Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '07

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
386
 

Senfonik kişilik

Bu başlık Vişne Korkmaz’ın akademik tezinin başlığı ve konusu.

Rusya’da 19. Yüzyıl’da Rus idesinin gelişimini anlatıyor.

Bizim için önemi, en az bizim kadar Batı-Doğu sınırında yer alan ve en az bizim kadar geç batılılaşmaya başlayan benzeri bir ülke modelini ele alması.

Şaka değil, ciddi anlamda başlık, ‘senfonik kişilik’ değil, ‘kakafonik kişilik’ olsa gerekmiş. Hem kitapta anlatıldığı üzere Rusya, hem de Türkiye çoksesliliği gürültü (ses karmaşası) olarak yaşayagelmiş.

Bir senfonide hem çalgılar, hem de ezgiler karşılıklı uyum içinde kullanılır ve buna rağmen Klasik Avrupa Müziği’nde gürültüye çokça raslanır.

Birinci Cumhuriyet tarihine baktığımızda da, senfoni yerine kakafoni dinleriz. Daha ilk Meclis’te 10 gözlü olup, her bir gözü başka yana bakan şaşılar gibi, her ağızdan başka bir ses çıkmış. Buna en uygun örnek, ‘İlk Meclis Anketi’ kitabı: Sanayi ne bilen yok, demokrasi ne bilen yok, okumuş olan yok, soru kipinde olan yok, yani referans sıfıra sıfır, elde var sıfır.

Ruslar ise, tersine bir biçimde çok fazla (batılı) referans arasında boğulmuşlar. Düşünün ki edebiyattan geometriye (Dostoyevski’den Lobaçevski’ye) birçok öncü / dahi insan çıkarmışlar ama onların dediklerini yapmaya gelince, aynı bizimkiler gibi caymışlar ve yine batılıların peşine takılmışlar.

En ironik durum Oblomov’u yorumlamalarında. Oblomov’un özelde Rus insanını temsil ettiğinde hemfikirler ama Oblomov’un genelde neyi temsil ettiğinde herkes ayrı telden çalmış. Yahu apaçık işte: Adam, yatmayı seviyor. Erdemli olabilir ama o kadar tembel ki onları uygulamaya bile kalkmıyor. Bir de Ruslar’ın göremediği şu: Oblomov’un anti-tezi Stoltz bir Alman. Tam da Hitler Alman’ı. Oblomov’un devirdiklerini o topluyor. Romanda idealize bir tip. Oysa, yaşamdaki gerçek Almanlar, 2 dünya savaşını da çıkaran türden insanlar ve Rusya’yı ezip geçtiler.

Sonra Ruslar’ın doğu olarak Çin’i ele almaları acaipliği. Japonya nerede? Hindistan nerede? Her iki ülkeyle de belki binlerce yıldır ticaret yapıyorlar. (Şarkiyatçı Barthold, Ruslar’ın Çinliler’i keşfini ‘Rusyada ve Avrupada Şarkiyatçılığın Tarihi’ kitabında çok güzel anlatır.)

Bu konuda da ironi işliyor:

Ruslar, batıya gideceklerine doğuya gidip, Amerika’ya Asya’dan varırlar. Alaska 1912’ye kadar Rusya toprağıdır. Yine ironik bir biçimde Alaska’yı ABD’ye satarlar. Düşünün ki Azerbaycan Rus toprağıdır ve orada petrol binlerce yıldır ortalıkta akmaktadır ama Alaska’da petrol kimsenin aklına gelmez, hoş Azerbaycan’da da gelmez ya. Yine ironik bir biçimde, koskoca Sibirya’yı haritalamak, yani bir düzene sokmak, bir anarşiste kısmet olur.

İşte sorun burada:

Rusya’nın birçok epsilon NEK’leri var: Lobaçevski, Tsiolkovsky, suprematistler… Herkes makro Oblomov kategorisine bakarken, mikro artı-değer kategorileri görmüyor.

İronik olarak, bizde de, geçmişte de, şimdide de, gelecekte de böyle.

ABD ne yapıyor? Fritz Lang’ı, Bertolt Brecht’i, Sergey Eisenstein’ı ithal ediyor, makro kategorilerine mikro nicelikte / nitelikte katarak alaşımlıyor. O nedenle bugün, deneysel filmlerden çok, Holywood filmleri içinde deneysel öğeler daha işlevsel ve tersine Holywood’a ithal edilen AB sanat filmi ve Hong Kong aksiyon filmi yönetmenleri işlevsiz.

Tarihsel başkalaşım, doğru yer, doğru zaman, doğru miktar, doğru kompozisyon demek. Devrimler bile sık gerçekleşmezken, havaya bakarak 300 yılı 3 yılda transformasyonla aşmayı beklemek zırvanın saçması bir şey.

Sanayileşmenin tek bir yolu olduğunu, eski SSCB’den yeni Çin ve Vietnam’a kadar tüm tarihsel örnekler kanıtlamışken, biz 21. Yüzyıl’da hala montaj sanayiinden medet umuyoruz.

Ana konuya geri dönersek:

Rusya, arayışına 1830’larda başlar. Çarlık düzeni, cumhuriyetle değil, devrimle devrilir. Uzaya ilk insan yollamaktan dünyanın ikinci askeri gücü olmaya dek, birçok başarıya imza atan devrim, gerçekleşmesini sağlayan katılık nedeniyle çöker. 10 yıl kafa üstü çakıldıktan sonra Rusya, G-7’nin arasına geri döner. Ancak Dünya’da nüfusu azalan tek ülke olmuştur artık.

Bunların hepsi de senfonik değil, kakafonik Rus idesi ile yaşanır. Bir zamanlar sömürgesi olan Çekistan’a konan ABD füzelerine karşı, Çin’le Şanghay Beşlisi’ni kurar.

Hepsine birarada baktığımızda çarlık, reel sosyalizm ve neo-liberalizm evreleri de, kendi aralarında kesinkes kakafoni oluştururlar ama tarihin cilvesi olarak, dünya sisteminde hepsi birarada anlamlı bir mozaiğe yerleşir: Dünya hegemonları muhakkak bazı kurallara uyarlar. Artı, uzaycılık nedeniyle, ‘tekillik’ denilen ve ötesi hakkında hiçbir akıl yürütülemeyen bir evrenin / dünyanın geldiği de öngörülebilmiştir. O, bir olasılık insan türünün sonu demek olan sonsuz sessizlik veya tüm orkestranın çalgılarının ve çalıcılarının değişmesi demek olan, transformasyon ötesi bir değişim olabilir.

Onun dışında, tarih orkestrası Rusya’da hala Rus Beşleri’ni çalıyor: İçkileri, yemekleri, giysileri 200 yıldır aynı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2216
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 499
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster