Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1212
 

Sendromlar

Sendromlar
 

Sendrom, birbirleriyle ilişkisiz gibi görünen, ancak bir araya geldiklerinde tek bir hastalık olarak kendilerini gösteren şikayetler ve bulgular bütünüdür. Bu, kalıtsal olabilir veya edinsel nedenlerle oluşabilir.

Sendrom, kökeni ve durumu tam olarak belli olmayan psikolojik bozukluk olarak adlandırılabilir. Bu bölümümüzde toplumda pek fazla bilinmeyen ve bulan kişiden adını alan sendromları inceleyeceğiz.

Capgras sendromu: Kişinin kendisinin, eşinin, yakınlarının ve önemli kişilerin eşlerinin yaratılarak, gerçeklerinin yerlerini aldığı şeklindeki bir sanrı (hezeyan)dır. Sanrısal bozukluk (paranoya) hallerinde görülür.

Cotard sendromu (yadsıma sanrısı): Kişi yoğun bir şekilde ölüm, herşeyin mahvolduğu (ailesinin yok edildiği, parasız ortalıkta bırakıldığı gibi), vücudunun çalışmadığı (hatta organlarının çürüdüğü) düşünceleri içindedir. Ağır depresyonlar ve psikoz durumlarında gözlenir.

Ganser sendromu (saçmalık sendromu): Kişi sorulan sorulara tam değil ama yakın yanıtlar verir. Belirtiler bir süre sonra kaybolabilir, bilinçteki dalgalanma ile birlikte. Örneğin 3 kere 4 kaç eder sorusun13 yanıtını verebilir. Kafa travmaları sonrası, aşırı yorgunluklar bazen de şizofrenilerde gözlenir.

Munchausen sendromu: Kişi kendi sağlık durumu ve sosyal koşulları ile ilgili olarak sürekli olarak gerçekdışı bilgiler verir. Ancak bunu bir maddi çıkar sağlamak için yapmaz. Çeşitli hastalıkları taklit ederek, ameliyatlar olabilir. Bunun genel olarak dinleyicileri inandıracak şekilde olmayan şeyleri anlatma, sürekli olarak bir yalan üretiminin olduğu durumuna pseudologia fantastica adı verilir.

Porto-Rikolu sendromu(dövüşme hastalığı): Kişinin bir sıkıntı ya da bir ruhsal yakınmasının (olasılıkla paranoid sanrılar etkisi ile çevreye zarar verme isteği) olması ile başlayan karşısına çıkana vurması, dövmesi ile beliren bir durumdur. Dürtü kontrol bozuklukları, sanrısal bozukluk ve bazı kişilik bozukluklarında gözlenir.

Pseudocyesis: Kişi hamile olmamasına karşın, gebeliğin belirtilerini hissedip ( karın ve göğüslerde ağrı, karında büyüme, aşerme gibi), hamile olduğuna inanır.

Don Juanizm: Karşısına çıkan kişilerle devamlı olarak cinsel ilişkide bulunarak, o kişileri adeta bir eşya yerine koyan, bu cinsel girişimlerden gene de sıkıntı duyan, sık bir şekilde eş değiştiren kişiler anlatılmak istenir. Kadınlarda görülen şekline nymphomania denir.

De-clerembault sendromu (Erotomani): Kadınlarda gözlenen, genellikle kendisinden daha yüksek sosyokültürel düzey ve kendinden daha yaşca büyük hatta şöhretli, meşhur kimselerin kendisine aşık olduğu şeklinde bir düşünce içeriğinin olduğu durum. Sanrısal bozukluğun erotomanik tipinde gözlenir.

Cain (kabil)/kardeş kompleksi: Kardeşe karşı rekabet, saldırı hatta öldürme hisleri ile giden durum. Kabil ve Habil Adem ile Havvanın oğulları olup, oğullarından biri diğerini öldürmüştür.


Herakles kompleksi: Babanın çocuklarından nefret etmesi ile seyreden duygusal karmaşası olarak tanımlanmıştır.

Jocasta kompleksi: Annenin oğluna hastalık derecesinde ve tüm ruhsal doyuma erişildiği aşırı bağlılığı.

Medea kompleksi: Eşinden nefret eden annenin bunun acısını çıkarmak ve kocasından hıncını almak için çocuklarını öldürmek istemesi ya da nefret etmesi.

Orestes kompleksi: Kişinin annesini öldürme isteği olarak tanımlanmıştır..

Mustafa Ucman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

mustafa bey, anneyi öldürme isteğini besleyen sebepler neler olabilir? Türkiye de 2-3 hafta önce bir haber duyarlı kişileri çok üzdü. Belki takip ettiniz. Genelde ergenlik çağında anne babalara karşı tepkiler oluyor. Orestes kompleksini lütfen biraz daha ayrıntılı açıklayabilir misiniz? Yani normal sınırlar nelerdir, orestes kompleksine götüren belirtiler nelerdir? Saygılarımla

fatma dalay  
 19.05.2008 19:00
Cevap :
Sayin Fatma hanim, yorumunuz icin tesekkur ederim, bu konu benimde dikkatimi cekti, ve cok uzucu bir olay. Bu konuda ailelere, cocuklari yetistirme konusunda buyuk ozveriler dusuyor. Yuksek egitim yapmis ailelerin dahi cocuk yetistirmekte eksikleri olabiliyor. (bosanma ve evdeki kavgalar gibi) Egitim sistemimiz gozden gecirilmeli. Evede anne baba birbirlerini sevdiklerini cocuklarin gozleri onunde onlara duyurmalilar. Cocuklarde karekter 0 ile 13 yaslari arasinda olusmakta, bu donemdeki problemler cocugun kendine guvensiz, gelismemis bir sevgi bagi ve korkak yetismesine neden olabiliyor. Anne rahminde 4 aylik bir cocugun babasi asabi ve sinirli ise cocuk anne karninda basparmagini emiyor. Saygilarimla. M. Ucman  21.05.2008 19:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 92
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 2786
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster