Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '13

 
Kategori
Sivil Toplum Kuruluşları
Okunma Sayısı
142
 

Sendikasızlaştıramadıklarımızdanmısınız ?

Sendikasızlaştıramadıklarımızdanmısınız ?
 

Sendikasizlaşma


Çalışma ve Sosyal Güvenliği Bakanlığı tarafından açıklanan “6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu gereğince; iş kollarındaki işçi sayıları ve Sendikaların üye sayılarına ilişkin 2013 Temmuz ayı istatistikleri Hakkında Tebliğ” Resmi Gazete yayınlanmıştır. Tebliğe göre Türkiye’de toplam 11 milyon 628 bin 806 olurken, sendikalı işçi sayısı ise 1 milyon 32 bin 166 olarak belirlendi. Buna göre toplam işçilerin sadece % 8,8’i sendikalı olarak çalışıyor. 2013 yılı ocak ayında işçi sendikaları istatistiğine göre, sendikalı işçilerin tüm işçilere oranı % 9,2 oranındayken, bu oran % 8,8’e düşmüş oldu. (Bu tespitler malum devletin resmi organından alınmıştır) Kayıt dışı çalışan işçilerde dikkate alındığında bu rakam % 6’nın altına iniyor.

Tebliğde dikkati çeken bir diğer önemli ayrıntı ise, Türkiye ekonomisinin motor gücü olarak anılan ve büyüme rakamlarının dayandırıldığı sektörde sendikalı işçi sayısının diğer sektörlere göre çok daha az olması. Buna göre, inşaat sektöründe 1 milyon 660 bin 842 işçisinden 36 bin 212 işçi sendikalı olurken, sendikalı işçilerin toplam işçilere oranı % 2 seviyelerinde kalmaktadır. Dokuma, hazır giyim ve deri çalışanından 1 milyon 12 bin 556 işçiden 29 bin 790 işçi sendikalı olurken, bu sektördeki sendikalı işçilerin toplam işçilere oranı ise % 2,9 olmuştur. Ayrıca sağlık ve sosyal hizmetlerde 280 bin 841 işçiden 7 bin 419 işçi, konaklama ve eğlence işlerinde 772 bin 689 kişiden 29 bin 790 işçi, petrol, kimya, lastik, plastik ve ilaç sektöründe 470 bin 178 işçiden 36 bin 942’si sendikalı olarak kayda geçti. Bu sektörler, kayıt dışı işçi çalıştırmanın ve taşeron uygulamasının çok yoğun olarak kullanıldığı sektörler olarak biliniyor. Buna göre bu rakamlar da çalışan işçi sayısına eklendiğinde sendikalı işçi sayısı çokta aşağılara kadar düşüyor. Kaldı ki bu sayılara ve oranlar içerisinde mevcut sendikalardan istifa ettirilerek veya yeniden kurularak yandaş sendikacılık yapan sarı sendika nitelikli sendikalara kayıt ettirilen üyeler de dikkate alınmıştır.

Türkiye’de 1988 yılında % 22.2 olan sendikalaşma oranı bugün % 6 düzeyine gerilemiş. Özel sektörde ise sendikalaşma oranı % 2-3 oranında ayrıca sendikaya üyelikte devlet denetimi getirilirken Sendikal örgütlenmesi bitiyor mu? Bitiriliyor mu?

Başka sosyal alanlarda ise son değerlendirmelerle, ülkemiz genelinde 81538 derneğin faaliyet gösterdiğini ve bunların yaklaşık 56.000 nin 2000 yılından sonra kurulduğunu ve bununda Ülkemizde sivil toplumun güçlendiğinin göstergesi olduğu belirtilmektedir. Ancak bu derneklerin 13.400ünün cami yapımı başka bir deyişle ibadethanelerin desteklenmesi amacı ile kurulduğunu ifade edilmektedir. Spor alanında 12.380 adet ve engelliler konusunda 489 adet ile dernekleşme yani sözüm ona sivilleşmede pek başarılı olunmamış. Uzman alanlarda 2223 adet derneğin faaliyet gösterdiği ve tüm basının 174 adet dernekle temsil edildiği, görsel basın anlamında ise 6 derneğin faaliyet gösterdiği rakamları var.

Akademi Kurs Merkezinde İş sağlığı güvenliği kursuna giderken Hukuk dersini veren A Belgeli iş uzmanı Fazıl Ölmez Türkiye’nin sendikalaşma konusunda gerilediğini Avrupada da durumun aynı olduğunu ifade etmişti. Bu yandaş kültüre ait bir düşün kalıptır. Rakamlar ortadadır. Şunu kesinlikle ifade etmek gerekir ki işçi sınıfının yeni paradigması işverenle mücadele değil bir anlamda kazanımların ve çıkarların korunmasıdır.

Toplu pazarlığın kapsamı, çalışanların ne ölçüde toplu iş sözleşmeleri ve sendikalar tarafından korunduğunu göstermesi açısından önemlidir. Çeşitli ülkelerde toplu sözleşmeden yararlanma koşulları ve teşmile ilişkin farklılıklar nedeniyle sendikalaşma oranı ve toplu sözleşmenin kapsamı oldukça farklı olabilmektedir. Bunun en çarpıcı örneğini Fransa oluşturmaktadır. Fransa’da sendikalaşma oranı yüzde 9’da seyrederken toplu iş sözleşmesi kapsamı yüzde 90 civarındadır.

Toplu pazarlığın kapsama oranı konusunda AB ülkelerinde farklılıklar olsa da AB-15 ülkelerinde yüksek bir kapsama oranı söz konusudur. Belçika ve Slovenya uç örnekler olarak ortaya çıkmaktadır. Toplu sözleşme kapsamı geleneksel olarak AB-15 ülkelerinde yüksektir. Özellikle Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde yüzde 80-90’lar düzeyindedir.

Geçenlerde Apartmanımızın diğer girişinde oturan bir komşumla karşılaştım kendisi THY’da aşçı olarak çalışmaktadır. 3 çocuk sahibi ve eğitimi de sanırım ilkokuldur. Aldığı ücretin yüksek olduğunu ve oturduğu evden başka bir evinin ve mal varlıklarının olduğunu biliyorum. Hava-iş Sendikası hakkında birkaç soru sorduğumda sendikaya yönelik sinkaflı küfürle yaklaştı (sinirlendim ama çaktırmadım) ve ben ona mevcut kazanımlarının aldığı ücretin ve edindiği malın daha önceki sendikal örgütlenme gücünden kaynaklandığını yoksa bu eğitimin ve kültürünle asgari ücretle manyak paragöz bir işverenin yanında ettiği küfürü sürekli kendi yiyerek çalışmak zorunda kalacağını anlattım ama nafile. Çünkü bilinç kolay erişilen bir düzey değil, eğitim, eğilim ve çaba gerekiyor.

Peki gerçekten sivilleşmiş miyiz, demokratikleşmiş miyiz? Neden insanlar ve işçiler örgütlenemiyor acaba? Hiç düşündünüz mü?

Nizamettin BİBER 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 832
Toplam yorum
: 3630
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2568
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster