Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '11

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
670
 

Selma Taran olsaydım

Selma Taran olsaydım
 

netten


Kadın olmak zor iş. Sen ne kadar kendinden emin olursan ol, illâ ki toplumun her kesiminin -hadi baskısı demeyim- gözü senin üzerinde olduğunu hissedersin. Hiçbir şey denmese bile bilirsin ki takipdesindir. Ne giymiş, ne pişirmiş, nereye gidiyor, nereden geliyor?.. Sıradan bir kadın için bile bu böyle. Komşu kadın, kapıcı, mahallenin bakkalı, evde ki oğlun, annen-baban herkes senin üzerinde söz hakkı olduğunu düşünüyor. Kapıp koyvermemişsen, ki bu bile mücadele gerektirir. 

Ali Taran'ı varlığından TV'daki yarışmaya kadar haberim bile yoktu. Yaptığı (ekranlarda az rastlanan) zekice esprilerin yanısıra, duruşunu da çok hoş bulduğumu itiraf etmeliyim. Hani erkeklerin, beğendiği bir kadına ulaşamayacağını düşününce içinin başka dilinin başka söylediğinden adım kadar emin olduğum; "Dünya ahiret bacım olsun" demesi gibi...  

Hülya Avşar'la -beklediğim- söylentileri başladığında evli olduğunu karısının da kanser hastası olduğunu öğrendim. Onun için direnç gerektiren bir durum. Her babayiğitin harcı da değil. Olmadı da... Son Samuray görüntüsü, görüntüde kaldı, yaptığı ile örtüşmedi... 

Birçok kadının ağzını sulandıran, bakımlı, zeki ve varlıklı bir erkekle birlikte olmak zor iş. Hatta fazlaca yorucu bile olabilir. Her an tetikde olmak gerekir. "Erkeği elde etmenin 10 yolu" ile eğitilmiş(!?) bir nesil karşısında mücadele edeceksin. Yolda yürürken bile kolundan çekip almak isteyen her yaşta kadına karşı "Höööt! ben buradayım, o benim!" diyemesen de bu bakış yüzünden eksik olmamalı. İstemesen de... Sırf bu neden bile sıkıntı verecek kadar yorucu. Üstüne üstlük hasta isen, ne kadar uğraşabilirsin ki? Beklediğim son gecikmedi. 32 yaşa karşın 59 yaş mücadelesine imza atıldı. 

Ben Selma Taran olsaydım; şimdi eşofmanlarımı giyer "Ohhh be, huzur bu işte" diye arkama dayanır kendim için yaşamaya başlardım. Tüm bu mücadeleyi Ali Taran'a devretmenin mutluluğu ile... 

Bazen kaybetmek daha iyidir. 

Sıradaki eski bir yazım Selma Taran'a gelsin. 

Aşkım Masada Kaldı 

Uyanamadağım bir sabah; 

sadece alırken giydiğim elbisem,  

etiketi çıkarılmamış ayakkabı,  

başucumda bitirilmemiş kitaplar,  

hiç sürmediğim çilekli pembe rujum,  

koklanamayan zambak kokulu parfümüm 

"Özledim" bile diyemediğim, telefonumu bekleyen birkaç dostum,  

geceden, içini hazırladığım, sarılamamış dolmalar,  

anneannemin tesbihinden kolye yapacağım akik taşlar,  

yaza yatırım için alınmış mayom,  

rengi solmasın diye hep elimde yıkadığım yemek takımım. 

Bir türlü dikemediğim sökülmüş paçam; hâlâ beni bekleyip duracaklar... 

Ya yüreğimde sakladığım umutlar? Ki, en önemlisi... 

Yaşanacak bir gün sanıp, ertelenen aşklar, adresi bulunamamış "Beyaz Atlı" ya yazılmış mektuplarım... 

Üzerine kar yağan tomurcuklarım... 

Silmeye kıyamadığım rumuzlu mailler, gizli hayranlarım…Platonik aşklarım/âşıklarım...Hepsi, hepsi uyanamadığım bir sabah beni bekliyor olacaklar. 

Gidişlerimde, ancak döneceğim gün çiçeklerime su vermeyi akıl eden güzel oğlum... 

Haftasonu yemeğe gelecek kuzenler ve sevdikleri... 

Aman tanrım! kapıda kalacaklar. 

90-60-90 yapamadığım yorgun bedenim. 

Ağzım sulana sulana, yutkunarak baktığım cevizli baklavalar, kestane şekerleri, karadutlar, kirazlar acep, öbür tarafta da olacaklar mı? 

Dağlarına bahar gelecekti hani memleketimin? "Memleket, memleketim "Karanfil kokulu cigara içenim. Hasretleriyle, hayalleri ile yüreğime gömdüğüm. “Yapma be adam! böyle yazma“ dediğim, şairim... O öldü daha da ölecekler, karanlıklar aydınlığa çıkıncaya dek. 

Önce dağlarına bahar gelmeli memleketimin. 

Yıkayıp, yıkayıp kot pantolonumun üzerine giydiğim beyaz gömleğim, sandalyede öylece, uyanamadığım bir sabah boynubükük kalacak... 

Nasıl panikledim anlatamam.Kullanmaya kıyamadığım şeyler, yarına ertelediğim düşler... 

Aşkım masada kalırdı bu sabah uyanamasaydım eğer. 

Saime Eren 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında, yazımda işin sosyal boyutuna değindim. Özele inse idim ve ben gerçekten Selma Taran olsa idim, başıma gelen kötü bir olaya sevdiğimi sürüklemek istemez, boşanarak kendimden bir şekilde uzaklaştırır en azından onun mutlu olmasını dilerdim... Neyse, durum budur. "Toprak" gibi çok anlamlı bir isim verenlere ve size saygılarımla...

Saime Eren 
 06.08.2011 19:06
 

sn yazarım..başkalarının hayatları yorumda yaşamda onlarındır. yanlış anlamayın sakın eleştirmek için yazmıyorum. O kadar güzelsiniz ki yazılarınıza yansımış.. Güzelliğiniz derken de içi güzelliğiniz tecrübenizi de kastettim.. Yazınıza yorum katmıcam..Yazdıklarınızın doğruları da yanlışları da olsa da sizin düşünceleriniz saygı duymak lazım..toprak

Aydın ADAM 
 06.08.2011 12:46
Cevap :
Sn.Toprak, kimsenin hayatını yargılamak istemedim. Ancak insanın duygulandığı anlar oluyor, empati yapabiliyor. Bu yazım da bunlardan biri. Zaten benim dememle hiçbir şey ne değişiyor ne de başka bir şey olacağı var. Sadece ".....olsaydım" diyorum. Zaman zaman "Tanrı olsaydım" dediğim bile olmuştur. Yaşamın bir domino olduğuna inanırım. Attığımız her adım, yaptığımız her şey birilerini mutlu, bir diğerini mutsuz edebilir. Sokakta laylay lom yürürken bile kendi halinde gezinen bir karıncayı ezerek eve dönebiliyoruz. Dalında açmış bir gülü "Aman da ne güzel" diye koparıp yalnızca bizim için açmış gibi davranabiliyoruz. Vb. öyle çok örnek verebilirim ki. O nedenle ilgisiz kalamıyor. "Ben, önce ben" yerine sorumlu yaşam tarzını benimseyenlerdenin. Ha bu arada da evliliklerin mezara kadar sürmesi gerekliliğini savunmuyorum. 'Hoşgeldin' diyebilen bir insan 'Güle güle' demeyi de bilmeli. Kimse kimsenin sahibi değildir. Sevgi özgürlükle büyür. Devam edeceğim..  06.08.2011 19:00
 

Böyle sorunlarınız olmadı olmaz umarım

srhnsrt 
 06.07.2011 11:43
Cevap :
Insanız, sorunlar hep var. Olmasa bir tuhaflık vardır. Gerisi "itiraf com" olur:)) Neyse ki dizginler elimizde...  06.07.2011 22:06
 

Genç kadınların kendilerinden yaşça büyük erkekleri seçmelerinin arkasında yatan asıl neden rekabetten korunmak olabilir ama bu, Ayşe gibi güzel, alımlı ve güçlü bir kadın için ne kadar geçerli olabilir. Neticede, daha önceki ilişkilerine de bakacak olursanız: Haşmet Babaoğlu, Okan Bayülgen yakışıklılığı olmayan, yaşça büyük ve akıllı erkeklerdi. Recep İvedik'i saymıyorum. Ayşe'nin boş bir anına gelmiş olmalı:) "Kanserli eşinden ayrıldı, vay utanmaz adam." sözlerine de katılmıyorum. Kadın kanserli olmasaydı da, "Genç bir kadın için, çocuklarının annesi kaç yıllık eşini boşadı." diyeceklerdi. Milletin ağzını büzemezsiniz. Ben çok mutlu olacaklarına inanıyorum. Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 06.07.2011 7:41
Cevap :
Bazen görünen köy klavuz istemeyebiliyor. Ancak ilişkilerde olasılık hesapları yapmak pek mümkün değil. Özellikle 3. kişiler için bu ne kadar doğru olur bilemem. Ben Selma Taran olsaydım; "Al biraz da sen oyalan" demeyi tercih eder, arkamı döner giderdim makamındaki düşüncelerimi aktardım. Çünkü önemli olan sağlıktır. Bir toplumda bireysel mutluluklar öne çıkartılmış herkes kendi paçasının derdine düşmüşse Aliler Ayşeler hep olacaktır. Karabulut cinayetine, Hüseyin Üzmez'e de verdiğim tepki ile aynıdır. Eli yüzü düzgünse, parası da varsa ne pahasına olursa olsun "Hop atla" bu düşünceyi onaylıyamam. "Güzel, alımlı ve güçlü olmak" erdem, onur vb. değerlerin önüne geçmemeli diye düşünen dinazorlardanım. "... atına atlayıp giden insanları" her geçen gün daha çok arıyorum. Saygılarımla.  06.07.2011 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 61
Toplam yorum
: 288
Toplam mesaj
: 31
Ort. okunma sayısı
: 758
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

Dünyanın en güzel şehri olan İstanbul' da yaşıyorum. Emekliyim. Güncel olayları yorumlamanın yanı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster