Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1295
 

Sen neymişsin be Şakir!!!

Sen neymişsin be Şakir!!!
 

Milliyet blog hayatımın çok önemli bir kısmını kaplamaya başladı. Her sabah işe gitmeden önce blog raporlarıma bakıp yorum ve mesajları inceliyorum. Gün içindeki programım bitince yine bilgisayarın başına geçip ilk olarak milliyet blogu açıyorum. Tabi bu arada milliyet blogdan önceki ilk göz ağrım, internetle ilk tanışmamı sağlayan www.gamyun.net 'i de unutmuyorum. Gamyun okey ağırlıklı bir oyun sitesi. Sitede de hergün okey oynuyorum :) Orada da dünyanın her bir ülkesinden çok güzel okeyci dostlarım var. Gamyun oyun oynarken herkese açık sohbet alanı olan seviyeli bir site. Hemen hemen herkes birbirini tanıyor ve aynı kişilerle okey oynanıyor. Okeyci dostlarımdan Londra’da yaşayan Tuba oyun esnasında sürekli Şakir diye birinden bahsediyordu. Şakir’e yemek yedirdim, Şakir bugün hasta, Şakir’i parka götürdüm vs hayatı Şakir olan bir arkadaşımız. Ama Şakir kimdi? Herkes yorum yapıyordu “Kesin çocuğu, yok kocası hmm yada sevgilisi” Dün Şakir’in hasta olduğunu söyleyince açılan muhabbette Tuba’nın hayatının odak noktası olan Şakir’in onun kedisi olduğu öğrendik :)

Ama Şakir’in yeri sadece bir kedi denilip geçilecek gibi değildi Tuba için… Bunu da bana gönderdiği maille öğrendim. Maili hiçbir değişiklik yapmadan, bir kedinin insanın hayatında neler değiştirebileceğini onun ağzından öğrenebilmeniz için sizlerle paylaşmak istiyorum…

Yazılarımda hep kaybedilmiş şeylerin yerine konan hayat sevincinden bahsettim. Bunun için hep bir bahane yaratırız benimkisi çocuklarım, yaşamak istediklerimdi. Tuba ise büyük acısını küçücük bir kedi dindirmişti;
………

2006 Haziran ayının son günü doğum günümde eşimin hediyesi olarak geldi Şakir. Hayatımın en kötü zamanını yaşıyordum. Çok ağır bir depresyondaydım. Çünkü heyecanla doğmasını beklediğim kızımı hidrosefali illetine kaptırmıştım. Bir sürü şey hazırladığım kızımı bir kez bile kucağıma alamadan toprağa verdim. Zor günlerdi. Ölmek buysa ben ölmüştüm ama nefes alıyordum. Görüyordum yiyor ve içiyor bazen dışarı çıkıyordum. Ama yasamak bu muydu? Sanmıyorum. Nasıl günlerdi çokta hatırlamıyorum... O döneme ait bilgiler çok yarım. İste böyle bir günde geldi kucağıma. Çok küçüktü ve birçok insana garip gelsede onun annesi yoktu benimde bebeğim. Böylece birbirimizi sahiplendik. Zaten içgüdüsel olarak anneliğe hazırlamıştım kendimi. Herşey kolay oldu. o kadar küçük ve tatlıydı ki Şakir geldikten sonra ki hayatim tekrar anlam kazanmaya başladı. Tüm sevgim ona gitti. Ama o bunu hiç boşa çıkarmadı. Her sabah gelip yanağımı yalar mesela. Bazen gün içinde kucağıma atlayıp burnunu burnuma dayayıp mirrrrrrrrrrmirrrrrrr diye konuşur... Bu hareketin adını burun burun koyduk. Hadi oğluşum burun burun yapalim dediğimde mutlaka kucağıma gelir ve burnunu burnuma dayayıp iki kere mirildanir. Bu yaşanmadan anlanamayacak bir duygu... Ama o kadar güzel ki. Keşke herkes yasayabilse.

Ben oldum olası hayvanları çok sevdim zaten. Sokakta ne kadar hayvan var eve taşırdım. Hep hayvanlarla içice yaşadım. Bir kez de olsa onlardan zarar görmedim. Bilakis ben sevdikçe onlar beni daha cok sevip sahiplendiler. Aramızda birçok insanın sahip olamayacağı o özel bağlar oluştu. Mesela ben hiç hayvan yüzünden hasta olmadım yada beni hiç tırmalamadılar yada ısırmadılar. Ne güzel degil mi? Şimdi her sabah Şakir ile sabah 5’te beyefendinin beni öpmesi ile uyanıyoruz. Beyefendinin kahvaltısını ve hazırlıyoruz ve bu arada kendini en az yarım saat zorla sevdiriyor. :) Sevmezsem küsüyor. İlginç kedi. Sonra ben tekrar yatağa. Kaldı ki ben uykuma anormal düşkün bir insanım. Ama Şakir için herşeye değer.

-
Bu arada ben Londra'da yasıyorum. İlginç bir ülke. Ama ben Türkiyemi her zaman tercih ederim. Buradaki en güzel şey herkesin bir hayvan beslemesi. Mutlaka ama mutlaka. Sokaklarda asla sahipsiz, terkedilmiş, insanlar tarafından
işkence görmüş hayvanlara rastlayamazsınız. Çünkü hepsi mutlu mesut bir yuvaya sahiptirler ve araba altında kalıp yada insanların eziyetlerinden ölmezler. Yaşları geldiğinde ölürler genelde. Mesela benim oglum sayesinde üye olduğum bir site var. www.miyavlarimiz.com Çok bilgilendirici harika bir site.

Ancak bazen bakamıyorum siteye, çünkü işkence görmüş tedavi olması gereken kedi kopek yardim istekleri var.

Allahtan hala Türkiye’de hayvan sevenler varda yavrucaklar onların ellerindeler. Ama ya hayvan severe denk gelmeyenler??? İste öyle iki kedicik var iki hayvan severin elinde ama yakında mecburen sokağa bırakılacaklar. Çünkü yuva bulunamıyor. hayatları boyunca ilgi istedikleri için özel bakıma ihtiyaçları oldukları için onları kimse almak istemiyor. Bende Londra’dan ulaşamıyorum. İçim aklim yüreğim onlarla. Eğer yüreğiniz kaldırırsa içiniz elverirse, resimlerden ürkmeyecekseniz iki kediciğin hallerini görmek için site adreslerini de veriyorum...

http://www.miyavlar.com/forum/forum.php?st=viewtopic&t=1303

http://www.miyavlar.com/forum/forum.php?st=viewtopic&t=154

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Semra Hanım Hayvanlar bazen, genelde insanlardan daha dost, daha samimi ve sevgi dolu oluyorlar.Örnekte olduğu gibi, nederler"hayvan sevmeyen insan sevemez" diye söylerler, o zaman ülkemizde hayvanlara eziyet eden bu kadar çok insan varken,buda insanları sevmeyen çok insanımız var galiba... Kendinize iyi bakın Sağlıcakla kalınız..

Mehmet EREN 
 27.02.2007 23:06
 

Merhaba Semra Hanım, bloglar arasında gezinirken yazılarınızdan biriyle karşılaştım ve tek bir yazıyla kalamayıp tüm yazılarınızı okudum. O kadar akıcı bir dil kullanıyorsunuz ki insan okumaya başladığında çevreyle ilgisini kesip yazıya odaklanıyor. Sizi yazılarınız kanalıyla tanımaktan çok mutlu oldum. Sevgiler.

Nilgün Akad 
 03.02.2007 1:18
Cevap :
Nilgün hanım, nazikliğiniz ve yazılarımı okuduğunuz için çok teşekkür ederim. Sevgiler...  04.02.2007 22:00
 

Benim çok akıllı aramızda büyük aşk yaşadığım bir kanaryam vardı,adı "şakir"di! Beş yıl önce eceliyle öldü 16 yaşındaydı! Bu kedi Şakirde çok sevimli ve akıllı bir hayvan.Keşke bizlerde kendimizi bu kadar ciddiye alıp,mesafeler koymak yerine yüreğimizi açsak birbirimize,olduğumuz gibi olmaya korkmasak.Elinize sağlık ,güzel konulara değiniyorsunuz.Kucak dolusu sevgilerimle...

Tanju 
 26.01.2007 16:28
Cevap :
Evet bazen insanlar hayvanlarla çok daha iyi anlaşabiliyorlar. Köpek, kedi, kuş hangisi olursa olsun bizi sorgulamadan yanımızda kalıyorlar. Sevgiler..  29.01.2007 0:10
 

oncelikle seni tanidigima cok memnunum. internetin guzel yani seninde yazdigin gibi uzaklardan da olsa dostluklarin kurulabilmesi. canim oglum sakire ve bana sitende yer verdigin icinde ayrica mutlu olduk. sen bloguna bizi yazdigindan beri her sabah sakirle ilk isimiz sayfani acip beraberce okumak:) sanirim bizim sakir kendini taniyor, cunku kendi resmini gorunce mirildanmaya basliyor:) dedim ya ilginc kedi.iyice meshur oldu. belli bir hayran kitlesi bile olustu:). tabiki sayende. cok tesekkurler arkadasim. cok tesekkurler. saglikla ve mutlu kal. sevgiler

tuba rodregues 
 24.01.2007 17:22
Cevap :
Tubacım çok ayrı ülkelerde yaşasakta bende seninle tanıştığım için çok mutluyum. Şakir'i bir çok blogcu arkadaşımda sevdi. İkinizi de öpüyorum.  29.01.2007 0:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 86
Toplam mesaj
: 84
Ort. okunma sayısı
: 1190
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

1962 doğumluyum. 1994 senesinde geçirmiş olduğum bir trafik kazası sonucunda omurilik felçlisi oldum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster