Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '16

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
206
 

Sendika bank // Türk fırtınası

Sendika bank // Türk fırtınası
 

Türklerde sınıf ayrımcılığı yoktu, sermaye belası ve milli ekonominin yok edilmesi adına üredi. Sendikalar sermayenin adına iş yaptılar.


İşte kalabilmenin şartıyla üye edilmiştik,
Adına sendika diyorlardı, ne olduğunu bilmiyorduk,
Ekmek parası işte, bir tarafta ekmek, bir tarafta boyun eğiş,
İki yılda bir patrona ‘posta koyan’ yazılar okuyorduk,
Okuduklarımızla, yaşadıklarımızı karşılaştırdığımızda,
‘Her halde bizden bahsetmiyor’ diye biliyorduk.

Yüzde bilmem kaç zam isteyerek patrona yükleniyordu,
Defolu enflasyon oranına söz bağlanıyordu,
Sonra ‘bu ne’ diye soranlar, patrona haber salınarak,
Uzak bir eziyete tayin ediliyordu.

Her sözleşme döneminde farklı bir hak tırpanlanıyor,
12 Eylül’den adet edinilmiş huylarla,
Yeni ‘emek teri yiyen yöntemler’ dayatılıyordu,
‘Bu nereden çıktı’ diyemeden, tehdit kartları,
Kartlaşmış temsilcilerin diline dolanıyordu.

Hakları bir banka tarafından gasp edilmeye çalışılan biri olarak,
Gerçek yaşadıklarımdan ve geçmişte yaşananlardan,
Karşılaştırmalarla nasıl hak tırpanlandığını ispatlamayı, Yenilir yutulur olmayacak uygulamayı,
Üzerimize düşen büyük bir sorumluluk bilinciyle diri tutuyorduk.

Beş yıl önce emekli olma hakkımız vardı,
Finans sektöründe yıpranma payı, aşınma büyüktü,
Seksen darbesinin birinci darbesi bankacılara buydu,
İkincisi bir ay çift, bir ay tek maaş hakkı,
Patrona vermeme hakkı olarak tanınıyor, emekten alınıyordu.

Gün geldi bankalarımıza küresel görev verildi,
Küresel karşılığı borç olan sermayenin parasını satacaklardı halkımıza,
Son on yılda oldukça da bu sektör bu konuda yol aldı,
Kendilerinin bu yola girmeleri yetmezmiş gibi,
Halkı borçlandırmak adına çalışanları, bir dayatma ve baskıyla,
‘Borçlan, tüket! ’ diye esir aldı.

Önder Karaçay; ‘ben halkı zorla ve dayatmayla borçlandırmam’ dedi,
Üretim, ticaret ve ihracatın finansmanı için çabaladı,
İhtisası bu olduğu halde bireysel kredi ve kredi kartı satmaya zorlandı, Buna direndi, baskıyla karşılandı.
İstanbul’un bir ucundan bir ucuna tayine, istifaya, baskıya maruz kaldı,
Aynı şehirde iller arası işe gider gibi günde ‘altı saat’ işe gidip gelebilmek için zaman harcadı.
Gece saat on ya da on birde eve geldiğimde, çocuklarımın sadece yüzlerine bakabiliyordu,
Yanakları müsaitse öpebiliyor, küçük kızım beni göremediği için,
Anne babam eve gelmiyor mu diye sorduğunu işten çıkarıldıktan sonra,
Öğrendiğimde bir kez daha yüreğinden bir kez daha yaralandı.
Yine de yılmadı!

Yalnız onlar yıldılar. Onlar derken isimlerini yazmaktan çekindiğim için değil,
Reklam olmasın diye yazmıyorum, isteyen o isme kolayca ulaşabilir.
Sabah hesabıma başarı primi yatırdılar, aynı gün akşamı başarısızım diye işten çıkardılar,
Sanki ulufe verir gibi bölgeye atadıkları çocukla ‘tazminatını da veriyoruz ha! ’ diyerek,
İşten çıkarma tarihini de 12 Eylül 2012 gibi manidar bir tarihe denk getirdiler.
Altı yıllık mücadeleye daha kaç altı yıl ekleyeceğimi bilmeyerek,
Bu skandalı gazeteye haber yaptırdılar, ……..performanstan sınıfta kaldı seviyesine düştüler.
Sendikayı anlatıyordum değil mi? Bunlar sendika bank gibiydiler.
Onları aradım, bir yetkili çıktı telefona,
Beni tanımaz gibi, burası patron sendikası der gibi sen Müdür olduğun için,
İşveren temsilcisi sayılırsın, kimi kime şikayet edeceksin, Sanki kendimi işten ben çıkarmışım gibi komik duruma düştüler.
‘Kapsam dışısın sen, sendika ücreti ödersin, bu haktan faydalanamazsın! ’ dediler,
Sendika başkanı ile görüşmek istedim,
Her halde patronla görüşüyordu söyleyemediler.

Gerisinde ne mi oldu? Ne ben anlatayım, ne de siz dinleyin! ...
On altı yıllık birikmiş yıllık izin paralarımı ‘biz çok büyük bankayız,
Ödemiyoruz diye karar aldık, siz ne yapmak istiyorsanız yapın! ’ dediler.

Yüce Türk yargısının önüne belgeleriyle taşıdım bu skandal ayrımcılık rezaletini,
Yüzde yüz suçlu bulunarak bana ayrımcılık yapan bir banka olarak tescillendiler.
Sonra işe iade edemediler, bedelini tıpış tıpış ödediler,
Parasının tutarı önemli değil, önemli olan ödetilmiş ve ödenmiş olmasıydı,
En baştaki ayrımcı başı kendini kurban edemedi,
Birkaç yardımcısının başını yiyerek şimdilik gidişini erteledi.
Davalar devam ediyor, demek ki; çektirdikleri kadar çekecekler bu acıdan!

Benim için işten çıkarıldıktan sonra yaptıkları varsa, belgeleriyle ortaya koymalılar, Eğer koyamıyorlarsa benden yıllardır sendika ücreti neden kestiklerini açıklamalılar. Ya da banka sendikası olmayı bırakıp, bankada emeğiyle çalışan insanların sendikası olmalılar. Gerçekle yüzleşmek zordur, bir yolunu bulup bu gerçekle bankayla birlikte yüzleşmeliler.

Önder Karaçay

Mobbing Bank Türk Fırtınası Sır Kitabın Yazarı

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 234
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster