Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '19

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
141
 

Seni Çok Özledim Sevgilim

Baştan çıkarıcı bir müzik sesi her yeri kaplamıştı. Heyecanımı bastırmak için içtiğim votkanın asi ve yanık tadı hala dilimin ucunda dolanıyordu. Gözlerimi kapatıp kendimi bu kışkırtıcı müziğin ritmine bıraktım.

•           Beni bedenimden vahşice dışarıya çıkarmak isteyen bir güç, ruhumu saçlarımdan tutmuş dışarı sürüklüyordu. Kendimi bir ıslık sesinde, oyun oynamak için sahibinin peşinden giden, kızıl saçlı bir İrlanda seteri gibi hissediyordum.

Ellerimle onu sıkıca kavrayıp, bedenimi tamamıyla ona yasladım. Kaygan soğukluğu ile sonunda bacaklarımın arasındaydı. Artık bütündük, bir süre bu şekilde kaldık. Defalarca sahneye çıkıyor olmama rağmen, her seferinde ilk defa direk dansı yapıyormuş gibi heyecanlanıyordum.

•            Birden ışıklar o karanlık havayı biraz olsun aydınlatınca, bana hayranlıkla bakan onlarca insan arasında, diğerlerinden çokça farklı olan bir çift göze takıldım. Ayaklarımı ve ellerimi görebiliyor fakat zor nefes alıp veriyordum. İşte oradaydım. Kitlendiğim bu adamdan gözlerimi birkaç saniyeliğine kaçırdıktan sonra bedenime geri dönmekte zorlanarak ve kendime ulaşmak için yol alarak ellerimi havaya kaldırdım. Gösteri artık bitmişti, bir dahaki cumartesiye kadar…Arkadaki odama giderken, tekrar o gizemli adamın bakışlarını düşündüm. Amerika’da zorla okumaya çalışan bir öğrenci olmanın dışında mesleğinde tutkulu bir direk dansçısıydım.

•             Usul usul yağan yağmurun sesleri kulağıma gelmeye başlamıştı. Mekanın kapısından çıkarak yavaş yavaş hızlandım. Arkamdan biri bulanık ve biraz yüksek sesle ‘’Su’’ diye bağırıyordu. Bu sesi ve birkaç dakika önce sahnede kitlendiğim gözleri kafamda birleştirmem zor olmadı. Dingin bir tebessümle arkama döndüm. Evet sahnede Su ama aslında Suzan.

•             Tanrım böyle olacağını biliyordum. Gözleriyle niyetini belli eder bir şekilde, benim ne hissettiğimi anlamaya çalışırcasına gözlerime bakıyordu. İlk defa kendimden geçtim. Merhaba ben Salih dedi. Hem de Türk diye aklımdan geçirirken, donuk gözlerle yüzüne baktım.

Yağmur bardaktan boşalırcasına yağmaya başlamıştı. Birden hem konuşarak hem de koşar adımlarla sokak lambalarının ıslak görünen ışıklarını takip ettik.

’’ Burada Türklere rastlamak zor, o yüzden çok memnun oldum. Güzel bir gösteriydi dememe gerek bile yok sanırım dedi. Etkileyici ses tonuyla. Üniversitedeyken dans grubumuz vardı. Okul bitince bırakmak zorunda kaldım. Ama seni sahnede izlerken, içimdeki dans tutkusunun yeniden uyandığını hissetim. Avukatım ve bu mekanı işleten müvekkilimi ziyarete geldim ‘’dedi. ‘’Biraz hızlı oldu her şey ama seninle bu yağmurun altında yürümek bile güzel’’ derken tavrı son derece iç gıcıklayıcı ve çekiciydi. 

Yürüme mesafesi olan evimin önüne gelmiştik. Neler olabileceğine adım gibi emindim. Ama yine de bu durumu erteleyemedim. Sanki bir yakınını bulmuş olmanın ve mekanın sahibinin avukatı olmasının içime yavaş yavaş aktığı rahatlıkla, onu evime davet ettim. Biraz ağırdan mı almalıydım nasıl olsa numarasını verirdi. Ama çok yakınımdaydı, gözleri ışıldıyordu sarsılmıştım ve dudakları adeta beni kendine çekiyordu.

İçeri girdik. Dudaklarımın gülümsemekten yayıldığını hissediyordum, ne istersin diye sorarken henüz oturmamıştı ve çok yakınımdaydı sıcaklığını duyuyordum. Ve usulca jaluzilerden içeri vuran lambanın ışığına bakarak açma dedi. 

İçeri sızan aydınlık eşliğinde beni usulca öptü. Dudakları ıslak ve yumuşaktı. Nefesim kesilmiş göğüs kafesim daralmıştı. Nefes alıp vermekte zorlanıyordum. Birbirine değen bedenlerimiz ısınırken sertliğini hissedebiliyordum. İçimde duyduğum erotik bir müzikle dans ediyorduk adeta. Cinsel ilişkinin büyülü dansı. Dudaklarına küçük bir öpücük kondurduktan sonra yüzüne baktım. Ne içersin diye sordum. “Bir şey istemiyorum” dedi ve kolumdan tutarak beni kendine çekti. Bir an ürküp “benim biraz su içmem gerek” deyip yanından kaçtım. Her şey yolunda mı dedi. Evet dedim. Daha fazla karşı koyamadım ve tutkuyla birbirimize karıştık. 

Ahh evet, harika birkaç saat geçirmiştim ama ona aslında, çok hızlı olduğunu anlatacak kelimeler arıyordum. Giyinirken gözüm ona takıldı. Sakallarının arasından gülümsemeyi bekleyen gamzeleri, alnındaki kırışıklıkları saklayan koyu kumral saçları, etkileyici bakışları çok tanıdıktı. Aklından geçenleri bilmek isterdim. Belki de fiziksel şeyler dışında beni umursamamıştı. Ben kimdim ve neden buradaydım? Sahnedeki insanın içindeki duyguları harekete geçiren o erkeksi uyarılmanın heyecanıyla mı yaşamıştı tüm bunları? Hiçbir şey dememeye karar verdim. Yağmurun sesini duyabileceğimiz sessizlik oluştu evin içinde ve yine o iç gıcıklayıcı ses tonuyla benim artık gitmem lazım diyerek dudaklarımdan yine ıslak ve yumuşak bir öpücük aldı. Hiçbir şey diyemedim. Cebinden kartını çıkardı çantasından da bir kalem, numaramı istedi. Bunu ona söylerken dilimin heyecandan kuruduğunu fark ettim. Güzel bir akşamdı dememi tamamlamadan ‘’muhteşemdi’’ dedi. Kapıdan çıktı. Seni arayacağım dedi ve gitti.

İzlediğim bir filmde görmüştüm sanki bu sahneyi. Adam gidiyorum der, kadın adamı içsel bir dürtü ile takip eder. Aynen öyle oldu. İçimdeki bu garip his, sahnedeyken beni ona sürükleyen o duyguyla aynıydı. Köşedeki sokaktan bir taksi çevirdi. Otoparktan aracımı aldım, ilk defa birini takip ediyordum. Ruhumu ele geçiren bu adam gerçekte kimdi? Sadece avukat olduğunu biliyordum. Kafamdaki bu düşüncelerle, önümdeki taksiyi gözden kaybetmemeye çalışıyordum. Kim bilir kaç ışık? Kaç sokak? Kaç araba geride kalmıştı… Taksi durdu. Kar yağmaya başlamıştı. Soğuk, heyecandan hızlanan nefesimle birlikte göğsümde dans ediyordu sanki. Bir apartmandan içeri girdi. Sokak kapısı açık kalmıştı. Birinci kata yürüyerek çıktığını gördüm. Zile bastı. Kapı açıldı. Küçük bir kız çocuğu ‘’hoş geldin babacım’’ diyerek kucağına atıldı, ‘’sen hala uyumadın mı prensesim?’’ dedi. Bu sefer sesinin tonu kulağıma çok farklı gelmişti… Beyaz sabahlığıyla kuğu gibi bir kadın süzüldü yanına, ‘’akşamları sen hikaye okumadan uyuyamıyor tatlım biliyorsun’’ dedi.

Bu mutlu aile tablosunu bozmadan geldiğim gibi sessizce gitmeye karar verdim. Dışarıda yağan karlar gözyaşlarımla akan rimellerime karışıyordu. Arabama bindiğimde düşünceler beynimde bit pazarı gibiydi. Kontağı çalıştırdığımda çalan cd içimdeki acıyı şehre sızdırıyordu. ’’Yaşamak yıldızlarda seninle olmak istiyorum. Sevişmek hüner değil yanında kalmak istiyorum...’’

Eve vardığımda hemen soyunup küveti doldurup içine girdim. Kafamı suyun altına her soktuğumda, benimle beraber yıkanıp temizlenmesini istediğim giysiler gibiydi düşüncelerim. Salih’in kendini tatmin ettiği, değişiklik aradığı bu basit erkek oyununda oysa ben son kez bir erkeğe güvenmiştim. Sahnede beni etkileyen o gözler, tanrım bu kadar kısa sürede kendimi teslim edişimi düşünüyordum. Kadınlığım ilk defa senden sonra bir adamın ellerinde şahlanmıştı. Sen bırakıp gittiğinden beri, birine ilk sığınışım içimi ılık ılık bırakışımdı. Ne olur affet beni sevgilim! Salih’in gözlerinde senin kahve rengi kısık gözlerimi buluşumu…Belki de o sen ol istedim. 

Beni en son birlikte gittiğimiz o Kars’taki dağ evinde, pencere kenarında karın yağışını izlerken öpmüştün. Ertesi gün dönüş yolunda, yoğun kar nedeniyle yaptığımız trafik kazasında tanrı seni benden alarak cezalandırmıştı. Anlayamıyorum bir gün önceki o romantik kar yağışı, bir gün sonra sevdiğim adamı hayatımdan alan ‘’beyaz katildi.’’ Kazadan sonra gözlerimi açtığımda bembeyaz karların üzerinde kan damlaları vardı. Sevdiğim adamın hayat damlaları…Küvetin suyu yavaş yavaş benim sana olan özlemim ve hayatımla birlikte taşmaya devam ediyor. Çok yorgunum, dışarıda kar yağıyor, kar varsa hazırlık yapmak gerek, beni yanına al seni çok özledim sevgilim…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 107
Kayıt tarihi
: 28.08.18
 
 

Bankacılık ve sigortacılık eğitimimi tamamladıktan sonra işletme üzerine lisans yaptım. Bankacılı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster