Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '16

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
732
 

Sen geldim

Sen geldim
 

Aşk öylesine kutsal bir duygudur ki; tarifi yapılırken bilenlerin sustuğu, bilmeyenlerin konuştuğu bir meclis olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Yokluktur aşk; yok etmiyorsa eğer, o aşk değildir. Serden geçiren, kendini unutturan bir makamın hüzünlü bestesidir aşk...

Kendini ''Ben'' den ''Sen'' olmaya adamaktır aşk; kendi bedeninde ''Sen'' i yaşamaktır her nefeste. Aşık her an, her saniye maşukla yaşar, yalnız kalamaz; ya maşuk vardır yanında, ya da maşuğun hayali, hasreti... Mevlana'nın dediği gibi: ''Kimisi yüzünü sevgiliye döner, kimisinin de yüzü sevgiliye dönmüştür.'' 

Derler ki: Bir aşık varmış, maşuğun hasretiyle yanmış, küle dönmüş. Almış kendini, vurmuş yollara; dayanmış maşuğun kapısına, çalmış tüm heyecanıyla. ''Kim o ?'' demiş maşuk: ''Ben geldim'' diye karşılık vermiş aşık. Açılmamış kapı... Gidip tekrar çalmış kapısını; yine aynı soru: ''Kim o ?'' ve yine ''Ben geldim'' cevabı... Maşuk seslenmiş içeriden: ''Hala sen varsın, öyle mi? Hala aşk seni yok edip, yeniden bir ''Ben'' yapmadı, öyle mi? Git, yan, yakıl; küller seni yeni bir ''Ben'' yapsın, öyle gel...'' Gerisi geriye dönmüş aşık, diyar diyar gezmiş. Yok olmayı, kendinden geçmeyi, ''Sen'' i yaşamayı o zaman anlamış. Çalmış tüm mahcubiyetiyle maşuğun kapısını tekrardan. ''Kim o?'' demiş maşuk yine. '' SEN GELDİM '' demiş aşık ve kapılar ardına kadar açılmış, girmiş içeri...

O zamanlar güzelmiş aşklar; şimdi ise maşukların kapısı herkese açıktır, gelen içeri girsin diye. Bakın etrafa; ilişkiler ne üzerine kurulu? Kimi güzelliğin, kimi maddiyatın, kimi makamın, kimi gönül eğlendirmenin peşinde. Ve bunlar üzerine inşa edilen prefabrik beraberlikler kaçıncı fırtınada yıkılıyor, görüyoruz hepimiz.

Gördüğüm bir yazı vardı: ''Pazartesi bakıştık, salı tanıştık, çarşamba arkadaştık, perşembe iki aşık, cuma alıştık, cumartesi tartıştık, pazar ayrıldık.'' Aşkın ne olmadığını bu 7 günlük süreçten anlayabiliriz herhalde. 

Aşk kutsal bir duygudur. Şimdilerde öyle aşkları yaşamak, maşukla bir ömür aşkla yaşamak mümkün olmuyor gibi. Aşk kendinden vazgeçmektir dedik; ancak şimdi ''ilişki'' çatısı altındaki ikili görüşmelerde her iki taraf da kendinin farkındadır ve gemi bu farkındalıkla yürütülür. Yürütülen beraberliğe ''aşk yaşamak'' denmektedir. Oysa, burada kendinden vazgeçen yoktur ve beraberken nefislerini tatmin etmektedirler de buna 'aşk'' adını koymuşlardır.

Ve aslında en çok;

''Bu aşk onlara fazladır...''

Sibel Güzel bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 08.10.14
 
 

YTÜ, Kimya Yüksek Mühendisi, atlara tutkulu, kağıtlarda yazacak yeri kalmayan birisi... ''Olma ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster