Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
309
 

Şekerleme...

Şekerleme...
 

Kauçuk ağacının altında siestaya çekilmiş, rüzgarın salladığı dalların arasından gökyüzünü seyretmeye çalışıyorum. Biraz daha serinlik istiyorum fırtına tanrısından, sıcaktan bunalmış bedenlerimiz için.

Kimbilir nasıl insanlar geldi geçti bu topraklardan, diye düşünürken yitirmekte olduğum hayat çoşkumdan dolayı kendimi suçluyorum.

Nedir bu yaptığım şimdi, hesap anı mı? Yoksa günün yorgunluğunu tatlı bir şekerlemeyle uyuşturmak mı?

Kauçuk ağacının yemyeşil dalları gibi yeşermek istiyorum. "Bu sıcakta, bu nemde ne yeşermesi, kestirsene biraz." diyor, yitirmekte olduğum hayat çoşkum.

Üzerine kıvrıldığım piknik masasının tek sakini ben değilim, yorulmak nedir bilmeyen karıncalar peşimdeler. Biraz şekerleme yapmak istediğimin sanırım farkındalar.

Huzursuzum ortalıklarda gezinen bir yılan var, ve ben onun göründüğü yerlerde şekerleme yapmaya çalışıyorum, resmen tırsıyorum, fakat kafayı bir yerlere dayamanın verdiği rahatlıktan dolayı kalkıp gidemiyorum.

Nereye baksam hüzün buluyorum, onun varlığı zaten belli, ben onu aramıyorum. Bu şehir, bu höyük, bu hayat, nemli hüzün kokuyor.

Çömlekçi ustalarının seramiklerde bıraktıkları parmak izlerinin peşinden gitmek istiyorum. Üzerinde parmaklarımı gezdirdiğim bu izlerde ruhlarını hissetme çabalarım, ne yazıkki her gün boşa çıkıyor. Yine de seviyorum bu hüzünlü seramoniyi. Çok şanslı buluyorum kendimi, bu izlere dokunduğum için. Benim aradığım... Hüzünün yanına bir parça mutluluk belkide.

"Ne arıyorsan ara, bende derman kalmadı bilesin" diyen hayat çoşkuma sinirleniyorum. Bir karınca kovuyorum yüzümden.

Bir o yana, bir bu yana dönmekten huzursuz ruhumda bende sıkılıyorum. Birazdan işimin başına dönmem gerek.
Sabah uykusuna hasret gözlerim bana isyan ediyor. Bu isyanı duymamazlıktan gelip "az kaldı kazı bitsin günlerce uyuyacağım" diye teselli ediyorum gözlerimi.

İçimdeki taşlaşmış bitkinliği, kuş sesleri yumuşatıyor.

Kalkıp denize bakıyorum.

Deniz bana bakıyor.

Bir kertenkere tırmanıyor ağaca,

karıncalar bu kış bir şölen yapacak olmalılar diye geçiriyorum aklımdan.

"Hadi bakalım yitirmekte olduğum hayat çoşkum, mola bitti. Bizi bekleyen mutluluklar var, hüzünün yanına eşlik edecek yepyeni mutluluklar."


Agustos 2008- SOLOİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sinmiş gözlerinize, günün maviliğini çalmış düşünceleriniz ve tüm medeniyetlerin izlerini taşıyor parmaklarınız. Ruhunuzda hoş gelgitler, tanrılarla, tanrıçalarla kahvaltı sabahı sohbetleriz... Güzel di. keyifliydi.. kendi adıma paylaşımlarınız için teşekkür ederim.

Ehli Keyfim 
 08.01.2009 20:08
Cevap :
Günün maviliğini her gün çalıyorum kimseye çaktırmadan, mavi tutuyor düşüncelerimi mavi fısıldıyor kulağıma... bende senin paylaşımların için teşekkür ederim.  10.01.2009 21:08
 

Yitik ruhları aramaya olacaktı.:) Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 14.09.2008 22:55
 

Sizin içinde öyle olduğu çok açık. Yaptığınız bu kısa bir siesta inanıyorum ki çok iyi gelecek ve kaldığınız yerden yenilenerek devam edeceksiniz ruhları aramaya. Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 14.09.2008 22:54
Cevap :
Bende öyle yaptım zaten. Kazıda çok yorulur insan, sıcakta üzerine gelince bazen böyle molalar vermek gerekir, kendine gelmek için. Sevgiyle kalın...  15.09.2008 1:16
 

Hayat Soli gibi... Köhnese de... hala içinde ince bir merak... hala içinde bir coşku... Okumak güzeldi...

yeşilsoğan 
 01.09.2008 23:35
Cevap :
"sine qua non=olmazsa olmaz" hayat böyle işte... teşekkürler...  02.09.2008 0:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 107
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 642
Kayıt tarihi
: 15.02.08
 
 

" verba volant, scripta manent." Hayatıma sürekli anlam katmakla meşgulüm. Galiba en iyi yaptığım i..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster