Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

perihan reyhan ALKAN

http://blog.milliyet.com.tr/pra

17 Ağustos '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
54
 

Sen bir önemin mi var sanıyorsun

Sen bir önemin mi var sanıyorsun
 

Aslında hepsi göstermelikti. Hepsi çok daha öncesinde yazılmış olan senaryonun sahnelenmesiyle göz boyama gayretiydi. “Biz elimizden geleni yaptık ama gördünüz olmadı, anlaşamadık, anlaşmaya yanaşmadılar yalanını söyleyebilmekti. Başından beri niyetleri yoktu koalisyon kurmaya. Tek istedikleri tek başına iktidar olmaktı yine. Hatta ilanihaye ülkeyi yönetmek, yönetmek ama kendi isteklerince, herkese ve her şeye rağmen kendi arzuları doğrultusunda, esas hedeflerine ulaşmaktı.

Şimdilik yasaları çiğneyerek, saymayarak, uymayarak bir kısım yol kat ettiler üstünü örtebiliyoruz esas amacımızın zannıyla ama tekrar ve ne şekilde olursa olsun tek başına iktidar olmalıydılar ki kanunları kâğıt üzerinde de değiştirebilsinler, aslında resmen olmasa da, fiilen zaten başkan olanı, yasayla da başkan yapmak, sistemi değiştirmek. Azınlık da olsalar, çoğunluğu kendilerince yönetmek, fikirlerini dikta etmek, yaptırım uygulamak!..

Her ne kadar bazılarınca görülemese, inanılmasa da daha ilk günden beri esas amaç buydu.

Koalisyon talebiyle gitmediler kimseye, isteklerini dile getirmek, tek başına iktidar olabilmek için, yardımlarını talep etmek için gittiler. Dolayısıyla da olamadı tabii.

İlk günden beri istekleri olan tekrar seçimi gerçekleştirmek için her yolu denediler, daha da deneyecekler. Bunu, aklımda 9 seçenek vardı diyerek Davutoğlu da açık etti zaten. Her ne kadar başkanın sözcüsü olduğu, her ikisince de inkâr edilse, etiket başbakanı olduğunu her sözü, her tavrıyla ortaya koymakta, icazet almadan tek bir söz dahi edememekte. Başkan ne derse o, o ne derse o olacak!..

İşin maddi boyutunu da hiç hesap ettikleri yok, pek çok konuda zaman kaybı olduğunu, kaybedilen bu zamanın pek çok şeye mal olacağını da hesap ettikleri yok!..

İşin maddi boyutuna laf edilmesini önleme amaçlı, partilere seçim için ödenek verilmeyeceğini açıkladılar ama kendi tuzları kuru olduğundan bu da. Çünkü başkanlarının daha önce de olduğu gibi, bu uğurda tepe tepe kullanabileceği, devasa boyutta örtülü ödeneği var.

Yasalar gibi, teamüller de umurları değil, olmadı, yapamadım, başaramadım deyip görev iade edebilecek bir başbakanları yok. Diyemez, diyemiyor da zaten, emir büyük yerden çünkü.

Bu süreç oyalama taktiği, alternatif arayışlarına zaman kazanmak…

Kim bilir Ankara’da günler ne haraketli, görüşmeler ne hararetlidir, ne kulisler, hesaplar, pazarlıklar yapılıyordur kapı arkalarında. Kim bilir nelerin peşindeler?!

İhtimallerden biri de vekil transfer etme büyük olasılıkla. Adına çalma mı demeli, satın alma mı bilemiyorum... Siyasi tarihimizde, daha önce örneklerini gördük ama 18 milletvekilini bulabilirler mi, daha doğrusu, 18 dönek, 18 seçmenine, vatanına ihanet eden onursuz var mıdır bilemem, maliyetleri ne olur onu da bilemem? Bunlar epey bir zaman alacak olan işler…

Umunmaları da unutmamak gerek, “Terörün kökünü kazıyacağız, silahları sadece bıraktırmayacağız, üzerine beton dökeceğiz” vb söylemlerle, milliyetçi oyları çekebiliriz hesapları da var, Saadetten medet ummalar da!..

Çok başka hesaplar, planlar da olabilir, her şeye hazırlıklı olmalı ve de hiç şaşırmamalı. Olmaz dediğimiz, aklımızın ucundan geçmez neler olmadı ki bu güne dek!..

Bir de kendi aralarında bile olan tartışmalar, ikna denemeleri. Tekrar seçimi istemeyenler var epeyce, bir de olsun diye büyük umutla bekleyenler!..

Adamlara da hak vermek gerek!.. Tabii ki istemezler erken seçim olmasını. Vekil olacağız diye, onca para harcadılar, onca yağ çektiler, el etek öptüler… Şunun şurasında ancak birkaç kez alabildiler o ballı maaşlarını; daha nimetlerinden faydalanamadılar doğru dürüst, küplerini dolduramadılar, kim bilir ne hayalleri, ne beklentileri var!.. Daha evlatlar nemalandırılacak, gelecekleri kurtarılacak, şirketler kurulacak, kara paralar aklanacak, askerlikten kaçılacak ya da yan gelip yatılacak!.. Eş, dost, akraba… Kim bilir kaç kişi atama, tayin, terfi, göreve iade bekliyor, ihale bekleyenler var, aklanma bekleyenler, kamu arazilerini bekleyenler var elde kazma kürek!..

E olur mu şimdi, yapılır mı bu, ya tekrarlanan seçimde seçilemezlerse?!

Tüm hayaller, beklentiler, hesaplar, verilen sözler gibi, kıyak emeklilik de suya düşecek!..

Bir de diğerleri var, üç dönem engellileriyle kazanamamışlar…

Onlar da ellerini ovuşturarak beklemede!.. Gerçi 3 dönem kuralına takılanların bir kısmını, ustaca bir manevrayla kurtardılar engellerinden ama!..

Koltuğu kaptırmamak isteyenler, inadım inat, illa da başkanlık diyen var!..

Sorgu sual korkusunda olan var, ödü patlayanlar var!..

Senin şehidin kimin umurunda, anaların, eşlerin, çocukların gözyaşları, acıları kimin umurunda?!

Terör tırmanıyor, adım adım savaşa giriliyormuş kimin umurunda, adamlar özerklik söylemlerine şimdiden başlamışlar, sivil, resmi, masum demeksizin herkesi öldürüp bombalıyormuş, şahıs ve kamu mallarına zarar veriyormuş kaçının umurunda?!

Aldığın üç kuruşluk zammın, daha almadan eridiği hangisinin umurunda, sağlık, eğitim, enflasyon, açlık, yoksulluk hangisinin umurunda?!

Kış kapıdaymış, okullar açılacakmış, o maaşlarla sen elektriğini, doğal gazını ödeyemezmişsin, donacakmışsın o karda kışta, çocuklarının eğitim masraflarını karşılayamayacakmışsın, yine paltosuz ve yırtık ayakkabıyla ayakları su alıp hastalanacaklarmış kimin umurunda?!

Varsa koltuk, yoksa koltuk!..

Sen yoksun kardeş, ben yokum, hiçbirimiz yokuz!..

Biz sandığa kadar sözde vardık. Oyumuzu attık, işimiz bitti, onların da bizimle işleri ve de unutuldu verilen sözler!..

Yinelenen seçimde de bu açıdan değişen bir şey olmayacak ama ne yapar eder de tek başlarına iktidar olurlarsa, değişen çok fazla şey olacak!.. Sen, ben tümden silineceğiz gözlerinde, esamemiz okunmayacak ve de zaten bizlere ihtiyaçları da kalmayacak artık!..

Hani, o “Biz millet için varız, herkese aynı mesafedeyim, kimsesizlerin kimsesiyim sözleri nerede kaldı? Hz. Ömer’le özdeşleşmeler nerede?!

Zaten söz vermek de değildi onlarınki, göz boyamak, kandırmak!..

Çünkü söz namustur, verilmişse tutulur her ne olursa olsun. Sözünde durmak, sözünü yerine getirmek, kişinin şerefidir, onuru, haysiyetidir, o nedenle de çok önemlidir, o nedenle düşünmeden, ölçüp biçmeden söz verilmez. Verilmişse de, ölüm de olsa bedeli, verilen söz tutulur!..

Şimdi diyeceksiniz ki yemin de ediyorlar üstelik, şerefleri üzerine!..

Ne diyeyim?..

Haklısınız!!!

p.r.alkan 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 290
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 524
Kayıt tarihi
: 11.03.08
 
 

İlk ve orta öğrenimimi Gölcük/ Kocaeli, lise ve üniversite öğrenimimi Ankarada gördüm. İlk okuldan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster