Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Büşra Temiz Yeşiltepe

http://blog.milliyet.com.tr/busraty

30 Kasım '18

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
167
 

Sen Bittim Demeden Sana Yetendir 'O'

Sen Bittim Demeden Sana Yetendir 'O'
 

imtihan


  İmtihan… İnsanın yaratılış gayesinin adıdır. Dünyada bir yaşama başlamış her inanan insanın yaşamı sonlanana dek cebelleşmek zorunda olduğu bir olgudur. Yani doğarken bir tek bedenimiz değil, bizimle birlikte mutluluklar, hüzünler, sevinçler ve göz yaşları da doğar. İşte tüm bunlara kısaca imtihan denir. Her anne yavrusunu kucağına aldığında bin bir dua ile sarıp sarmalar, sevgi kundaklarına sarar. Ömrünün son anına dek duaları katık eder yavrusunun yaşamına. Ve onu yaratandan en büyük dileğidir; ‘taş değmesin yavrusunun ayağına ve kimseler yakamasın canını…’

   Derken ömür gelip geçer ve bizim köşe bucak kaçtığımız imtihanlar bir bir peşimize düşer. Tam bu noktada yanılgıya düşeriz ve sadece olumsuz olanı imtihan zannederiz. Oysa ki mutlulukta, sevinçte başlı başına ayrı bir imtihandır. Sadece sunumu farklıdır. Tabiri caizse; dünya kimini naylon kapta sunarken, kimini de kadife kutulara koyup sunar. Bizse sadece görünüşe aldanıp tüm mutlulukları armağan, mutsuzlukları da imtihan zannederiz. Eğer öyle olsa büyüklerimiz hiç der miydi?; ‘Dünya malı derdiyle gelir.’ diye. Tam olarak bu ayrım insanı Araf’ta kalmaktan kurtarıyor. Çünkü eğer biz ısrarla olumlu görüneni armağan görmeye devam edersek büyük bir handikabın içine düşmüş oluruz. Bu içinden çıkılamayacak hal ile de ne yaşamdan, ne de bize sunulan ama gözümüzün bir türlü göremediği nimetlerden lezzet alabiliriz. Evet bazen canın yanacak hatta öyle bir yanacak ki acıyı iliklerine kadar hissedeceksin, seni enine, boyuna; ruhunun en ücra köşelerine kadar hayal kırıklıklarıyla kuşatacaklar o da yetmez gibi bir de seni kırıp dökecekler sonra kenara geçip geçmiş olsun neyin var? diyecekler. Peki eğer geçen her günün kıymetini kaybettiği bir yaşamda yolculuk yapıyorsak bu acıların kalıcı olmadığına neden aklımızı fikrimizi ikna etmekte zorlanırız ki? Cevap ortada aslında; derinlemesine bakmadan sadece gördüklerimize aldanıyoruz. Oysa ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Boy boy mutluluk pozları verenlerin, seviyorum-seviliyorum naraları atanların çoğu yaşadıklarını değil hayal ettiklerini sergilerler. İşleri hep yolunda gidiyor zannedilsin isterler. Akıllı olan akıl şunu bilir; kimse bu dünyaya zevk için gönderilmemiştir. Er ya da geç bir şeylerle imtihan olunacaktır. Ya da ahmak olan insan imtihanda olduğunun bilincinde bile değildir.

   Hiçbir güzellik sancısız olmaz ve sancının şiddeti arttıkça huzura daha da yaklaşır insan. Tıpkı gecenin en karanlık kısmının sabaha en yakın olan zaman da olduğu gibi ya da doğum yapan annenin sancıyı en zirvede yaşadığı noktada evladına kavuşması gibi… Hayatta böyle işte her şey üst üste gelecek, işler yolunda gitmeyecek, tüm kapılar bir bir yüzüne kapanacak, tüm olumsuzluklar etrafını saracak ve sen tam ‘bittim Allah’ım’ dediğin an o sana yeni bir yol açıp ‘yettim kulum’ diyecek. Başka söze ne hacet…

Selametle…

Büşra Temiz Yeşiltepe

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

''Sancının şiddeti arttıkça huzura daha da yaklaşır insan.'' demişsiniz. Bu ''huzur'' konusu hep aklımı meşgul etmiştir. Bu dünya hayatında Okuyan, gören, anlayan insanın o huzura hiç bir zaman ulaşamayacağı kanısındayım. Yaşadığımız bu hayat içerisinde anlamaya çalışmayan, bencil, insani değerleri koruma ve yaşatma adına yaşamayan bir insansanız o zaman belki o huzur sizi bulabilir. Maalesef huzur duyarak yaşanacak bir dünyada yaşamıyoruz. Hangi dine mensup olursanız olun, hangi inancı benimserseniz benimseyin, adına imtihan da deseniz başka bir şey de deseniz, kendini bilen, anlayan bir insanın durağı huzursuzluk olacaktır. Huzurlu olanların hepsi uyuyor şimdi, huzursuzlara selam olsun. Kaleminize sağlık... Saygıyla...

Özkan Sarı 
 01.12.2018 14:30
Cevap :
Bence bu kadar karamsar olmayın. Evet belki inanan insanlara vaat edilen cennetteki hakiki huzuru bulmak imkansız (ki zaten kastettiğim de bu değil) ama bu dünyanın da sadece huzursuzluk barındırdığını düşünmüyorum. Neticede kimi insana yaptığı ibadet, kimine gezdiği yerler, kimine de okuduğu bir kitap huzur verebilir. Okuyan, gören, araştıran vs. insanları hakikati idrak edebiliyorlar diye huzursuzluğa mahkum etmek çok vicdani gelmiyor bana. Küçük şeylerde bile huzuru yakalayabilmemiz ümidiyle... Yorumunuz için de teşekkürler.  01.12.2018 16:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 192
Kayıt tarihi
: 02.02.18
 
 

Hayata farklı pencerelerden bakarak anlam sunmayı dert edinmiş bir öğretmenim. Her farklılıkta bi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster