Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
218
 

Sen Onlara Bakma Teyzem Dedikodu Yaparken Taş Oldular

Sen Onlara Bakma Teyzem Dedikodu Yaparken Taş Oldular
 

Çok çekiştiresiniz varsa; suya kağıda anlatın mesela.


    Kurabiye Canavarı vardı Susam Sokağı’ nda bildiniz mi?  Sözüm meclisten dışarı her yerde var o kurabiye canavarlarından. Yok altın günü, yok eş dost günü, yok elinin körü... Hem yiyelim hem iki lafın belini kıralım derken sınırı aşanlardan, haddini bilmeyenlerden, dönüp aynaya ve kendi ailesine bakmayıp elin ailesini, evini ağıza sakız edenlerden, merhametsiz ve saygı yoksunlarından bahsediyorum... Niçin mi?

     Geçtiğimiz günlerde yoğun geçen günün ardından evime kavuşmak üzere toplu taşıma aracında yerimi aldım. Sessiz sakin oluşu huzur verdi önce. Hareket saatini beklerken başımı yaslayıp sessizliğin tadını çıkarayım derken, bir grup hanımefendi hemen ardımdaki koltuklarda yerlerini aldılar. Yerlerini almalarıyla sessiz ortam bir anda curcunaya döndü. Toplu taşıma aracında nezaket gereği kimseyi rahatsız etmeyecek şekilde konuşulması gerektiğini uygulayamadıkları gibi bir de hiç şahit olmak istemediğim biçimde misafirliğe gittikleri hanımefendiyi yerden yere vurmaya başladılar. Bir iki dakika sonra otobüsteki bir kaç kişi dönüp kendilerine bakmaya, oflayıp puflamaya başladılar fakat hiç umursamadıkları, ses tonlarının alçalmamasından ve büyük bir zevkle garibim ev sahibini çekiştirmeye devam etmelerinden belliydi. 

          Gün için evine gittikleri ev sahibinin taş gibi olan beğenmedikleri kurabiyelerinden tutun da, bir baltaya sap olamayan yeğeninden, ikram çeşidinin azlığına, basık kasvetli çok güneş almayan evinin perdelerine kadar eleştirmelerinin ardı arkası gelmeyince kendimi tutamadım haksızlıktı bu arkadaş. Kibarca dönerek “Kıymetli büyüklerim lafınızı balla kesiyorum haddim değil belki ama, belki arkadaşınızın gücü bunlara yetmiştir, belki kurabiyede değil zeytinyağlıda başarılıdır. Yeğeninin belki kısmeti başka bir iştedir ama takdir edip kendisine saygı duyacağınız bir şeyi mutlaka vardır öyle değil mi? “ dedim. İçlerinden bir ikisi sustu bir kaçı çemkirdi. Başıma geleceği biliyordum ya kalkanlar hazırdı. Pişkin pişkin eleştirilerine, sözlerine maruz kaldım. Fakat babalar gibi çarpıştım. Şu an bile onlara benzeyeceğim diye ödüm kopuyor fakat burada belirttiklerimi yüzlerine de söyledim içim rahat.  İnşallah okurlar da dışarıdan bir gözle “Biz ne yapmışız ev sahibine derler.“ Araçtaki bir iki kişi de benden cesaret alıp rahatsız olduklarını ve bunca dedikodunun çirkin olduğunu belirttiler. Seslerinden, duydukları hazdan olana, söylenene şahit olmayan kalmadı çünkü. 

          Hadi bu hanımefendiler ulu orta konuşuyor, bir de sinsiler var kıyıda köşede milletin ibini dibini deşen, kıyan, kıran, yerden yere vuran. Onlar da ayrı...Bir de bir hanımefendi dedi ki; “ Sen avukatı mısın?”   Avukatıyım efendim birazdan karşınızda cübbemle sizi sevgiyle selamlayacağım...

          Hayır hepimiz ufak tefek illaki yapıyoruz yapmıyorum diyen en ala insanoğlu yalan söyler. Ama böyle olmamalı. Kırılınca, üzülünce, haksızlığa uğradığında, birine kıyamayınca sahiplenmek için, kendini savunmak adına, derdini paylaşmak adına ya da yön bulmak adına danış, konuş, anlat, paylaş o an adı dedikoduysa dedikodu ama böyle değil. Perdesinden sana ne evinin içinden sana ne! Sen mi yaşayacaksın? Gücü ona yetmiş onu almış. Yeğeninden, oğlundan, kızından sana ne! Sen önce yamacındakilere dön bak önce kendi kuzularına bak sonra başkasının kuzularına. Herkesin evladı kendine tatlı ana kuzularını ağızlara sakız etme. Boşver kurabiyesi taş sa böreğini ye o da mı başarısız evine dönünce yiyiver efendim nimete mana bulma. İlla ki o insancığında özene bezene yaptığı, başardığı bir favori yiyeceği vardır. Kasvetli basık evi seni ne ilgilendiriyor, arkadaşının başını sokacak bir evi var diye şükret. Güler yüz tatlı dil en güzeli. Yüzüne gülüp , yiyip içip, kuzu sarması olup ardından canına okuma. Eğer kendine hakim olamıyorsan huyun kurusun, bırak kapısını açma! Sen ve senin gibiler Allah a yakın, onlara uzak olsun. Çekiştirme yıkıcı dağil yapıcı ol , insan ol... Kadıncağız gücü yettiğince, marifetince size evini, gönlünü açmış. Bunun için mi gittin? Yakışıyor mu ya da yaşına, başına, adına yakıştırıyor musun, Bir empati kur da gör sana yapsalar canın nasıl yanacak , onca emeğime, arkadaşlığıma ben haketmedim diyeceksin...

          Ha bu arada önce bir aynaya bakın, çok çekiştiresiniz varsa, suya olmadı kağıda anlatın mesela. Demedi demeyin, böyle fotoğraftakiler gibi olmaktan iyidir kanımca...Kurabiye Canavarları’ na saygıyla...

NOT: BİR DOST

 

SİBEL YILMAZ         

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiç sorma Sibel'ciğim.Böyle günlere hiç gitmiyorum.Bir kez,komşumun zoruyla gitmişliğim vardı.Gittiğimiz yerde,orada bulunmayan bir gün arkadaşları hakkında neler neler konuştular bir bilsen.Demek ki benim hakkımda da böyle yapacaklardı devam etseydim.Böyle arkadaşlıklar yerine,yalnızlığı bin kez tercih ederim.Eline,yüreğine sağlık canım kardeşim.Seni ve kızçeleri öpüyorum,sevgiler gönderiyorum yüreğimden.Sağlıcakla kalın canlarım...

fisun gökduman kökcü 
 13.07.2018 13:18
 

"İnsanların arkamızdan saklı gizli konuşması bizim yararımızadır" başlıklı yazım tuhaf kaçtı o zaman.

Kerim Korkut 
 12.07.2018 16:40
 

Sevgili Sibel, kimi insanlar dedikodudan besleniyor.Selam ve sevgiler sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.07.2018 9:35
 

Sevgili Sibel, kimi insanlar dedikodudan besleniyor.Selam ve sevgiler sağlıklı mutlu günler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.07.2018 9:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 128
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 294
Kayıt tarihi
: 22.02.18
 
 

1978 Bursa doğumlu. Kelimelerin Dansı ve Kırmızı Vosvos kitaplarının yazanı.  Eşi ve kızları olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster