Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aşk Yazarı Mustafa Çifci

http://blog.milliyet.com.tr/mustafacifci

25 Eylül '13

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1185
 

Sen Beni hiç istemedin ki

Sen Beni hiç istemedin ki
 

Sen Beni Hiç İstemedin Ki


Aylar oldu sen buralardan gideli ama hiç aramadın. Oysa gitmek istemiyordun. “Alıştım buralara”, diyordun.  Gideli aylar oldu ve sen bir kez olsun aramadın. Seninle iyi dost olmuştuk. “En çok sevdiğim sensin, senden ve buralardan ayrılmam”, diyordun. İşin o kadar iyi olmasa da, bir şirkette ofis boy olarak çalışıyor, işini severek yapıyordun. Yaptığın iş sana bir gelecek sağlayacak kadar sağlam olmasa da, mesai arkadaşlarınla ilişkilerin çok iyi olduğunu biliyordum. Patronun oğluna ağabey diyor, ona ellerinle çay yapıyordun, O’da sana çok sevdiğin çikolatalardan alıyordu. Başka iş yerlerinden teklifler alsan da gitmeyi düşünmüyordun. Ne kadar isterlerse istesinler, ne kadar çok para verirlerse versinler buralardan gitmeyeceğim sözlerine inanmıştım. 0ysa sen, bütün sözlerini unutup gittin sevgili. Senin bir şeyi isteyip istemenin ne olduğunu, hayatını dolduran değerlerin hangisinden vazgeçip, hangisinden vazgeçmeyeceğini, inandığının peşinden yılmadan koşturacağından emindim.

“Seviyorum”, diyordun.

Oysa sevmek, bir şeyi çok istemek demekti.

Sevmek, istediğini elde etmek için ölmeyi dahi göze almak, ne pahasına olursa olsun vazgeçmemekti.

Sevmek, inanmak demekti.

Sevmek, güvenmek demekti.

Sen beni hiç istemedin ki sevgili. Oysa ben seni çok istedim. Hep seninle olmayı hayal ettim, tutkuyla, hırsla hep seni bekledim.

Seni her gün daha seviyor, daha çok istemeye başlıyordum. Sana doymuyordum. Her gün seni daha fazla görmek istedikçe sen, benden uzaklaşıyor, sen uzaklaştıkça bende seni daha çok istiyordum. Sanki sen olmayınca hayatımın bir yanı eksik kalıyordu. Her gün gözümde daha da büyüyordun. Seni unutmak istedikçe daha sıkı bağlanıyordum.

Çünkü istemek, istenilen bedeli ödemekten kaçmak değil daha da arzu etmek demekti.

Şimdi yalnızlığın pençesine düşmüş, kendi içinde sorunları büyüten, zavallı, işe yaramaz, bencilliğin cezasını ödeyen, kıymet bilmemenin gününü gören, kendi etrafında boşlukta sallanan birisi oldum. Yaralı ve kimsesizim. Belki de sen haklıydın. Seni beklettiğim gecelerin, sana çektirdiğim acıların bedelini ödüyorum şimdi. Hep ertelemenin o garip durgunluğunu, bekleyişin nasıl bir dünya olduğunu şimdi ben kendim yaşıyorum.

Artık uzaklardasın sevgili. Senin yokluğunda hüzünle yanıp tutuşan, gözyaşı döken ben oldum. Artık istediğim zaman seni göremiyorum. Artık istesem de ellerinden tutup rüzgârda dalgalanan saçlarını toparlayıp o gül yüzünden öpemiyorum. Ne kadar çok arzulasam da gül kokulu tenini koklayamıyorum.

Yalnız kaldığımda anladım ki sevgili, seni sandığımdan daha çok seviyormuşum. Bu şehirden gittiğin gün, hayatımın en kötü, en berbat, en gelişi güzel günlerindendi. En kötüsü, beni bırakıp gitmendi. En kötüsü, çaresizliğin verdiği acıyla tek başına kalmamdı.

En kötüsü, yarım kalmış, yaşanamamış günlerin ağır ağır yok oluşa doğru sürüklenmesiydi.

“Sen beni istemiyorsun, beni istemediğini davranışlarından anlıyorum. Yoksa kendine başka sevgili mi buldun? Ben hep senin zor anlarında yanındaydım. Oysa şimdi ben yalnızım sen yoksun”,diye yazmıştın bir gece. Sözlerin gecenin ortasında bütün gökteki yıldızları yere serpiyor, şehrin bütün ışıklarını ansızın kesiyor, baktığım her yer karanlığa kesiliyordu.  Çünkü ancak mutlu evlerin tepelerinde yıldızlar parlardı. Aslında ışık gibi parlayan yıldızlar değil, mutlu insanların sevinçlerinin gökyüzüne yansımasıydı. Sen gittin gideli bütün geçtiğim yolların yıldızları ayaklarımın altına düşmeye başladı. Yürüdüğüm bütün yollar karanlık, sensiz karanlıkta yolunu arayan meçhul bir yolcu oldum.

Sen beni hiç istemedin ki sevgili.

Ne zaman istediğin an gelemediysem seni ihmal ettiğimi düşünüp, büyüttün yaptıklarımı. Nice mutlu günlerin sonunda dargın ayrılıp gittin. İsteseydin eğer, çok sevseydin, birlikteliği seçseydin bırakıp gitmezdin.

Sevmek birazda fedakâr olmak demekti.

Sevmek, birbirini anlayabilmekti.

Sevmek, sevdiğini istediğin gibi değil, olduğu gibi kabullenmekti.

Sen beni yeterince istemedin ki sevgili.

 

 

 

Yazar: Mustafa Çifci- Aşk Yazarı www.mustafacifci.com

facebook.com/askyazarimustafacifci

t@mustafacifci

İnstagram:mustafa_cifci

Not: Bu eser Mustafa Çifci’nin kitabından alınmıştır. Telif hakkı yazarına ait olup, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında her hakkı saklıdır. Yazarın yazılı izni alınmadan kopya edilmesi, çoğaltılması, dağıtılması, özet olarak belli bir bölümün başka yerlerde yayınlanması yasaktır.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 531
Kayıt tarihi
: 16.04.13
 
 

Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster