Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1034
 

Seni çok özlüyorum be Comandate Che, hem de her geçen gün daha çok özlüyorum!

Seni çok özlüyorum be Comandate Che, hem de her geçen gün daha çok özlüyorum!
 

Comandante Ernesto Che Guevara (1928 - 1967)'nın bu fotoğrafı dünyanın en popüler fotoğrafı sayılmaktadır.


Seni çok özlüyorum Comandante Che.

1973’dü, liseye başlamıştım ki tanıdım seni. Tanıdım ve sana sempati duymaya başladım. İTÜ’ye girdiğim ilk yıl bitirmiştim Türkçeye çevrilen bütün kitaplarını. Dünya devrimine dair olan teorik tespitlerinden çok; ezilenler, yoksullar ve sömürülenler için yapıp etiklerine sempati duyuyordum.

Tıp öğrencisiyken yaptığın Latin Amerika turu sırasında mazlumların, mâdunların acıları ve sıkıntıları ile özdeşleşmen, kendini sürekli olarak onların hayatlarını iyileştirmeye mecbur hissetmen beni can evimden yakalamıştı.

‘Devrim’ini gerçekleştirmiş ülkelerin ‘sosyalist’ yöneticileri yeni bir ayrıcalıklı sınıf oluşturup halklarına ve devrimci ideallere ihanet ederken sen, Küba’daki makamını, rahat koltuğunu, şanını, şöhretini terk edip Afrika ve Latin Amerika’daki ezilen halkların kurtuluşu için verilen mücadelelere katıldın ya, en çok da bu benzersiz tutumun yüzünden bir kez daha ve bir kat daha fazla hayran kalmıştım sana.

Nihayet dünya halklarının iliğini – kanın emen emperyalizmin ve insanlığın baş belâsı haline gelen çürüyen kapitalizmin acımasız cellâtlarınca kıstırıldığın Bolivya ormanlarında, CIA’in besleme uşaklarınca katledildiğinde, egemenler sandı ki bu şarkı burada biter, dünya halkları Che’nin kendileri için yaptıklarını unutur.

Hayır, öyle olmadı be Comandante Che, öyle olmadı!

Senin adın, öldürüldüğün 1967’den bu yana geçen 44 yıldır dünya halklarının hakları uğrunda verilen mücadelelerde bayrak olmaya devam ediyor. Seni öldürdüğünü sanan insanlıklarını kaybetmiş mahluklarsa, onlarca yıldır insanlık aleminin lanetlileri arasına yazdırmış durumdalar adlarını. Onlar, insanlık ailesinin büyük kısmı tarafından beddualarla, lânetlerle anılmaya devam ediyorlar ve hiç kuşku yok ki, bu şekilde anılmaya da devam edecekler.

1970’lerde ve 1980’lerin ilk yıllarında gençtim, yürekliydim, ümitliydim.

O sıralarda ruhumla, beynimle, yüreğimle, bilincimle, neredeyse varlığımın bütün hücreleri, atomları, atomaltı parçalarıyla, beni ben yapan bütün bileşenlerimle inanıyordum ki ‘Comandante Che’nin mirası dünya halklarına rehber olacaktır.

Ve bütün varlığımla inanmıştım ki, devrimciler; ezilenlerle, dünya halkları ve bütün emekçilerle ve mülksüzlerle bütünleşecek; bu suretle de sömürücüleri, emperyalistleri, savaş bezirgânlarını, finans baronlarını, çok uluslu şirketleri, militarist yapıları alt edecekler.

Comandante Che, bunlar ne yazık ki olmadı, ne yazık ki!

Ben, kapitalizmin her krizini ‘işte bu kriz ‘o kriz!’, ‘işte bu kriz kapitalizmin mezar kazıcısı olan, dünya halklarını devrimci mücadele etrafında kenetleyecek olan nihai krizdir. Bu sefer kapitalizmin defteri nihayet dürülecek’ ümidiyle karşıladım.

Ancak, lânet olası sistem her krizi atlatmasını, her buhranı çözmesini bir şekilde becerdi.

Artık ümit etmekten bile yoruldum Comandante Che, ümit edip hayal kırıklığına uğramaktan gına geldi bana.

Glasnost’u selâmladım, sonu hüsran oldu!

FKÖ’yü destekledim, sonu hayal kırıklığı oldu!

Ülkemde Birleşik Sosyalist Parti inşa çalışması başladı, sonu hüsran oldu!

Yeni Demokrasi Hareketi beni ümitlendirdi, sonu hayal kırıklığı oldu!

ÖDP kuruldu, yine ümitlendim, ancak sonu yine hüsran oldu!

Obama’ya bin selâm dedim, sonu yine hüsran oldu!

Arap baharıyla sevinçten havalara fırladım, elimde kalan yine kallavi bir hüzün oldu!

Şimdilerde ise ABD’yi her geçen gün sanki daha çok etkileyecekmiş gibi duran ‘İşgal edin, Wall Street’i işgal edin!’ hareketiyle ümitleniyorum. Ancak, bunun da sonunun hüsran olacağına dair karanlık ve kuvvetli bir önseziye sahibim ne yazık ki.

Comandante Che, seni niye böyle çok özlüyorum, biliyor musun?

Artık ümit etmekten bile korkan bedbin, karamsar, tırsak, umutsuz, korkak, huysuz, geçimsiz ve yaşı geçkince biri olup çıktım. Ve ne yazık ki ülkemde olsun, dünyada olsun özdeşleşebileceğim doğru düzgün bir muhalif hareketin varlığına da şahit olamamaktayım.

Geleceğe dair olan bakışı, perspektifi, duruşu, beklentisi bu derecede olumsuz olan birisi, ister istemez geçmişe, geçmişine bakar ve onun kendince olumlu, başarılı ve kabul edilebilir fragmanlarını öne çıkarır.

İşte Comandante Che, işte iki gözüm dostum, işte bu yüzden seni çok ama pek çok özledim! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Che'yi sizin gibi özleyen biri olarak, tesbitlerinize ve özlemlerinize de sonuna kadar ortağım. Ellerinize sağlık.

Ömer Faruk ERYILMAZ 
 09.10.2011 14:31
Cevap :
sağolun değerli dostum...  09.10.2011 19:34
 

Umut,coşku, insanlığa adanmışlık ve hüsranla yoğrulmuş bir kuşağız. Duygularımızı yansıtmış yazınız. Geldik gidiyoruz işte... Değerli kardeşim, neyse ki şunu da biliyoruz: İnsanlık tarihinde bir kum tanesiyiz ama ufka açılan geniş kumsalları da biz kum taneleri oluştururuz. Saygı ve dostlukla...

Vildan Sevil 
 09.10.2011 14:25
Cevap :
sağolun değerli dostum...  09.10.2011 19:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 297
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1594
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster