Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
312
 

Sen yeter ki ses ver

Sen yeter ki ses ver
 

......


Sevgiliye mektuplar; sen yeter ki ses ver...

Suya olan aşkındandır  bir çiçeğin kuruma nedeni derler ya, sonbaharın sarı yapraklara kavuşma özleminin bittiği ilk günlerdeydi sardunya kokulu sesine ulaşmak, onda kalmak ve hiç gitmemek…

Ergenliğe adım attığım günlerde fotoğrafçıların ‘’gülümse’’komutuna uyum sağlayamamış gençliğin sırrı oluşurdu içimde ve küfretsem fotoğrafta çıkar mı? Diye düşünürdüm… İlkokul, ortaokul, lise fotoğraflarımda gülümseyişimin yakalanamaması, gülüşü gamzeli siyah-beyaz çocukluk fotoğrafını yıllar sonra görmemdendir sevgili… Her insan fotoğraflara bakar ama ben onların dili olduğuna ve her birinin ses verdiğine inanır, sessizce konuşurum da sır vermem deli demesinler diye deli olan bendeniz bu adama... Bu yüzden hangi fotoğrafına baksam kıskanır ‘’sakın bir söz söyleme, sesini duyan olur’’ diye fısıldarım kendi kulağıma…

Vokalist kızlardan Arjantinli kadın operacılara kadar benzer ses ararım, içimin trenleri ıssız bir dağın eteğine sessizliğe sürükler, oradaki kuşların ötüşünde ararım sesini, sabahın serinliğinden akşamın zifiri yalnızlığına kadar… Öyle ağır gelir ki kimi zaman hayatın yükü, güvendiğim omuzlarımı taşıyamaz olur ayaklarım, sesini beklerim o an uzaklardan, ilahi bir güç versin, kıblem olsun diye… Çok yönlü bir özgürlüktür, gökkuşağı renkleriyle sarar bazen, yıldız kayarken sesinin ışığıdır sessizliğime yol gösteren… Sesinin geldiği günbatımı sonrası bütün yıldızlar sen olur, geceme yağarsın, teslim bayrağını çekip yeryüzündeki bütün savaş ve barışları reddeder sesinin barışına mumlar yakarım ülkemin bütün sınırlarında… Mum bayramı yaşanır sınırlar boyunca, ta ki sabahın ilk ışıkları ve rüzgârlarına kadar… O rüzgârlar seni bana getirmese de sardunya kokulu ‘’günaydın’’larını ulaştırır her sabah sevgili…   

Tütsü kokuları yayılır sesinin nağmelerinden, dikkat kesilir yüzünü güneşe dönen ayçiçekleri, portakal çiçeklerinin esintisine karışır, yalnız uçan kuşların kanatlarına kanat olur, daha uzun uçsunlar diye… Çok su içen kuşlar uzun ve güzel öter, ben senin hüzünlü gözlerinden sesini içerken hangi kuş daha güzel ötebilir? Güneşe yüz dönmek nedir ki? Kıblem olmuşken sesin… Yanağımdan süzülen yağmur damlaları sesin olur, bu yüzden severim yağmuru, yanağımı okşayan damlalarla fısıldaşırım… Bir tek kelimen yeter der onu beklerim yalnızlığıma, bazen dost olsun, yoldaş olsun diye kadehime… Uzun süren sessizliklerinde biriktirdiğim faili belli kelimelerine sarılır, sudaki suretine bakar, sesini görürüm sadece bana yansıyan sevgili, sen bilmezken… Ve gülüşümü kaybettiğim sessizliği bulurum bir kentin gürültüsünde…

Akşam yaklaşırken güneşin battığı yamaca sırtımı verir, korunaksız canlıların seslerine dikkat kesilirim bir şey duyabilir miyim diye? Sonrası sabaha kadar süren dağ başı suskunluklarıma bir ses, bir nefes olursun… Sesleriyle sevişen kuşların nağmesizliğinden küçük bir derenin denize kavuşmayan kurumuşluğuna dökülürüm, keşfedilmeyen kanyonlarda ve yüreğimde sesin… Hüzünlendiğini hissederim bazı geceler ve sesin sesime karışır o anlarda kaybolur, bir masalın içinde miyim? Diye sorarım kendime… Oysa en güzel masal gözlerindir ve ben o masalda kaybolur, çırpınır sesinle kurtulurum sevgili… Sen yeter ki ses ver, kaybolurum ben her masalda…

Proleterlerin sesini tüm dünyaya duyurduğu günümüzde karşısındakini ‘’dinler’’ gibi yapan sağır kulakların coğrafyasında birbirini en iyi dinleyen yalnız, yorgun ve iki suskun dil’iz seninle sevgili… Mitinglerde ilk senin sesin gelir, emekçiler sloganlarını haykırmadan önce ve içimin trenleri o kutsal sesini meydanlara taşır… Sen yeter ki ses ver, her meydana taşırım ben sesini… Meydanlarda asılı olan her pankartta gözlerini görür, dokunmak ister, dokunmaya korktuğum gözlerinin susan dili olurum… Ve ne zaman konuşmak istesem, gözlerinin sesinde kaybolmaktan korkarım sevgili…

 

31 Ağustos 2013 / Pozantı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Oh beee...Sen de ses vermişsin şükür!..Hoş geldin...

fatma iyibilgin 
 21.12.2013 23:37
 

dağbaşısusukunlukları...dağbaşısusukunlukları...dağbaşısusukunlukları..."özlemişiz"...eyvallah...

nedim üstün 
 06.09.2013 9:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 111
Toplam yorum
: 825
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 695
Kayıt tarihi
: 22.01.09
 
 

Adana doğumluyum halen bu kentteyim.. Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum. Deneme ve şiir yazıy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster