Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
655
 

Seksinize de size de.

Seksinize de size de.
 

Başlatmayın seksinizden. Bu günlerde hazımsızlık çekiyorum zaten. Yok, “A” noktasıymış, yok “B” noktasıymış, yok “G” noktasıymış. İnciğini, cinciğini çıkardınız vallahi. Yazının herhangi bir yerinde seks kelimesi geçsin yeter, aç kurtlar gibi saldırıyoruz. Hurraaa… Bu ne be? Kıtlıktan mı çıktınız kardeşim?

Bu konuda performansına asla yetişemeyeceğim, günde üc beş defa seksü dü olan arkadaşlarım var maşallah. Tüü tüüü tüüü. Allah nazarlardan saklasın onları. Nazar değmez inşallah. Aynı arkadaşlar tabii ki başka konularda da gayet etkin ve yetkin yazılar yazıyorlar ama bir bakıyorsunuz içinde seks kelimesi geçmeyen blogları nın okunma sayısına dörtte bire gerilemiş. Demek ki keramet kavukta değil seksteymiş. Sizin başka işiniz yok mu kuzum Allah aşkına. Birini ödemeden diğeri gelen faturalarınız, arkadaşlarınız, dost sohbetleriniz, bayramlarınız, seyranlarınız. “Bunu uyak olsun diye koydum haaa. Aslını sorarsanız tam olarak ne anlam ihtiva ettiğini ben de bilmiyorum.” Seyran bir ilçeydi galiba değil mi? Neyse konumuza dönelim. Ne diyorduk? Seks! Diyorum ki sabahtan akşama seks yapsak, bütün sorunlarımızı çözebilir miyiz acaba? Bu günlerde tam da zamanı üstelik! Bunaltıcı sıcaklar geride kalmış, havalar serinlemiş, horozlar ötmüş, tavuklar yemlenmiş, tene değen elyaf yorganlar hafifliği acayip iç gıcıklıyor. Bize ne kim öderse ödesin faturaları. Karnımız acıktıkça sevişiriz beee. Başucumuza şöööyle renklisinden birkaç da mum yakıp koyduk mu romantizm de tamamdır. Gerisi okyanusta balık.

Fakat aklıma takılan birkaç soru var? Seks üzerine onca kelam eden arkadaşlar buna hiç değinmediler. İşleri nedeniyle çok yoğun olan insanların seks hayatı nasıldır acaba? Mesela politikacılar. Mesela bir buluş için aylarca bir mekana tıkalı kalanlar. Mesela kış uykusuna yatan ayılar, köstebekler, yılanlar. Eğer seks yapmamak insanları saldırganlaştırıyorsa, onlara uykudan uyanınca hiç yaklaşmamak gerekir ki; hayatınızı kurtarabilesiniz. Şaka bir yana düzenli seks insanı dinginleştirirmiş, öyle yazıyor bütün kitaplar. Fakat onca tabunun, onca yasağın, onca faturanın yükü altında ezilen insanlar nasıl olacak da düzenli seks yapacaklar. Seksin sayıyla değil de doyurucu olanı daha mı makbuldür acaba? Bu anlamda seksi en doğal ve özgür yaşayan hayvanlar alemine bi dalmak istiyorum. Ne aşmaları gereken katı kurallar, engeller, tabular var, ne de tüm bunların sırtlarına yüklediği tükenmişlik ve utanç duygusu. Temiz hava bol gıda da bir yandan, seks yapmasında ne yapsın bu gariban. “Bunu da uyak olsun diye koydum, bakmayın siz:))” Her neyse. Seksin sayıyla değil doyuruculukla ilgili olduğunu bakın nasıl sağlam delillerle ortaya koyacağım şimdi. Hani şu bizim kediler var ya; hani Marttan marta sevişen. Abi adamlarda ne edep, ne ar, ne haya. Sokak ortasında hem de… Bas bas bağırıp, yakaladılar mı bitiriyorlar işi. O ne bağrış, o ne çağrış Allah aşkına. Sanırsın kediyi boğazlıyorlar. Bu örneği neden verdiğimi sorarsanız, yaşamın katı gerçeklerinin seks duygularımızı nasıl körelttiğini ortaya koymak için tabii. Neyse…

Bu konuda bu güne kadar hiç yazmayan bana nasıl oldu da bu bloğu yazdın diye sorarsanız, en son sevgili Ali Nail’ in orgazm bloğunu okuduktan sonra esti diyebilirim. Bir de seks cümlesi geçen yazıların çok okunma kıskaçlığı var tabii işin içinde.:) Bir kadın olarak bana soracak olursanız orgazm nedir diye? Üstüne onca şey yazılan ve topu topu saniyelerle sınırlı bu doğa olayını şöyle tanımlayabilirim size.

Hani azgın dalgalar kudurur da şaha kalkarak koca koca kayalara kadar ulaşıp bir hışımla kayaları yalar geçer, sonra da eski sakin sularına geri döner ya; işte öyle bir şey işte orgazm olma duygusu. Yani… Üstüne tonlarca kelime üretilip tahlillerle açıklanmaya çalışılan şey, topu topu üç beş saniye süren bir yok olma, dünyayı ve evreni unutma duygusudur. Geride kalan tortu, geride kalan garip bir sessizlik.

Bu konuda da yazdım ya; ölsem de gam yemem artık.

Kalın sağlıcakla efendim. Hepinize sekste sayısal değil, sözel başarılar:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sığmadı o yüzden ikinci kutucuğa geçtim. İşte demiş zengin adam: "senin de eben bellendi, düşün şimdi, o çek nasıl ödenecek, maaşlar nasıl ödenecek vs." Merak ediyordunuz ya, politikacısı patronu vs.. Bilmem oldu mu.. NB: Ele aldığınız konular, evet, tabu statüsünde. Fakat tabuyu yıkma cesaretiniz alkışın ötesinde övgüye layık. Biz "sazan" lara yem atışınız ise zekice bir atraksiyon. Ama hayır, bu yazının konusu bana göre diğer hiç bir yazının konusundan ne daha az önemlidir ne daha çok absürd... Sevgiler...

Birkan Can 
 13.12.2008 11:53
Cevap :
Çok teşekkür ederim Birkan bey. Hayat işte. Her artının mutlaka bir eksisi oluyor. Sevgilerimle...  13.12.2008 14:55
 

Zengin bir iş adamı sabahları yorgun bitkin ve suratsız bişekilde evinde kahvaltısını yaparken karşı binalardan birinin alt katından çıkıp giden biri hep dikkatini çekermiş. Adamın üstü başı hırpani, fakir mi fakir ama saçları hep ıslakmış. Komprador bir gün merakını gidermek üzere adama sormu; "yahu sen ne iş yaparsın" diye.. Adam ıssızım demiş. " E peki neden saçların ıslak her gün" diye sormuş. Fukara, "efendi demiş biz açlıktan akşam olur olmaz yatağa gireriz. Eeee o kadar zaman uyuyacak halimiz yok, malüm işte.. sabahları da dinimiz gereği boy abdesti alıyorum " demiş.. Çekti , senetti, faizdi,paraydı puldu derken hoşafın yağı kesik olan zengin zat hayretler içinde kalmış ama acımış ta adama. Ona para vermiş iş kursun diye. Adam işi kurmuş. Fıkra bu ya, işler iyi gitmiş ve adam sabahları daha az görünmeye başlamış. Bir iki derken o akşam olur olmaz yatağa giren adam gece yarıları gelmeye başlamış ve artık sokağa çıktığında saçları ıslak bile değilmiş. İşte demiş zengin adam:

Birkan Can 
 13.12.2008 11:47
 

Güzel ve komik bir yazıydı.Beğenerek okudum ve keyif aldım :)) İnsanlarımız maalesef seksi çok düşünüyorlar,uyguluyorlarmı bilemem.Siz boş verin onları Haydar Dümen ilgilenir.Sevgilerle...

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 26.10.2007 4:41
Cevap :
Teşekkür ederim Yakamoz. Sevgilerle  26.10.2007 10:49
 

Aaaa, ne ayıp sende mi?

Ayda 
 17.10.2007 22:46
Cevap :
Aaaa... Evet ben de. En sonunda. Beni de benzettiniz kendinize:))  17.10.2007 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 669
Toplam yorum
: 6100
Toplam mesaj
: 564
Ort. okunma sayısı
: 1492
Kayıt tarihi
: 19.01.07
 
 

Bir on dört mart sabahı güneş henüz arz-ı endam ederken üzeri yongalarla kaplı, küçük pencereli, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster