Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '16

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
676
 

Sendeki gözler bende, bendeki gözler sende olsaydı ( 2 )

Sendeki gözler bende, bendeki gözler sende olsaydı ( 2 )
 

Görsel alıntı


Âşık Veysel Atatürk'ü görmek için Ankara'da 45 gün nafile beklemişti. Köyüne dönünce " Gaziyle, ( Aatürk'le ) görüştün mü? diye sorarlar.

Veysel, " Ne bilelim, köylülük, biri cahillik, iki körlük, üç çaresizlik döndük diye cevap verir.

Âşık Veysel daha sonra İstanbul Radyosu’ndan bir davet alır. Tokatlayan Han’a gidip stüdyoya girer. “İyi oku, bütün Türkiye duyacak seni” demişler.  

Çok beğenmiş dinleyiciler. Hatta bir dinleyici yayın sonrası stüdyoya gelip Âşık’ı evine davet etmiş.

Veysel kırmamış hayranının evine gitmiş, sabaha dek çalıp söylemiş. Âşık Veysel o gece, hayatının fırsatını kaçırdığını sonradan öğrenmiş.

Meğer Gazi ( Atatürk ) sofradayken radyoda onun yanık sesini duymuş  “Bu Âşık’ı bulun getirin” diye talimat vermiş. Dolmabahçe’dekiler radyo evini arayıp Veysel’i sormuşlar. Her yer aranmış, Âşık Veysel bulunamamış.

Sabah haberi alınca hemen saraya koşmuş Veysel; “Gazi’nin dün çağırttığı Âşık benim. İzin verin huzura gireyim” demiş onlar olmaz” demişler.“ O bir zevk zamanı idi. Şimdi çalışma zamanı. Sen adresini bırak, yeniden hatırlar da sorarsa biz seni buluruz” demişler.

Boynunu büküp Sivrialan’a dönmüş Veysel'in. Beklediği haber hiç gelmemiş. Âşık Veysel o gün birkaç dakika daha Radyo evinde kalsa, hayatı nasıl değişirdi acaba?

Devlet sanatçısı mı olurdu?

Gözlerini açtırırlar mıydı? 

İyi mi olurdu bu? Kim bilir.

Bu yazının evveliyatı: http://blog.milliyet.com.tr/sendeki-gozler-bende--bendeki-gozler-sende-olsaydi/Blog/?BlogNo=528808

2 Nisan 1934 tarihli Hâkimiyet-i Milliye şöyle bir baskı kullanır. Dün gazetemize Anadolu'nun saz şairlerinden biri geldi. Sivrialan köyünden olan bu yanık yüzlü adamın iki gözü de görmüyordu,

" Bu şairi sazı ve sözü ile Anadolu'nun bütün köylerinde dolaştırınız"

Tek Parti döneminde kılık kıyafeti bozuk olanların Ankara’nın bazı semtlerine ve Çankaya’ya sokulmadığı, Âşık Veysel’in zabıtalar tarafından Atatürk’le görüştürülmediği, çift partili dönemde köyüne hapsedildiği, açıklamalarının gündeme gelmesi üzerine:   

Şu Çılgın Türkler’ kitabının yazarı Turgut Özakman şunları anlatır.

O dönemde sahiden belli caddelerden geçilemezdi. O zamanlar şehre sadece trenle gelinebilirdi. Gelenler Karacabey Hamamı’na sokulurdu. Bazılarının üzerinden bir sürü bit çıkardı. Temizlendikten sonra şehre gönderilirdi.

Atatürk’ün manevi kızı ve Türkiye’nin ilk kadın havacısı Sabiha Gökçen’in kocası bitten öldü.

Biz ne kadar temiz olsak da okuldan döndüğümüzde mutlaka üzerimize birkaç bit yapışmış olurdu. O caddelerden doğrudan geçilememesinin nedeni buydu diyor.

Özakman 1940’lı yılların Ankara’sında  “Ekmek karneyle alınıyordu, gece sokaklar karartılıyordu” Ama o dönem, küçük bütçeyle dünyadan kredi almaksızın cumhuriyet kendi yağıyla kavruluyordu"

Özakman, o dönemlerde “Âşık Veysel’in kıyafeti iyi olmadığı için Çankaya’ya gidip Atatürk’ü göremediği” konusundaki iddiaların doğru olmadığını bildiriyor.  

Âşık Veysel'deki cevheri ilk görenlerden biri Ahmet Kutsi Tecer'di. Ahmet Kutsi Tecer, Âşık Veysel'in şiirlerinin tanınmasında büyük katkı vermişti. Bir dönem Köy Enstitüleri'nde öğretmenlik yaptı

Âşık Veysel, 25 yaşına geldiğinde,  Esma adında bir kızla evlendi. Ancak kısa bir süre sonra anne ve babasını kaybetti. İkinci çocuğuysa doğumundan 10 gün sonra öldü. Daha sonra karısı Esma onu bırakıp gitti. Karısı bırakıp gittiğinde bir yaşında kızıyla kaldı. 

Âşık edebiyatının son büyük temsilcisi olan ozan Âşık Veysel Şatıroğlu bir süre Köy Enstitüleri’nde saz hocalığı da yaptı.

Sade dil ve lirik bir söyleyişle şiirlerini söyleyen Veysel’in eserlerinde hayatın tüm renklerini görmek mümkündür. Eserlerinde hüzün ile sevinç; iyimserlik ile umutsuzluk iç içedir.

1965 yılında TBMM Ana dilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü özel bir kanun çıkarılarak kendisine maaş bağlandı. 21 Mart 1973 günü doğduğu köy Sivrialan’da hayata gözlerini yumdu. Ondan sonra geriye yıllar geçse de unutulmayacak şiirleri kaldı.

Evet, Âşık Veysel için hem tek parti dönemi, hem de çift parti dönemi vahim hatalarla doludur. Onların hataları unutuldu ancak Veysel hiçbir zaman unutulmadı ve unutulmaz.

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel di. Severek okudum. Aşık Veysel'i çok severim. Gözlerinin kapalı olaması kalp gözünün yüceliği, unutulmaz ezgileri. Çok değerli bir ozan; "Güzelliğin on para etmez, şu bendeki aşk olmasa" sözü, nasıl bir insan olduğunu, kim olduğunu anlatmaya yeter de artar bile... bunu bilmek, bunu söylemek ermişlik, feylesofluk dur...

Birgül YILMAZ 
 23.05.2016 13:52
Cevap :
Kıymetli Birgül Yılmaz: Atatürk yemekteyken Radyoda Rahmetli Aşık Veysel'i dinlemiş.sesinden etkilenmiş ve bana bulun bu ozanı demiş.Nerede bizde o dikkat, özen, sadakat.Veysel duyunca müracaat etmiş ancak işgüzarlar geçti buranın pazarı misali gibi Veysel'i Atatürk'le görüştürmem-işler. Görüştürseler di belki gözleri için bir çare bulunurdu.Veysel yokluk ve kıtlık zamanın ozanıdır.Hastalık yüzünden gözlerini yitirdi.Dünyayı görseydi, insanları, doğayı görseydi kim bilir daha nice sözlerini dinlerdik.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.  23.05.2016 17:56
 

Aşık Veysel hakkında bilmediğimiz şeyler anlatmışsın.Kendisini sağlığında görmüşlüğüm yok. Aslında istesem görebilirdim ama o zamanlar sıradan bir aşıktı, ölünce meşhur oldu.

Kerim Korkut 
 21.05.2016 15:32
Cevap :
Kıymetli Kerim Korkut: Halen hayatta bulunan Erhan Yılmaz kırk yıllık dostum, arkadaşım. Mersin'e kıymetli eşiyle birlikte gelip misafirim olur. Rahmetli Neşet Ertaş ile üç kez yüz yüze, göz göze,söz söze bir araya geldik. http://blog.milliyet.com.tr/neset-ertas-siz-ucuncu-yila-girerken/Blog/?BlogNo=477531. Rahmetli Aşık Veysel'i çok dinledim ama hiç göremedim.Aşık Veysel'in yokluk, kıtlık bir zamanında dünyaya gelişi ve gözlerini dahi hastalık, nedeniyle kaybetmesi beni çok duygulandırdı.Yani Atatürk ile görüşebilseydi belki gözleri için bir çare bulunurdu.Haklısınız biz hayatta olanlarımıza önem vermiyoruz lakin göçüp gittiklerinde önem veriyoruz.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.   21.05.2016 19:17
 

Acıların, özlemlerin yarattığı nice ozan arasında büyük üstat elbette unutulmaz, yeri farklıdır. Atatürk'le buluşabilseydi herhalde Hamiyet Yüceses, Münir Nurettin ya da Safiye Ayla gibi olurdu. Ne yazık ki günümüzde türkülerimiz ve Türk Sanat Müziği eserlerimiz büyük bir kitle tarafından dinlenmiyor. Anadolu'da yetişen gençlerimiz dahi pop müzik sevdasında. Hâl böyleyken Aşık Veysel'i anmak da bizim kuşaklara kalıyor:( Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 21.04.2016 7:15
Cevap :
Kıymetli Ata Kemal Şahin:Aşık Veysel'in ayağındaki çarıklar ve üstündeki koyun tüyünden kisveler engel oldu.Neden fakirliği, bitleri,yokluğu inkâr ediyoruz.Geçmiş bizim değil mi? O tarihte bile Anadolu insanına değer verilmemiş.Özellikle aradaki dalkavukların ve işgüzarların kararları biri çok insanın önüne engel oldu.Atatürk ile görüşüp görüşmediğini sorduklarında Ne bilelim,köylülük,cahillik,körlük,çaresizlik ve döndük gibi katkısız tertemiz Türkçe sözler ne güzel.Evet haklısınız poplu, hoplu müzik bizi değerlerimizden etti.Saygılar sunuyorum.Hep sağlığınızı, daima mutluluğunuzu diliyorum.   21.04.2016 12:17
 

Değerli Mehmet Bey, dünya gözüyle göremediklerini gönül gözüyle görmüş halk ozanı, filozof, güzel bir insan Aşık Veysel. Dünyaya geldiğim anda Yürüdüm aynı zamanda, İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece... Muazzam dizeleridir. Bu yazınızla anmamıza vesile oldunuz teşekkür ederim. Saygılarımla..

Papatya Tarlası 
 20.04.2016 13:20
Cevap :
Kıymetli Papatya Tarlası: Keşke Veysel'in Atatürk'le görüşmesine izin verselerdi.Belki gözlerinin açılması için bir çaba harcanırdı.Yazımızın başlığını onun gözlerini düşünerek ve bilerek isteyerek " Sendeki gözler bende, bendeki gözler sende olsaydı" diye yazdım.Bakın onu zulüm, ve haksızlık yapanlar hep unutuldu lakin Veysel hiç unutulmadı ve sözleri bize yadigar kaldı.Saygılar sunuyorum.Hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamanızı diliyorum.   20.04.2016 14:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 7072
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2116
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster