çıkıntısının ve tepesindeki büyüme noktasının sararmış sivri yapraklarında en ufak bir yeşillik belirtisi bile yok ..

Ne bekliyordun ya: bütün o geçirdiklerinden sonra, ilk suyla, ilk güneş ışığıyla, ilk ılıklıkla, hemen canlanıp yeşerse miydi?

Ne çok isterdin di mi?

Tepelerden bir yerlerden,

Denizin en derin mavisini gördüğün,

Ağaçların yeşillerini sayamadığın o yerdeki masanda,

Dingin suskun huzur dolu otururken, etrafında dizi dizi kitaplar…

Şiir defterleri, kalemlerin, düşlerin; masanın en ortasında yazılmış ve yazılacak olan bestelerinin çalakalem çalışmaları,

Yanında sigara paketin, kül tablası, bira şişen…

Yukarıdan bir yerlerden görüş mesafene düşmüş begonvil çiçeklerinin başını döndüren kokusu ve görüntüsü..

Kucağında gitarın,

Aklında binbir nota

Hiçbir sorumluluk hiçbir karar almadan uyandığın taptaze bir yaz sabahı,

Ayağında terlikler üstünde küfür küfür bir gömlek, kulağında derin bir müzik…

Öyle rahat öyle pervasız bir yaşam…

Akşamlara kadar oturup o balkonda….

Sonra çiçekleri sulamak,

Gelen birini beklemek..

Ona yemekler hazırlayıp şarap seçmek,

Özenmek;

Sofrayı hazırlarken, müziği ayarlarken, konuşacakları gülüşecekleri düşünürken…

Sonra o manzaradan o esintiden geçmek,

Sabahlara kadar sohbet edip, sarılmaları saymak

Gece olduğunda;

Gökyüzüne bakıp kayan yıldızlara dilek yetiştirememek…

Gömülüp yatmak sonra serin serin beyaz çarşaflarının derinliğine…

Güzel tozpembe rüyalarla deliksiz kayıtsız uyumak…

Yanındakinin güveniyle sakin bir melek gibi alıp verdiği nefesiyle…

Sabaha yepyeni taptaze uyanmak tazenin hevesiyle..

Üstünden dumanlar tüten taze ekmekle domates peynir yemek,

Tavşan kanı çaylar içmek,

Dağınık sofrada sigaranı tüttürüp perdenin uçuşunu izleyip senin notalara aldırmadan içerden söylediğin şarkıyı dinlemek….

Ve hep böyle kalmak

Bundan ötesini dilememek

Bundan ötesini istememek

Ne çok isterdin di mi?”

….

Sekercim hep seker kalsin emi…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fıstıkçamı fidanı toparlayabildi mi kendini...İçten bir anlatım, güzel olmuş elinize sağlık..Keşke herkes hep şeker kalabilse...Ya da bizler şeker gözlerle bakabilsek hayata hep ne güzel olurudu:)Hoşçakalın.

Doğa 
 05.03.2007 11:09
Cevap :
Keşke bakabilseydik. Değerli yorumunuz için teşekkür ederim.  05.03.2007 13:37
 

resimler canlandı gözümde. uçuşan perdeler, ezgiler, sarılmış iki insan ya da gözleri uzaklara dalmış biri. çok güzel bi yazıydı eline sağlık.

Başak ALTIN 
 04.03.2007 20:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 960
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Hayatı her sorguladığımda karşıma çıkan sonuçlara analitik yaklaşımlar sergilemeye devam ediyorum el..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster