Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
593
 

Sende Kaybettiklerim

Sende Kaybettiklerim
 

https://www.youtube.com/watch?v=ly8oNUH8Tyg

 

Bazen
Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun,
anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın…
William Shakespeare

 

‘’Şeylerin özünü görebilmeye
hoş geldiniz, Prof.Gabriel’’

     Alice’in saydam bedeninden çıkıp ışıldayan bu sözler lacivert boşlukta dağılıp görüntülerin içine giriyordu. Prof. Gabriel bu sözlerin oluşturduğu titreşim için eskiden olsa iliklerime kadar hissettim deyimini kullanırdı. Şimdiyse saydam görüntüsünde buna neyin sebep olduğunu bilemeden titreten bir akımla sarsıldı.

     Aynı etkiye sahip etrafa saçılan sözlerle şunları söyledi; ‘’Alice, seni ilk kez görüyor gibiyim. Özün eski varlığına hiç benzemiyor. Bilindik tek şey sana hissettiklerim. Dönüştüğünü izleyince hiç tereddüt etmedim olduğun şey olmak için. Eskisi gibi sınırları olan bir bedenin içinde olsaydın sana sarılmak isterdim. Bunun için şimdi ne yapmalıyım?’’

     Alice yıldız tozları gibi uçup giden bir kahkaha attı. ‘’Bunlar için artık çok geç. Burada sıcak öpüşler, kucaklaşmalar yok Prof. Gabriel, sadece düşünceden ibaretiz. Bunu dünyada,  laboratuvarda sizinle her karşılaştığımda ciddiyetle gözlerime baktığınız zamanlarda istemeliydiniz. Ertelediklerimiz için hiçbir şansımız yok.''

     Bu sözlerden sonra Prof.Gabriel yitirdiklerinin farkına ilk kez vardı. Dünyadayken kurtulmak istediklerinin bile özlemini duydu. Aşağıya baktığında ince bir mavilikle çevrili dünyayı gördü. Uzayın engin siyahlığı içinde Alice’den başka kimse yok gibiydi. Ne oraya buraya gelişi güzel dağılmış bulutlar ne de kuşlar… Kuşları koymak için bir gökyüzü resmi yoktu.  Kendini Alice’e mahkûm edilmiş gibi hissetti. Buraya onu yok etmek için gelmişti. Üstelik bunu nasıl yapacağını bilmeden. Alice ise A.T.E.G'in sıra dışı gücüne sahip değildi. Tıpkı kendisi gibi. Dönüşüm onları A.T.E.G gibi ölümcül bir virüs yapmamıştı. Sadece mavi bir saydamlıktı ikisi de.  Soluk mavi bir nokta gibi görünen dünyaya uzaktan bakan kâinat için anlamı olmayan mavi saydam iki öz…

     Bu anlamsızlığın içinde dünyada bütün zamanını alan; onca çalışma, makaleler, kurduğu laboratuvar, yazdığı kitaplar komik bir kendini oyalama geldi Prof. Gabriel'e. Dünyanın tadını çıkarmayıp onun ötesini merak ederek hayallerle geçmişti bütün ömrü. Çocukken geceleyin karanlık gökyüzüne saatlerce bakarak bir yıldızın kayıp gerçekleşmesini istediği dilekleri uzayın derinliklerine saçmasını beklerdi. Herkesten önce disk şeklinde uçan bir daire görüp içinden inen küçük yeşil uzaylıları ilk karşılayan olmak isterdi. Çocukluk hayalleri bir yetişkin için haritadır. Yıllar sonra laboratuvarı kurduğunda yine keşfedilmemiş yeni canlılar üreten ilk insan olmak istemişti.  Şimdide içindeyken keyfini çıkarmadan yaşadığı dünyayı kurtarmak işine hiç düşünmeden girişmişti. Bunu hep istediği halde Alice’in kokusunu, teninin tadını, onu sevmenin yüreğinde bırakacağı etkileri kendine yaşatmamış olmasının geri dönüşü yoktu artık. Dünya sadece insanın yüreğine hatta ruhuna tesir edenlerden ibaretti. Ruhu olgunlaştıran bunlardı. Artık böyle bir şansı yoktu. Eksiklikleriyle, yaşamadıklarıyla buraya nasıl geldiyse o şekliyle bulunmak zorundaydı.

     ‘’Düşünceleriniz görünür Prof.Gabriel, dedi Alice. Dünyadayken görünen bedenken burada düşünceler görünüyor. Beni istediğinizi fark etmiş olsaydım size bir şans verirdim. Hiç yaşanmamış duygular kaybedilmiş sayılmaz Prof. Gabriel,’’  

     Küçük patlamalarla kaynayıp duran güneşe doğru süzülen Alice ışıldayarak konuşmasına devam etti; ''Güneş burada hiç batmıyor ya da doğmuyor Prof. Gabriel.  Sadece dünya için burada. Gücü bu sonsuz boşluğu aydınlatmaya da ısıtmaya da yetmiyor. Boşluğa asılmış çevresini aydınlatan bir kandil kadar zayıf ışığı. Oysa şimdi yeryüzünün bir bölümünü yataklarından uyandırdı. Hatta karanlık odalara dolsun diye perdelerini açtı insanlar. Gökyüzüne doğru bakıp onun ısıtan ışınlarına doğru kollarını uzatıp gülümsediler.  Bizse ona istediğimiz kadar yaklaşabiliriz. Yaşadığımız tüm duyguları anların içinde kaybettik Prof. Gabriel. Onlar sadece o anlara özeldi. Güneşi bildiğim etkisiyle bulamayınca ağlamak istemiştim. Ancak o da mümkün değil. Mavi bir saydamlık için ağlamak eski bir hatıra, her şey gibi…  Beni sevmek bildiğiniz bir duygu değil. Bunu hiç denemediniz.  Ayrılmak zorunda kaldığınız bir duygu olsaydı o zaman tarifsiz bir acı yaşardınız. Sevmediğiniz için sadece nasıl olurdu diye merak ediyorsunuz. Benimle kaybettiğiniz bir şey yok Prof. Gabriel bir daha yaşayamayacak olduğunuz. Özlemek tam olarak budur zaten. Pişmanlıklarınız var ama özleminiz yok. Keşke Alice’i laboratuvara kabul etmeseydim diye düşünüyorsunuz hayır, sizin yerinize düşünmüyorum Prof. onları görüyorum.  Pişmanlık rahatsız edici bir duygudur, özlemse anılmak istenilen, yakan…

     Merak etmeyin Prof. Gabriel burada yalnız değiliz. Bana mahkûm kalmayacaksınız.  Ölen tüm insanların ruhları burada. Neye inanarak yaşadılarsa o şekliyle bekliyorlar. Büyük bir çoğunluğu arafta hesaba çekilecekleri günü bekliyor. Orası dünyayla uzayın arasında mor renkli bir kuşak. Hiçbir şeye inanmadan yaşayanlar ise umarım dünyada yaşamlarının hesaplarını ödemişlerdir. Yoksa bir belirsizlik içinde boşlukta devinip dönüyorlar. Bize gelince biz ölmedik Prof. Gabriel sadece dönüştük.  Üstelik sadece siz ve ben. Tabi A.T.E.G eğer başkalarıyla birleşirse dönüşenler olabilir. Biliyor musunuz dünyada bana âşık olmuş olsaydınız tıpkı şimdi dönüşmüş olduğumuz gibi yine dönüşürdük. Yine kimsenin anlayamayacağı ve dışarıda kalacağı şekilde sadece siz ve ben. Aşk bir yanılsama değildir. Dönüşümdür. En çok bunu seviyorum. Düşüncelerimin değişiyor olmasını…’’

     Prof. Gabriel; ‘’ Ben seninle dünyaya geri dönmek istiyorum Alice’’, dedi.‘’ Seni seviyor olmanın kalbimde bırakacağı etkileri, ruhumdaki yansımalarını yaşamak istiyorum. Bunun mümkün olduğunu söyle lütfen, lütfen Alice! Henüz ölmediğimize göre bunun bir yolu olmalı.’’

     Alice güneşten uzaklaşarak dünyaya yaklaşmaya başladı.

    ‘’ Yanıma gelin Prof. Gabriel, güneş bu sonsuz karanlık için çok önemli değilken, dünya için önemli. Dünyanın yüzeyindeki sıcaklık tuttuğu güneş ışığından ötürüdür. Ne kadar tutarsa o kadar ısınır. Devamlılığını sürdürebilir.  Bize de dünyada sözcükler verilir. Onlarla kendi öykümüzü yazmamız beklenir. Siz elinizdeki sözcüklerle bu kadarıyla yetindiniz. Dönüşmek ve devamlılığını sürdürmek için sabır ve özen gerekliydi. Kelimeleri yerleştirip öyküyü kurmak yorulmak demekti.  Beni buna değer bulmadınız Prof. Gabriel.  Bu sahip olduklarınızdan vazgeçmenizi gerektirecekti.  Buna da değmezdim. Bazen bütün çirkinliğiyle bazen de olanca güzelliğiyle bu duyguları zaten yaşamıştınız. Onların hatıraları yeterli geliyordu. Dünya bir kez ele geçirilen bir şanstır Prof. Gabriel. Geri dönemeyiz’’

     ‘’Üzgünüm, Alice çok üzgünüm!’’

     ‘’Üzülmeyin Prof. aşk çoğu zaman ölüm kadar ürkütücüdür. Cesaret ister. Cesaret kazanılan bir şey değildir. Ya vardır ya da yok. Görüyor musunuz? Dünyanın maviliği artmaya başladı. Bazı yerlerde güneş yeniden doğuyor. Umut edelim de perdelerini açıp güneşin ilk ışıklarını sevinçle karşılayan insanlar öykülerini cesurca kursunlar…’’

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba SULTANNN BAHARIM ..."İnce bir mavilikle " yazılan, aşkın kalbinden dökülen bu şiirsel satırları okumak bir başka haz. "Aşk bir yanılsama değildir. Dönüşümdür." "Devrim, köklü dönüşümler demektir" Dönüşümdeki amaç nedir? Artık miadını doldurmuş, lüzumsuz olanların ayrıştırılması. Bilince yükselmesi. Ne kadar doğru, çok çarpıcı bir tespit; "Dünya bir kez ele geçirilen bir şanstır. Geri dönemeyiz." Yaşadığı aşksa eğer değeri çok iyi bilinsin. Bilinmeli...Aklına, yüreğine ...Kalemine sağlık ....Saygı v sevgilerimle...

Nil ALAZ 
 20.03.2018 13:06
Cevap :
Merhaba Nilciğim;ne anlamlı bir sesleniş böyle. Çok teşekkür ederim öyküyü beğendiğin için ama ben BAHARIM' da kaldım. Öpüyorum güzel gözlerinden... Sevgilerimle...  20.03.2018 20:25
 

Beklediğimden daha çabuk yazdın öykünün devamını sevgili Sultan,çok merak ediyordum.Ama sanki devam edecekmiş gibi...Yaşanmamışlıklar acı verir insana.Ertelenmiş hayatlar,belki de en hüzünlü hikayelerdir çünkü içerikleri yoktur.Gerçekten güzel bir hayat hikayesi yazmak içinse, öze dönüş şarttır.Yoksa yaşadığımız, bir kurgudan ibaret olacaktır.Çok beğenerek ve "acaba devam edecek mi?" diye merak ederek okudum.Ben, belki devam eder de kahramanlarımız aşk nektarından içerler diye ümit etmekteyim.Zira, gerçek öze dönüş, aşkla olgunlaşmaktan geçer.Çok güzeldi.Ellerine,yüreğine,ama en önemlisi beynine sağlık.Herkesin yazabileceği türden bir öykü değil,çok zor.Her daim sevgilerimle...

fisun gökduman kökcü 
 15.03.2018 5:16
Cevap :
Çok teşekkür ederim Fisun Hanım gerçekten güzel yazan, güzel duygularla yazan değerli birinden bu övgüleri duymak bana güç veriyor. Alice'in hikayesi devam etmeli haklısınız. Ben de henüz bitirmeye niyetli değilim. Bakalım Prof. Gabriel uzayın sonsuz boşluğunda neler düşünecek. Alice'le dünyaya geri dönmenin bir yolunu bulabilecek mi? Ya da bu fikrini değiştirip aşk için bir bedene ihtiyaç olmadığını mı kabul edecek? En içten sevgilerimle, görüşmek dileğiyle...  15.03.2018 18:01
 

Biriktiriyoruz hayalleri, arzuları, coşkuları, sevinçleri, söylenmemişleri. Yani sabah bizi uyandıran çalar saat gibi erteliyoruz hep. Bugün, yani şimdi, tam da bu an yapacaklarımızı yarınlara savuruyoruz kurumaya bırakılmış yapraklar gibi. Sonrası un ufak, paramparça olmuş zamanlar bırakıyoruz nur topu gibi. En acısı da ahlar vahlar ile biriktiriyoruz ya! Aaah, çıldırıyorum! Keşke hunharca harcasaydık hayalleri, sevinçleri, sarılmaları, söylemek istediklerimizi. Hiç düşünmeseydik ya biterse, diye! Bitirseydik de yeni başlangıçlara sarılsaydık, söyleseydik, sevinseydik biriktirmeden. Kurmaca dünyama güneş gibi doğdunuz. Teşekkürler

ilhan aydin 
 12.03.2018 23:38
Cevap :
Keşke....Birikenleri, biriktirenleri gördükçe kuruyoruz galiba kurmacaları. Güneş olmak :) gülümsemek gibi. Teşekkür ederim. Sevgilerimle...  13.03.2018 1:14
 

Gizlerin ve mucizelerin sipiritüel ocağı astral bir seyahat gibi.Bahsedilen bu paralel evrenlerdeki benliğimizin diğer yansımaları mı ki düşüncenin o saydamlığı?Siz de bilirsiniz ki biz insanlar bedenimizde,radyoaktif elementler hariç,bütün elementleri taşırız.Bu nedenle de maddi ve manevi evrende var olan her şey bizlerde de var olduğunu biliyoruz.Öykünüzü,"Sen kendini küçük bir cisim mi zannedersin?Habuki senin vücudunda büyük bir alem dürülmüştür"özellikle bu sözle destekliyorum öykünüzün içeriğini.Her şey bütünün zıtlıklarıyla birbirine evrildiğine göre.Şunu da demek isterim ki aşk,beden ve ruhu,zihni iyileştiren bir duygudur.Ondan uzak kalanlar gittikçe eksilir ve üşürler...Selam ve saygılar efendim.

Abbas Oğuz 
 12.03.2018 18:22
Cevap :
Bir müdahale etmek hevesi benimki galiba şairim. Orda gökyüzünde olup bütün kötülüklere, yarım kalışlara, cesaretsizliklere... Elbette; insan dediğin koca bir âlem... Aşk; Alice ürkütücü bulmuş :) ama kesinlikle iyi gelen bir duygu.Sevgilerimle...  13.03.2018 2:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 110
Toplam yorum
: 423
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1002
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Dünyanın kirletemediği bir lotus... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster