Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '11

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1046
 

Şekerimi seviyorum

Şekerimi seviyorum
 

ÖYLE KOLAY Kİ...


Biri birini seven herkes gibi bizimde ara sıra didiştiğimiz olur. Biliyorum o benim kuyumu kazmak için fırsat kolluyor. Ben de onun. Ama ayrılmaz iki kardeş olduk. Ne seninle ne sensiz misali…! Çocuklar gibiyiz. 60 yıllarda “Kader bağlayınca” diye bir film vardı. Tony Curtis ile Sidney Poitier oynuyordu.Aynı o hikayedeki gibiyiz. Bir kere onu çok sevdiğim bir gerçek; O olmasaydı, ne 25 kilo verirdim, ne sağlıklı beslenirdim, ne düzenli hayat yaşardım, ne her gün yürüyüş yapardım. 

Bu günlere ulaşacağım bile meçhul olurdu. Beni öylesine seviyor ki, sağlığım için en ufak bir eksik ya da yanlış yaparsam acımasızca tokadı yapıştırıyor namussuz. O zaman öyle bir kendime geliyorum ki…!

Ama hemen ayağımı denk alıyorum. Yapmadığım egzersizimi yapıyorum. Hemen beslenmeme daha dikkat ediyorum. Ne yapıp edip stresten ya uzak duruyor ya da onu kontrol etmenin çarelerini arıyorum.

Arayan belasınıda buluyor mevlasınıda. Yani her şeyin bir yolu var. Anlayacağınız, beni öyle seviyor ki.  Hatamı hiç affetmiyor.

Önce kibarca uyarır beni. Her gün sabahları bir görüşmemiz vardır onunla. Onu ölçer bakarım. Ne durumda olduğumu söyler bana. Anladımsa mesele yok. Ama anlamazda yanlış yaparsam affetmez. İyiliğim için yapar yapacağını.

Bu şeker beni çok seviyor. Bense ona pislik olsun diye her yerde eşe dosta anlattım durdum. Bu şapşaldan korkmayın hiçbir şey yapamaz, kuru gürültüdür diye. Onun bütün zayıf yanlarını deşifre ediyorum her yerde.

İnanın sürekli didişen iki kardeş gibiyiz. Biz büyümeyeceğiz, büyüsek de didişmemiz bitmeyecek.

On bir yıl önceydi. Kendimde bazı anormallikler hissediyordum. Yemek üstü uyuklamalar, gece yatmadan tatlı yemeler, durup dururken olur olmaz öfkeler, ağız kurumaları, baş ağrısı, anlamsız duygulanmalar, daha neler neler.

O zamanki aile doktorumuz sevgili Nedret ablaya telefonda sordum. “Şu tahlilleri yaptır da bakalım” dedi. Ama yarın öbür gün demeye kalmadan, bir gece 6 kere tuvalete gidip, her dönüşümde iki bardak su içince. Hop ne oluyor bana deyip sabah erkenden tahlil yaptırdım.

Laboratuar müdürü hanım, sonuçları vermeden önce beni odasına aldı. “Bülent bey” dedi “bazı değerler çok anormal çıktı. Şüpheye düşüp ana merkezimiz de bir kez daha kontrol ettirdim. Aynı çıktı. Lütfen bu sonuçları hemen doktorunuza götürün, ya da dosdoğru bir hastaneye gidin. Kendimi “hayat kurtarıcım” Vecdet ağabeyin yanında buldum. (Prof.Dr. Vecdet Tezcan) Tahlil sonuçlarına baktı, beni dinledi, muayene etti.

Otur bakalım Bülent dedi. “şeker hastasısın”.

“Ne zaman geçer” dedim “hiç geçmez” dedi.

Ne tuhaf adam yahu! böyle güm diye söylenir mi." Bir bozuldum.

“Ne yani dedim. Şimdi benim gözler kör olacak, bacaklarım kesilecek, böbreklerim iflas edecek, diyaliz falan..., sonrada kalpten gideceğim öylemi?!

“Evet” dedi.

İçimden “densiz adam” dedim. Masadan kalktım ağlamaya başladım. Muayenehanenin içinde iki tur attım, camdan dışarıya bakıp ağlıyorum.

“Yüzünü yıka gel otur.” dedi bir de mendil uzattı.

Bak Bülent dedi, eğer söyleyeceklerimi yaparsan o söylediklerinin hiçbiri olmayacak. Ama yaparsan! “Yaparım” dedim. “sen ne dersen yaparım” bir yandan ağlıyorum.

Bu arada sonuçları açıkladı bana şeker”glikoz” 368, trigliserit 1200. Bak dedi. uzun süredir fark etmemişsin, yüksek şekerle dolaşmışsın. İşde, evde, sokakta her yerde sinirli olmalısın doğrumu. Düşündüm, evet dedim. Şu an bu trigliserit sebebiyle kanın öyle yoğunki, hani neredeyse boza kıvamında olmalı. Kalbin ve damarların zorlanıyor. Risk altındasın.

Sonra yapmam gerekenleri anlattı. “6 ayda” dedi normal düzeye getireceğiz senin şekeri. Sonra disiplinli bir günlük yaşamla en sağlıklı bir insan kadar belki daha fazla sağlıklı ve dinç olacaksın. Oh be dedim doğru dürüst bir laf etti sonunda. Peki nasıl olacak. Şu gıdaları bundan sonra hayat boyu ağzına sürme. Şunları bol tüket. Her gün yarım saat yürü. Önce şu fazla kilonu en yavaş şekilde azaltacağız. En yavaş şekilde diye tekrarladı. Patronunla konuş ve gerekli önlemleri al. Gerekirse işi bırak bir süre. Ama tamamen boş kalma sakın. Bir şeylerle meşgul ol. 

Valla hiç üzülmedim. Vecdet ağabeye güvenim sonsuzdu 

Asla yumuşatıcı konuşmaz. Beni teselli etmediğini biliyordum. Bütün dediklerini yaptım. 36 ayda 25 kilo verdim.

Bu süre boyunca inanın bir gün bile aksatmadan ortalama 45 dakika yürüdüm.

Söylediği diyeti tam olarak yaptım. Birkaç da hap vermişti onları da kullandım. Aynen değdi gibi oldu. 6 ay sonra normale döndü bizim şeker kardeş.

Sonra didişe didişe yaşayıp gidiyoruz. Orada burada. Onu sevdiğimi anlatıyorum. Olayın ikinci senesinde ona bir de kazık attım.

Şimdi her gün benden dört kere iğne (insülin) yiyor mendebur. Tanıyanlar bilir, ciddi bir maç oldu. Berabere bitti. Şimdi kardeş olduk. Didişe didişe yaşıyoruz. Aman duymasın, onu seviyorum. 

BÜLENT SELEN 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 959
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster