Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '10

 
Kategori
Spor
 

Semih Şentürk neden nöbetçi golcüdür?

Semih Şentürk neden nöbetçi golcüdür?
 

Bir takımı bir araya getiren farklı özelliklerdeki futbolcular aynı zamanda bu bileşimin kimyasını da oluştururlar. Bu nedenle hangi futbolcudan ne kadar ve ne oranda olması gerekliği çok önemli bir maddi fenomendir.

Dün akşam Ankara’daki kupa maçına yepyeni bir kimya oluşturmuş bir şekilde çıktı Fenerbahçe sahaya. Kuşkusuz bu biraz da göle maya çalmaya benziyordu.

Ancak hiçbir şey yoktan var olmadığı gibi bir anda da var olamıyordu.

Nasıl Fenerbahçe’nin ligdeki kadrosu uzun ve zahmetli bir süreçten sonra belli bir kıvama gelmişse kupadakinin de epey maç oynaması gerekiyordu. Buna zaman var mıdır, orası ayrı ve taraftarın sinirini bozan trajik bir konudur. Fenerbahçe’nin 29 yıllık kupa hasretinin bir lanete dönüştüğünü son beş senedir artık açıklıkla tartışıyoruz. Böylesi bir ortamda elbette bir teknik adamın takımına güvenmesi önemli bir şeydir ancak laboratuara girip deney yapmaya bambaşka zaman ve mekan sorunudur.

1. Semih neden nöbetçi golcü diye anılıyor?

Yazılarımı yakından takip etmiş olanlar bilirler ki O’nun başarısını yürekten istiyorum. Hatta artık Fenerbahçe’de bu doyuma ulaşamayacağını bildiğimden geçen sene takımdan ayrılmasını da savunmuştum. Fakat yine terazinin kefesini dengeleyelim, Semih maçı kopuk kopuk oynuyor. Zaten onu etkili futbolcu yapan şey de konsantrasyonunun yüksek olduğu zaman dilimleri. Semih sanki 90 dakikalık bir sürenin ancak 10-15 dakikasında dikkatini toparlıyor, geri kalan zamanda da dağınık bir şekilde sahada geziniyor. İşte bu durum belki de onun sürekli takımda kalmasını engelliyor. Bu anlamda Semih biraz sahada ne yapıyor olduğunu tekrar tekrar izlemeli, anlamalıdır.

2. Baroni’nin futbolu neden eleştiriliyor?

Ankaragücü’nün beraberlik sayısı öncesinde golü atan Rajnoch ile kale arasında sadece Baroni vardı. Şöyle lütfen ayağını kaldırdı. Aslında sadece hamlesini şekil olarak gösterdi. Orada o an Emre Belözoğlu olsa muhtemelen rakibin ayağına kafasını sokar, önüne yatardı. Gol yine olsun, Rajnoch’ın hakkını yemeyelim, mis gibi golünü yok saymayalım, mesele karıncanın yangına su taşımasındaki gibi niyetten ibarettir. Belki biz yanılıyoruz, niyeti ve gayreti de var; ancak yetmiyor. Her iki durumda da Fenerbahçe forma hakkını kaybediyor. Dün akşam Aykut Kocaman’ın maç boyu oynattığı Gökay Irevul belki ahım şahım bir futbol oynamadı ancak niyetini gösterdi. Yetip yetmeyeceğine ilişkin tam kanaat verebilmek için Güiza’nın ve Baroni’nin bu takımda oynadığı kadar şans bulabilmelidir ki; olmuyor, diyelim.

3. Kazım konusunun neden kapanması gerekiyor?

Sanırım Kazım başka dünyaların futbolcusu; Fenerbahçe’nin olmadığı kesin! Hani kiminin konsantrasyonu, diğerinin niyeti, bir başkasının da yeteneği yok diyoruz ya; Kazım’ın da bu takımla alakası yok! Sanmıyorum ki kenarda hangi teknik adam ne görev verirse versin O dinliyor, uyguluyor. Bir kulağından girip, diğerinden çıkıyor olmalıdır. Takımla, taktikle, maçla ilgisi olmadığından zaten bambaşka şeyler yapma derdine giriyor. Basit olmak yerine zoru seçiyor. Öyle olunca da top onun ayağına geldiğinde ya etrafındakiler hareketlenmiyor ya da bir atak anında kimse onunla oynamak istiyor. Ankaragücü karşılaşmasında her iki durum da test edilmiştir.

İlk yarıyı %37’ye %63 topla oynama oranı ile kapatıp, ikinci yarı bunu %55’e %45 yaparak gerçekten çok önemli bir geri dönüşle Fenerbahçe’ye dört gol birden atan Ankaragücü’ne ve onun teknik patronuna tebriklerimizi gönderiyoruz. Ankaragücü’nün bu mücadeleci ve yaratıcı futbolunu neden Galatasaray ve Fenerbahçe’ye karşı sergiliyor ancak ligin diğer takımlarına mahkum ve amatörce oynuyor olduğunu anlamak için akli melekelerden başka şeylere de sahip olunması gerektiğine inanıyorum.

Aykut Kocaman’ın ne yapmak istediğini anlıyor ve ona saygı duyuyorum. Bu konuyu ilerleyen zamanlarda detaylandırıp, açacağım. Daha zamanı değil.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Üstad, yıllardır içerdeki Fenerbahçe maçlarını tribünde deplasmanlardaki maçları TV'de izlemiş, kalbimi zamanımı Fenerbahçe'Ye vermiş birisi olarak uzun zamandır bu kadar kafayı taktığım futbolcu olmamıştı Fenerbahçe'de... Birincisi Christian, ikincisi Bilica... Bilica'yı sonraya bırakayım ama bu Christian'ın bırak damga vurduğu maçı, ortaya koyduğu vasat/azıcık iyi bir maçını inan ben hatırlamıyorum... Bu kadar paraya, bulduğu bu kadar şansa yazık, yazık yazık... Böyle bir oyuncu için yabancı kontenjanına da yazık... Keşke imkanım olsa da oturup Kocaman'la ya da başkanla Christian'ı birlikte izlesek... Kocaman devre arası 1-2 yabancı takviyesi yapacağız diyor. Bunlardan birincisi Christian değilse bende futboldan zerre kadar anlamıyorum demektir... Saygılar...

Ahmet ÇELİKSÜNGÜ 
 10.11.2010 9:05
Cevap :
Santos kontenjanıyla ülkemize gelmiş olduğunu düşünüyorum. Aslında Brezilya'dan öl libero transfer etmek çok mantıklı da değil. Aurelio örneği fazlasıyla standart üstü. Ancak Ankaragücü karşısında izlediğimiz Baroni gerçekten bir çok yerli oyuncunun önünü tıkıyor. Yorumun ve katkın için teşekkür ederim...  10.11.2010 9:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 2003
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1283
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster