Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
568
 

Sen benim şansımdın "Bakkal Emmi"

Sen benim şansımdın "Bakkal Emmi"
 

"Okumak sadece okula giderek olmaz, senin istemen lazım. Sen istersen kendi kendine de okuyup çok şeyi öğrenebilirsin" demişti rahmetli babası.

Elinde karne ve teşekkür belgesiyle koşarak eve geldiğinde " aferin benim aslan oğlum" demiş ve kucaklamıştı. Gözünde gördüğü bir damla yaşın nedenini o an için kavrayamamıştı.

Tam bir ay boyunca sokakta arkadaşlarla oynayarak geçmişti ve bir akşam babası onu yanına çağırarak " oğlum sözlerimi iyi dinle ve hemen üzülme" demişti. Arkasından " para durumumuzun iyi olmadığını sen de biliyorsun, üstelik hastayım ve daha ne kadar çalışabileceğimi bilemiyorum Bu yüzden okula devam etmen mümkün değil. Bir işe girip bize yardımcı olman gerekiyor. "

Babası çok demokrat bir adamdı ve nerede çalışmak istediğini düşünüp ona söylemesini istediğinde hiç düşünmeden "bakkal emminin yanında çalışırım" demişti. Bakkal emmi evin biraz aşağısındaki bir bakkaldı ve sahibi orta yaşlı çok sevecen bir adamdı. "Hadi git sor bakalım seni yanına çırak olarak alır mı ?" dediğinde, koşarak gitmiş ve sevinçle geri dönmüştü. Bakkal emmi " yarın sabah saat sekizde burada ol" dediğinde ise elini öpmüş ve "çok çalışacağım" diye söz vermişti.

Bakkaldaki ilk gününde emmi onu oturtmuş ve kendisini dikkatle izlemesini istemişti. Akşam olduğunda neler gördüğünü anlatıp ilk parasını kazanmıştı. Bakkal emmi ona " hiç bir işi küşümseme , bir işi en iyi şekilde yapmaya çalışmak muvaffak olmak için olmazsa olmazın olsun" diye öğüt vermiş ve devam etmişti. "Burayı para da kazanabileceğin bir okul olarak görürsen başarılı olursun".

Bakkal deyip geçmeyin öğrenecek o kadar çok şey vardı ki...Müşteriye davranış çok önemliydi, her zaman güler yüzlü ve sabır istiyordu. Bütün ürünleri öğrenmek farklı markaların özelliklerini ve fiyatlarını ezberlemek...Hepsinin üzerinde yazsa da akıldan söylemek bana eğlenceli gelmeye başlamıştı. Tabi ilk işim, gelince temizlik yapıp arkasından ustamla karşılıklı çay içmekti. Müşteri olmadığında beni sözlüye kaldırırdı :))) Aradan 2 ay geçtiğinde "şöyle bir düşün bakalım yeni bir mal çeşidi koysak ne olabilirdi" diye sordu ve bana iki gün verdi.

İyi birşeyler bulmam gerekiyordu ve sonunda buldum. Bakkalın biraz aşağısında pastane vardı ve sabahları poğaça ve simit çok satıyordu. Ben annemin yaptığı o mis gibi çöreklerden koyalım diye söylediğimde bakkal emmi gülümsedi " hımm sen akıllı bir çocuksun hem ben kazanacağım hem de eve ilave bir kazanç olacak, bu iyi bir düşünce en azından hadi deneyelim" demişti. Annemin çöreklerini beğenmemek bana göre mümkün değildi ve bu konuda haklı çıktığım için son derece mutluydum. Çöreklerin karını hergün anneme veriyordum, cumartesi günleri de haftalığımı alınca tüm yorgunluğum geçiveriyordu.

Mutluydum aslında ama hiçbir şey okuyamıyor olmak beni üzüyordu. Buna da bir çare buldum ilerleyen zamanlarda. Paket kağıdı olarak kullandığımız gazete kağıtlarını okumaya başladım. Tarihleri hiç önemli değildi ve çok beğendiğim bazı sözleri kesip saklamaya başlamıştım. Birgün onlardan bazılarını bir dosya kağıdına yazarak ustama gösterdim çok beğendi ve bir köşeye astı. Birden kendimi okul günlerimde gibi hissetmiştim.

Daha sonraları kütüphane ile tanışmam ve haftada en az bir kitap okumaya zaman yaratmam kendimi iyi hissetmemi sağladı.

Ah bakkal emmi ah ne iyi adamdın ve ben ne kadar da şanslıydım...


Sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 30.07.09
 
 

İlkokulu bitirdikten sonra maalesef okuyamadım. Küçük bir bakkal dükkanım var. Arkadaşlarım arasında..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster