Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
658
 

Selim ile Hasan

Selim ile Hasan
 

Siyah beyaz fotoğrafta bir kaç erkek çocuk bir otomobil önünde birbirlerine sarılmış halde poz vermişler. İşaret parmağını fotoğrafın tam ortasına koyarak şöyle diyor: "Biliyor musunuz? Bu çocuklarla birlikte büyüdük ama şu an hepsi öyle farklı yerlerde ve öyle farklı işlerle uğraşıyor ki." Parmağını fotoğraftaki yüzlerden birinin üzerine kaydırıp "Mesela şu çocuk" diyor, parmağının altındaki dalgalı saçlı çelimsiz bir çocuğa bakıyorum, o anlatmaya devam ediyor: "Bu çocuk kendi halinde bir çocuktu. Şimdi İstanbul'da mafya işlerine karışmış." Çocuğun yüzüne daha da dikkatli bakıyorum. Yumuşak bakışlı ve çelimsiz vücutlu bu çocuğu elinde silahla düşünmediğimi farkediyorum.

İşaret parmağı başka bir çocuk yüzüne hemen ardından da bir başkasının yüzüne kayıyor: "Bu iki çocuğun hikayesi ise çok daha ilginç" diyor. Merakla dinliyorum. Anlatmaya başlıyor. "Bu çocuk" parmağının altında kısa boylu ve hafif kilolu sarı saçları kulak hizasında bir çocuk var "Bu çocuğun adı Hasan." Parmağı diğer yüzü göstererek şöyle devam ediyor; "Bunun adı ise Selim." Selim ince uzun bir çocuk, yüzünde haylaz bir gülümseme var, ilk bakışta kendini sevdirenlerden. "Selim bir gün sokakta oynarken duvarın dibine çökmüş ağlayan bir çocuk görüyor. Yanına gidiyor. Çocuğa neden ağladığını soruyor. Çocuk annesinin de babasının da öldüğünü, hiç kimsesinin olmadığını, sokakta kaldığını anlatıyor." Şaşkın şaşkın dinliyorum ve olayın hangi yılda olduğunu soruyorum. "Bu çocukların ikisi de 1972 doğumlu. Birbirlerini bulduklarında 11 yaşındaydılar. Yıl 1983 mü oluyor?" Başımı sallıyorum, o anlatmaya devam ediyor: "Selim, Hasan'ın omuzundan tutup kaldırıyor. Ona "ağlama" diyor "Seni bizim eve götüreyim" Hasan başını sallayıp kalkıyor ve Selim'in peşine düşüyor. Eve geliyorlar. Selim durumu annesine anlatıyor. Kadın çocuğun önce karnını doyuruyor.Sonra üzerini başını temizliyor. Akşam olunca Selim'in babası geliyor eve.Anne durumu anlatıyor. Adamın içine dokunuyor çocuğun hali. "Peki kalsın bizimle" diyor."

Yıl 1983. O zaman ben 10 yaşımdayım. Zamanı ve hayatı hatırlamaya çalışıyorum. İnsanların birbirlerine bakışlarını, kalplerini, duyarlılıklarını...Şimdi zamanın içinde öyle yitip gitmişim ki, o zamanlar birer hayal gibi kalmış hafızamda. Şimdiki zamanlarda, ağlayan bir başka çocuğu eve getiren bir çocuğa ailesinin cevabı ne olur diye düşünüyorum. Yıl 2007 ve zaman insanlığımızdan ne çok şeyi alıp götürmüş, en başta güven duygumuzu...

"Peki o çocuğun ailesi zengin bir aile miydi?" diye soruyorum. Yüzünde bir gülümseme beliriyor. "Zengin mi?" diyor "Adam gece bekçisiydi ve 4 tane çocuğu vardı.Anneleri ise ev hanımıydı."

FOTOĞRAF: Tarık Aytaç Gürbüz

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok paraya ihtiyaç yok ki... Haddinden fazla zenginlermiş... Sevgiyle...

Barış 
 10.04.2007 10:00
Cevap :
Canım Barışcığım, Ne kadar doğru bir laf: Zengin olmak için paraya ihtiyaç yok...Böyle gönlü zenginlerin çoğalması dileğiyle...Kucak dolusu sevgiler...  10.04.2007 10:04
 

Erdem-fazilet değerlerininm ana başlığı oluşturduğu bir zaman diliminde şer diye telaffuz edilen şeyler detaylara gizlenmişti ve ne güzel gözden kaçırıyorduk, takmıyorduk. Şimdilerde nasılsınız diye sorduklarında , sadece sağolun diyoruz. Siz nasılsınız? demiyoruz. garip bir değişim içindeyiz. Gelişmeden değişiyoruz. ! sevgiler kanka

Yücel! 
 09.04.2007 11:39
Cevap :
Sevgili Yücel, Bu çok güzel bir tespit; Gelişmeden değişiyoruz...Ne yazık ki değişiyor ve insan olmaya dair pek çok şeyi geride anılarımızı koyduğumuz sandıkta solgun fotoğraflar olarak bırakıyoruz. Gelecek yeniden kazanılan değerlere gebedir belki...Umut kaybolmamalı...Sevgiler...  09.04.2007 14:34
 

Of Fulya'm off...Yıl 2007 değişen ve yok olan o kadar çok şey var ki insanlık adına. Listelesek inan sayfalar yetmez. Eskiden di çok eskiden. her şey kolay şimdi, ondan hiç bir şeyin kıymet bilinmezliği. Şimdi sokakta duvar köşesinde yatan bir adama bakıp ahlayıp vahlayıp uzaklaşıyoruz yanından. Yüreğine sağlık Canım...kucak dolusu sevgiler

guguk kuşu 
 09.04.2007 10:53
Cevap :
Canım Haticeğim, 20 yılda ne çok değişmiş ne çok kaybetmişiz...Peki 2027 nasıl olacak aceba? Umutlu olmalı ama gerçeklere bakınca umudu muhafaza ne kadar edebiliyoruz? Dileyelim gelecek kaybedilenin yeniden bulunduğu zamanlara gebe olsun...Kucak dolusu sevgiler canım'a...  09.04.2007 11:06
 

Ve zaman insanlığımızdan çok şeyleri alıp götürdü...Haklısınız sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 09.04.2007 9:59
Cevap :
Sevgili Meral Hanım, Zamana fazlasıyla teslim olduk sanki...En güzel şeylerin elimizden kaçıp gitmesine izin verdik...Peki nereye kadar? Sevgilerimle...  09.04.2007 10:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1069
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster