Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1878
 

Sen sevmeyi bilemedin ki.

Sen sevmeyi bilemedin ki.
 

İhanet belgelenmiş, soru işaretleri yerlerini dolu dolu yanıtlara bırakmıştı.

İçi çok yanıyordu ama yine de bağırıp çağırmak yerine konuşmak istiyordu. Şimdi öğrenmesi gereken bu ihanette kendisinin payı neydi? Aslında duymak istediği; ‘’önemli bir şey değil, benim tek sevdiğim sensin’’ masalıydı.

Böylece içi biraz olsun rahatlayacak, kendine ördüğü yalandan kabuğun içinde hala sevildiğini düşünüp, gerçeklerden kaçmak için ürettiği bahanelerle uzun bir zaman idare edebilecekti.

Başı önünde, omuzları çökmüş sevdiği kişiden bir parça merhamet ve sevgi dileniyordu adeta. ‘’Bana biraz daha zaman, lütfen, hazır değilim henüz gerçeklere’’.

Kendini susturmuştu, aklının ona verdiği tüm ipuçlarını yok saymış, beyninin içinde gümbür gümbür konuşan o sesi de dinlememişti. Kapatmıştı tüm algılarını, gözlerini, kulaklarını…

Sevgiyi tek başına yaşamaya çalışıyordu, karşılık bile beklemeden.

Ama duydukları bir tokat gibi çarpmıştı, ruhunun taa derinliklerine.

‘’Sen beni hiç sevmedin ki’’ diyerek başlamıştı sevdiği.

Kafasını yerden kaldırıp gözlerine bakınca içi buz kesmişti.Tüm vücudu titremeye başlamıştı.Elleri iki yumruk halini almıştı, tırnaklarını avuçlarının içinde hissediyordu.

‘’Ama ben seni çok…’’ gözyaşları akmaya başlamıştı. Zaten o bakışlar karşısında devamını da getirememişti.

‘’Sen beni çok mu sevdin? ‘’demişti alaycı bir sesle. ‘’Peki sence sevgi nedir?’’

Eğer beni seviyorsan rahat bırakırdın. Benim mutluluğum seni de mutlu ederdi. İstediğim zaman istediğim yere gidebilirdim. Dışarıda yaşadığım her şey sadece beni ilgilendirir. Sen sonuca bakmalısın… Kimle, nerede, ne yaptın diye sormaktansa; eve mutlu döndüğüm için, yaşadıklarımı yargılamak yerine minettar olmalısın… Beni eve bu şekilde mutlu gönderenlere…İşte bence sevgi budur!

Gözyaşları gözlerinde kalmıştı. Duyduklarına inanmıyordu. Sevgi paylaşmak değilmiydi? Mutluluğu, acıyı, hüznü, sıkıntıları, sevinçleri.

Sevdiği ayrı hayatları yaşamaktan bahsediyordu ona göre. Sonra belli bir alanda, belli bir zorunlulukta buluşmak ve buna razı olmak … Sevgi bumuydu?

‘’Sen ne şekilde mutluysan, ben de senin mutluluğundan mutlu olurum. Ama sen yapamadın, sen sevmeyi bilemedin’’ demişti, cep telefonuna gelen mesaja gülümseyerek cevap yazmaya çalışırken….

Tırnakları avuçlarının içini acıtmaya başlamıştı!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Deniz hanım ,yazınızı ve yorumları okudum,ancak herkes olaya bir pencereden bakmış.Sizin açınızdan ,adamın düşüncelerini,hissetiklerini kendilerini onun yerine koyabilmiş olsalardı belki biraz farklı yorum yapabilirlerdi.Benim yorumuma gelince:Yazdıklarınızın çoğunu biz de yaşadık ancak bu hikayedeki kadar şiddetli değildi.Ama adam siz onu dışarı mutsuz yolluyorsanız ki yazıdan bunu anladım.O da mutluluğu dışarda bulup,evde huzursuzluk yaratmaksa böyle bir yaşamı seçmiş olabilir.Onu desteklediğimi düşünmeyin sakın ancak bir olayda mutlaka suç bir tarafta olmayıp diğer tarafın da etkisi vardır diye düşünüyorum.Sizi kırdıysam çok özür dilerim ama ben sizin yerinize olsaydım bunu tekrar düşünürdüm belki gelen mesaj sizin düşündüğünüz gibi sevgilisinden değil farklı birisindendir.

Serseriyim 
 23.08.2007 15:35
Cevap :
Bu olay genel bir olaydır. Bu benim ya da başkalarının yaşadığı bir olay olabilir. Fakat bence burada sorgulanması gereken kişilerden çok beklentilerdir. İhanetin mazereti olamaz. Ve ilişkilerde kişiler değil de fikirler daha ön plandadır bu hikayede de olduğu gibi. Herkesin sevgiye bakışı ve beklentisi de farklılık gösterir. Sevgiyi yaşama tarzı da... Burada anlatılmak istenenler aslında kısaca buydu. Yoksa bir kaç satırda bu ilişkinin kahramanlarını sorgulamak ya da yargılamak bence de acımasızca olur ve sonuç alınamaz. Olaylarda suç ya da suçlu yerine ortak anlaşma paydalarına yönelmek her zaman için daha verimli olur diye düşünüyorum. Ben bu yorumda kırılacak bir şey göremedim. Selamlar.  23.08.2007 15:50
 

sevginin değerini bilmeyen o kadar kişi var ki.. değerini bilmeyenin yanısıra bir de bilmeyenler var.. karşılıklı sevgi ve saygı dolu günlere... sözlere de gerek yok gözlerde yer etsin yeter, karşınızdakinin kalbini ısıtacaktır.Erkek veya kadın fark etmiyor... ama bazen o gözlerle bakarsın bakarsın da karşındaki anlamaz ya... işte bilmeyen veya değerini bilmeyen dersin yanaklarının içinde dişlerini hissederken... sevgilerimle..

erol aslan 
 05.05.2007 12:02
Cevap :
dersin de Erol Bey, maalesef onu bile anlamazlar. çekip gitmek için de haklı sebepleri vardır her zaman:''sen beni sevmeyi bilmedin'' derler. sevmeyi bilmek nasıl bir şeyse! sevgiyle ve değerini bilenlerle kalın...  05.05.2007 15:07
 

Sevgili Deniz, Bu yazının kahramanlarından olan "adam" aslında tamamen bir vicdan rahatlatma endişesi içinde o sözleri sarf ediyor. Emin ol eğer diğer kahraman hiçbir sorgulama yapmasaydı da "adam" evine mutsuz dönecekti. Bu sefer de dayandığı nokta "paylaşamıyoruz, zevklerimiz farklı" olacaktı. Biliyorum aldatılmak ağır bir yenilgi ama aldatmanın azabı bir ömür boyu... Aldatan ömrünün sonuna kadar kendini haklı çıkarma çabası içinde debelenip duruyor... Sevgiler

Feyhan 
 06.09.2006 21:35
Cevap :
İlginize teşekkürler. Yani aldatmanın dayanılmaz azabı diye bir dizi başlasa ömür boyu sürer diyorsunuz.Dileğim kimse bu acıyı yaşamasın ve yaşatmasın.. Sevgiler.  07.09.2006 9:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1613
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster