Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '08

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
5924
 

Sembolik etkileşim ve yorumlayıcı yaklaşım

Sembolik etkileşim ve yorumlayıcı yaklaşım
 

Sembolik etkileşim, insan davranışlarını hayvan davranışlarından ayıran etki-tepki mekanizmasını ortaya çıkaran; bizden önce var olan, bizimle beraber devam eden ve bizden sonrada devam edecek olan kurumsallaşan sembollerdir.

Sembolik etkileşim sürecinde insanın kendi kendi ile kurduğu iletişim son derece önemlidir. Başarılı bir iletişim süreci için her konuşma öncesi ve sonrasında kendileşme yaşanmalıdır. Kendimiz haricindeki insanlarla iletişimimiz örgütlü bir tutum yansıtır. Bu tutum kendimize yöneliktir. Kişi iletişim sürecinde bilinçli ya da bilinçsiz bu evreleri izlemektedir.

Her iletişim süreci toplumsal değer ve norm dizgeleri bakımından belirli alternatiflerinde tanımlanarak standartlaştırılması ve biçimsellik kazandırılması buna yol açmaktadır.

Everett Hughes’un bu konudaki görüşleri modern toplumda mesleklerin kurumsal işleyişi yönlendirdiği biçimindedir. Kişinin kendi kendine verdiği anlam daha çok mesleki statü olarak biçimlenir. Bu birçok iletişim sürecine engel teşkil eder.

H.Blumer’e göre insan davranışları sürekli değişir, bu değişme kendi dışımızdaki insanlar karşısında ihtiyatlı olma durumundan kaynaklanır.

Kişinin amacına ulaşabilmesi için kendini haklı çıkartacak ve onu amaca ulaştıracak sembolleri seçerek mesajına katmakta ve kurgulamaktadır. Bu nedenle davranışlarımız dışsal olarak dilin sembollerinin temelinde biçimlenmektedir.

G.Simmel’e göre iletişim kullanılan sembollerin biçim ve içerik farklılıkları temelinde birtakım farklı sosyal ilişkiler temelinde gelişir. Süreç zıtlıkları ve benzerlikleri bir araya getirir. Zıtlıklar temelinde sosyal ilişkiler birbirinden koparken, benzerlikler iletişim sürecini başarılı kılar.

Örneğin: Üst ve alt tabaka arasında çatışma ve gerilim olduğundan bu iki tabaka arasında iletişim yok denecek kadar azdır. Her ne kadar anayasal bir eşitlik varmış gibi görünse de, doğuştan gelen özelliklerle toplum hiyerarşik bir düzenle kuruludur.

Çatışmalar sürerken bir arada yaşamaya zorunlu olan insanlar ortak bir paydada buluşmak için mücadele etseler de iletişim bu süreci durdurur.

DRAMATURJİ

Goffman’a göre toplumsal ilişkiler süresince kurulan iletişim rol performanslarını başarılı kılmak içindir.

Burada bahsedilen rol performanslarının iki boyutu vardır. Bunlar: Ön bölge ve sahne arkasıdır.

Ön bölge: Kişinin kimliğini betimleyici birtakım özellikler kimlik sembolleri ile bağlantı kurularak adlandırılır.

Sahne arkası: Kişinin rolünü yerine getirme biçimidir. Bu rol kişiliğe özgü biçimde gerçekleşir.

YORUMLAYICI YAKLAŞIM

Bir amaca yönelik, amaca ilişkin eylem, alıcı ve verici ortak paydada buluşurlar. Her toplumsal eylem ve eylem yöneliminde ilgi vardır. Ulaşabilecek anlamda ilgiler doğrudan etkilidir.

Ortak paydadaki yazılı ya da kurumsallaşmış bilgilere herkesin yorumu ve yaklaşımı birbirinden farklıdır.

Habermas’a göre toplum yaşam ve sistem dünyası olarak analiz edilmelidir.

Dil yorumlama sürecinde değişik yeni anlamlar kazanır.

Kişinin eylemleri başarıya yönelmiş ise koşulları önceden görebilmiştir. Bu koşullara uygun stratejiler gerçekleştirebileceği gibi amaca ulaşmaktan uzak olduğu biçiminde algılarsa eylemi gerçekleştirmekten vazgeçer. Çünkü başarılı eylem araçsal eylemdir. Araçsal eylem sistemin kişiye dayattığı, anlama ulaştıran bir özellik göstermektedir.

Başarılı eylem kişiyi başarıya ulaştırdığı kadar sitem dünyasında yeniden üretilmektedir. Toplumsal eylemin başarılı olması durumu benmerkezci bir anlama da sahiptir. Çünkü bir olayı bir eylemin anlamını içinizde yaşamanızda tıpkı dışınızda gerçekleştireceğiniz bir eylem kadar sistem dünyasının değerlerine bağlanmanızı gerektirir.

Etkileşim süreçlerinde kurulan iletişim yollarında herkes kendi öznel anlam dünyasını yeniden inşa etmektedir. Kişi kendine özgü toplumsal değer biçimlerini yeniden üretmektedir. Yeni anlamlar ve bunları ifade eden sözcükler dile sürekli ilave edilmekte ve yeni davranış biçimlerinin özgün açılımları dışsallaşmaktadır. Dilin kurallarında olduğu kadar davranış görüntülerinde de değişim söz konusudur.

Habermas’a göre iletişim ikiye ayrılır. Bunlardan birincisi normal iletişim diğeri ise çarpıtılmış iletişimdir.

Normal iletişimde bireyin kendi kendisi, diğer bireyler ve grup ya da toplumla olan iletişiminde ileti yoluyla anlam ve dizgeleri yeniden üretilir.

Çarpıtılmış iletişimde ise dilin kuralları anlam dünyasında önceki yerlerinden kaydırılmakta ve iletişimsizlik ortaya çıkmaktadır. Bu durumda önceden kullanılan dilin lingusitik kuralları ve anlam bilimsel kuralları sarsılmaktadır.

Daha çok duygusal davranışların alanına yeni anlamlar katarak yaratılan değişim süreci birtakım kalıp yargıların ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Bozulan iletişim süreci çeşitli toplumsal olaylarda zorunlu bir anlam dünyasının iletişim sürecine yansımasıyla oluşur. Dilin kuralları ve anlamlarıyla eylemleri arasında kopukluklar ortaya çıkmaktadır. Bütün bunlar kamusal alanın işlemesinden kaynaklanmaktadır.

Kamusal alan başarılı bir biçimde bozulmamış bir iletişim ile işlemektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 804
Toplam yorum
: 737
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 1691
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster