Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
959
 

Sen benim annem değil misin?

10 yaşındaydı 4.sınıfa gidiyordu ve çok çalışkan bir çocuktu. En büyük isteği sınıf başkanı olmaktı. Öğretmeni bir türlü O' nu sınıf başkanı yapmıyordu."Neden?" diye soruyordu kendine."Neden ben sınıf başkanı olamıyorum?"

Eski binanın nöbetçisi olduğu bir gün derse girmemişti ve kontrol için okulun koridorlarını dolaşıyordu. Açık bir kapı gördü. Sınıf değildi. İçeriden de ses gelmiyordu. Belli ki boştu. Merakını yenemeyip kafasını içeri uzattı.Boştu evet. İçeri süzüldü usulca. Belli ki arşiv gibi bir yerdi. Camekanlı dolaplar ve dolapların üzerinde dönemler yazıyordu. Kendi dönemini ve kendi sınıfını buldu.Eski sınıf defterleri, yoklama kağıtları, ders defterleri filan vardı dolapta.Yoklama kağıdında kendi ismini aradı bulamadı.Bir daha baktı.Yine yok.Sınıf defterine baktı orda da ismi yok.İnananamadı, o bu okulun ve bu sınıfın öğrencisiydi.Peki ismi nerdeydi? Numarasına baktı.Numarasının karşısında başka bir isim yazıyordu.Kendi ismi yazmıyordu.Gülin GÜNDÜZ.Böyle birini tanımıyordu.Kendisinin adı Gökçe ŞÜKÜR dü.

Sonra birden aklına geldi. Aylin GÜNDÜZ diye birini tanıyordu. Eski apartmanlarındaki komşularının keninden 1-2 yaş büyük kızının adıydı. Hafızası makina gibi işliyordu. Bir gün Aylin'in kendisine "Biliyormusun biz kardeşmişiz?" dediğini hatırladı."Kim söyledi?"diye sormuştu Aylin'e."Babaannem!" cevabını vermişti Aylin.Bu inanmayıp "Bak soraraım babaannene?" deyince birden telaşa kapılmış "Yok, yok yalan söyledim.Babaanneme sorma sakın!" demişti.Evet her yerde onları kardeş hatta ikiz sanırlardı."Ayy siz kardeşmisiniz?""Çok şekerler ikiz mi bunlar?" gibi çok yorum alırlardı sağdan, soldan. Bütün taşlar oturuyordu işte.Aylin, Gülin isimler uyuşuyordu.Herkes onları benzetiyordu birbirine.Sonra bundan yıllar evvel Aylin ağzından böyle bir şey kaçırmıştı.Bir an gidip öğretmenine sormak istedi.Fakat girmememesi gereken bir odaya girmiş, karıştırmaması gereken evrakları karıştırmıştı.Sessiz kalmak daha iyi olacaktı.

Akşamı zor etti.Eve gider gitmez annesine koştu.

-Anne?

-Efendim benim güzel kızım.

-Sen benim annem değilmisin?

Kadının durgunlaştığını ve renginin bembeyaz olduğunu çocuk olduğu halde fark etmişti.Şimdi bile iyi bilir çocukların çok iyi gözlemci ve kurgucu olduklarını ve onlara yetişkin gibi davranılması gerektiğini.Sesi titreyerek cevap verdi kadıncağız.

- Yok öyle bir şey. Kısa bir duraklama.

- Sen nerden çıkardın böyle bir şeyi yavrum benim?

Çocuk o gün yaptıklarını ve gördüklerini olduğu gibi anlattı annesine.Ağlamaya başladı.

-Anneciğim ne olur doğruyu söyle.Aylin benim kardeşim mi?

Kadın da ağlamaya başladı ve bağrına bastırdı kızını.

- Yok öyle bir şey kuzum.Sen üzme tatlı canını.Nereden çıkarıyorsun bunları şimdi? Bak beni de ağlattın.Sen kendi derslerinle oyunlarınla ilgilensene.Saçma sapan şeylerle kafanı kurcalayıp hayal kuracağına.

O akşam babası geldiğinde de evde sesiz ve durgun bir hava hakimdi.Her zaman ki huysuz ve çok vıdı vıdı yapan baba gitmiş yerine hiç tanımadığı ağzını bıçak açmayan bir adam gelmişti.Olağandışı bir şeyler olduğunun farkındaydı bunun o gün aşivi kurcalaması ile ilişkisi olup olmadığını bilmiyordu.Annesi O'nu ikna etmişti çünkü.

Ertesi gün hafta sonu idi.Her Cumartesi olduğu gibi anneannesini ziyarete gittiler. Anneannesi torunları için arkada küçük bir oyun odası hazırlamıştı.Her Anneannesine gittiklerinde bütün gününü o o odada geçirirdi.Yine odaya dalmıştı ilk iş olarak.Salonda karşılıklı iki tane divan dururdu.Birine annesi uzanmış, diğerine anneannesi uzanmış karşılıklı konuşuyorlardı.Annesi ağlıyordu."Anneannesi ise "Söylemelisin!" diyordu."Eninde sonunda öğrenecek." istemeden kulak misafiri olduğu bu konuşma rahatsız etti çocuğu. Salona gitti.Uzun oturan annesinin koynuna girdi.

-Neden ağlıyorsun anne?

Annesi bir taraftan saçlarını okşayıp,

-Bir şey yok bebeğim.Anneannenle bir şey konuşuyoruz.Haydi sen git oyuncaklarınla oyna.Ne işin var büyüklerin yanında?

Tam arkasını dönüp çıkıyordu odadan, Anneannesi:

-Kızım tam zamanı şimdi söyle hadi! dedi.

Çocuk sırtının buz gibi olduğunu ve tüylerinin ürperdiğini hissetti.Duymak istemediği bir şeyle karşı karşıyaydı ve bu sefer kaçmak isteyen oydu.

- Gökçe, gel bi dakika bebeğim. Diye seslendi annesi.

- Hayır ben oyuncaklarımla oynayacağım.

- Gel yavrum.Oyuncaklarınla sonra oynarsın.

Yine koynuna aldı annesi onu ve anlatmaya başladı.Evet o Aylin'in kardeşi idi. Eski komşuları Hüseyin Amca'nın karısı yani anneleri, Aylin bir yaşındayken kendisi de 25 günlükken onları terk edip gitmiş O'nu da bu aile almıştı.
Annesinin hiç çocuğu olmuyordu.Çocukları ya ölü doğuyor, ya da düşük yapıyordu.O zaman da yine yeni doğum yapmış ve çocuğu doğduktan sonra ölmüştü.O'nunsa anne sütüne ihtiyacı vardı çünkü henüz 25 günlük bir bebekti.Annesinin ise bol bol sütü vardı.O'nu annesine getirmişlerdi emzirsin diye. Ve Allah annesine dünya güzeli birkız çocuğu bağışlamıştı böylelikle.

İnanmak istemiyordu hikayeye.

- Yalan değil mi anne?Ben dün arşivi karıştırdım, yaramazlık yaptım diye sen şimdi beni cezalandırmak için, yalan söylüyorsun değil mi anne?

- Hayır bebeğim yalan değil.

- Yalan!!!

Hepsi ağlıyordu. Anneannesi, annesi , kendisi.

- Yalan!

- Sen benim kızımsın bebeğim.İlla ki doğurmak değildir ki annelik.Seni ben büyütüyorum.Sen benim biriciğimsin.

- Yalancı.

Henüz 10 yaşındaydı.İçinde bir sürü şey alt üst oluyordu.İnanmak, kabullenmek istemiyordu.Anneannesi ve annesi kendisine bir şeyler anlatmaya çalışıyorlardı ama o duymuyordu bile söylenenleri.Elindeki bebeği olanca hızı ile karşıya doğru fırlattı. Salonun koca camı bebeğin çarpması ile birlikte büyük bir şangırtı ile aşagı indi ve tuzla buz oldu.O'nun küçük kalbinde de o an bir sürü ama bir sürü şey tuzla buz oluyordu.Annesi, babası, anneannesi, teyzeleri, dayıları, amcaları, öğretmeni herkes ama her kes yalan söylemişlerdi O'na.Henüz 10 yaşındaydı ve ilk öğrendiği duygu güvensizlik olmuştu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğurana da büyütene de zor. Çocuklara iyilikleri için yapılan şeyleri anlatmak ise çok daha zor. Anlayacakları yaşa gelene kadar güven duygusu geliştiremezlerse çokda mutlu bir yaşamları olmaz diye düşünüyorum. Sevgilerle

Gülün içinden 
 10.05.2007 15:02
 

Güzel bir yazı, eğer gerçekse daha sonra ilk öğrendiği sevgi ve güven olacaktır. Sevgiler

kevser şekercioğlu akın 
 09.05.2007 20:35
Cevap :
Anne olmak güzel şey.ister istemez pozitif düşünebiliyor insan.Şanslısınız.  09.05.2007 22:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1773
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster