Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '13

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
319
 

Seni sensiz yaşadım annem...

Seni sensiz yaşadım annem...
 

Ben geldim annem, ben geldim. Elimde de yılların hatırası bir demet yasemin.

Hani her hayata küstüğümde koşar gelirdim ya sana… Bu sefer de bembeyaz bir gelinlikle geldim… Tüm masumiyetimle… Bütün kızgınlıklarımızı, kırgınlıklarımızı teker teker bırakıp da geldim. Demek kaderde seni kara toprak altında ziyaret etmekte varmış annem.

Ah annem ah… Evimizin çileli bülbülü. Sen, bu dünyadan göçüp gideli 26 sene oluyor. Evet, tam 26 sene. Annesinin varlığına muhtaç küçücük bir çocukken bırakıp gittin beni. Hatırlar mısın bir yaşına bile girmemiştim. Yeni yeni yürümeye başlamıştım. Ben ayakta durabilmek için senin ellerinden tutmaya muhtaçken sen… Sen ellerimi bırakmıştın! Ne oldu biliyor musun anne? Düştüm!.. Her yerim paramparça oldu, oluk oluk kan aktı dizlerimden. Sen gittin ya… Ben hep o bir yaşındaki çocuk olarak kaldım anne… Hiç büyümedim!..

Biliyor musun yüzünü bile hatırlayamıyorum. Bazen zihnimde belli belirsiz bir gülümseme beliriyor. Yavaş yavaş yanakların, gözlerin derken… Birden kayboluveriyorsun. Elimde tek bir fotoğrafın var siyah- beyaz, objektife doğru hafif yana dönüp şöyle bir bakmışsın. Bir de buruk bir gülümseme kondurmuşsun suratına. Fotoğraf öylesine eski ki tam seçemiyorum seni annem…

Babam çok güzel olduğunu söylüyor. Ben de aynı sana benziyormuşum. Hatta bazen karıştırıp bana senin isminle hitap ediyor. ‘Mehtap…’ diyor. Ve anında anlıyor sen olmadığımı. O zaman gözleri doluyor. Ağlamaklı oluyor, çekiliyor bir köşeye. Kimi zaman içine atıyor anlatmıyor derdini, paylaşmıyor sensizliği. Kimi zaman da kendi köşesinde sessizce ağlıyor.

Peki ben annem, peki ben? Ben sindirebildim mi sensizliği? Sen gittiğinden beri hep bir yanım eksik annem.  Kimse dolduramıyor o boşluğu. Hani yapbozun bir parçası dahi eksik olsa tamamlayamazsın ya. Ben de içimdeki o boşluğu hiç tamamlayamıyorum annem. Yabancı parçalar sokup da o güzelim yapbozun büyüsünü bozmaktan da korkuyorum. Öylece duruyor, o büyünün kendiliğinden geleceğini umut ediyor ve beni mutluluk diyarının dehlizlerine ulaştıracağı günün hayaliyle avunuyorum.

Küçükken ne zaman bir anne-kız görsem duygulanırdım. Biliyorum kızacaksın, üzülme yavrum diyeceksin. Ama elimde değil ki annem. Ne zaman bir börek kokusu alsam aklıma sen gelirsin. Acaba sen de güzel pastalar yapar mıydın? Teneffüslerde üşenmeyip, okula kadar gelip de ‘Sabah bir şey yiyemeden gittin yavrum.’ diyerek ağzıma üzümlü kurabiyelerinden tepiştirir miydin? Saçlarımı da örer miydin annem? Küçükken herkes saçlarına şekiller verip de gelirdi.  Deniz hep ‘ Benim annem bütüüüüün saç modellerini bilir.’ diyerek hava atardı.  Bilmezlerdi bu sözlerin kalbime nasıl oturduğunu.

Ben hep hayallerinle avunurdum annem. Hep dizlerine yatıp cennete uzanmak isterdim. Sevgini bütün bedenimde hissetmek isterdim. Sana bir kerecik ‘Seni seviyorum annem’ diyerek sarılmak isterdim. Doyasıya öpmek isterdim. Kokunu son nefesime kadar ciğerlerime çekmek isterdim. Hani elimde olsa kavanoz kavanoz da saklardım kokunu. Hapsederdim içime.

İlkokula başladığımda babam beni komşu teyzeye bırakırdı. Komşu teyze de –ne yapsın- saçımı toplar gönderirdi. Babam yokluğunu hissettirmemeye çalışıyordu. Bende o üzülmesin diye hiç konunu açmazdım. Oysaki sorular beynimi kemirirdi. Sever miydin beni annem? Ben 40 derece ateşle yanıyorken sabaha kadar gram uyku uyumadan başımda bekler miydin? Okşar mıydın saçlarımı? Ah annem… Peki, bana hiç kızar mıydın? Yemeğimi yemediğim zamanlarda tencereyi kafana geçirip dans ede ede bin bir şaklabanlıkla, elinde tabak peşimden koşturur muydun? Ya da en sevdiğin vazoyu kırsam tüylü terliklerinle ‘Seni bücür seni.’ diyerek beni kovalar mıydın? En asi olduğum zamanda sana kalbini kıracak onlarca söz söylememe rağmen sen yine de tek söz söylemeden sinirimin geçmesini bekler miydin? Babamla atıştığımda hatalı ben olsam bile babama karşı beni savunur muydun? Yanlış yola saptığımda elimden tutup, seninde o batağa saplanma riskin olsa bile umursamadan beni çekip çıkarır mıydın? Ha annem, yapar mıydın tüm bunları? Biliyorum annem, biliyorum,

Ben, seni hiç görmedim annem. Ama sevdim, çok sevdim. Ben liseye geçerken vardın, üniversiteden mezun olurken vardın, iş hayatına atıldım vardın. Şimdi evleniyorum. Yine varsın. Evet, annem şaşırma varsın. Ben seni hep hissettim. Her zaman kalbimdeydin. Mezun olurken kulağıma ‘Tebrik ederim bebeğim.’ diye fısıldadığını hissetmiştim. Evlilik kararı alırken ‘Sana güveniyorum tatlım, her zaman yanındayım.’ demiştin. Belki sesin bir melodi misali gelip de ulaşamadı kulaklarıma hiçbir zaman ama varlığını hep başucumda hissettim.

Elimi uzatsam dokunamazdım belki pembemsi tenine. Ama teninin sıcaklığını var ya taa içimde, derinlerde, çok derinlerde bir yerde hissederdim.

Bilirdim, gözlerimi sonsuza dek açık tutsam bile değmeyecekti gözbebeklerim gözbebeklerine. Ama olur ya, bir umut, ya bir gün gelirse diye.

Annem… Sen benim ipi kopan uçurtmam gibiydin. Minik ellerimle sıkı tutamamıştım seni. Gökyüzüne –sonsuzluğa- doğru yavaşça yükselmiştin. Bazen aklıma takılıyor ya, belki de hiç gitmemiştin. Sen beni görüyordun ama ne olurdu ki bir kez olsun ben de seni görebilseydim.

Annem, sensizlik öylesine zor ki. Ve öylesine acımasız… En kötü anımda öyle ağır bir sillesini indiriyor ki suratıma yerle bir oluyorum. Bir gün… Evet, bir gün… Kalkamamaktan korkuyorum. Aslında bir yandan da o günü öylesine büyük bir özlemle bekliyorum ki. Sana kavuşacağım gün… Yarım kalan parçamı tamamlayıp tüm benliğime sahip olacağım o günü bekliyorum…

Dayanamıyorum annem, dayanamıyorum. Tek bir isteğim var senden. Sana yalvarıyorum. Ne olur ben seni göremesem de sesini duyamasam da sen hep yanımda ol. Ve varlığını bana hissettir. Sıcak bir yaz gününde göğe yükselen güneş ol mesela. Her yeni doğan günde tüm sıcaklığınla selamla beni. Ya da soğuk bir kış gününde yeryüzüne doğru alçalan bir kar tanesi ol. Patır patır saçlarımın üstüne düş…

Bir tanem, canım, her şeyim… Sana veda etmekten nefret ediyorum ama gitmek zorundayım. Kendi düğünüme geç kalmak istemem değil mi annem? Bugün konuştuklarımızı asla unutma tamam mı annem? Bak bende söz veriyorum sana, ağlamayacağım bir daha. Hem nasıl olsa buluşacağız bir gün seninle. Ama şimdilik… Hoşça kal annem hoşça kal…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 178
Kayıt tarihi
: 19.12.12
 
 

İçindeki çocuğu hep saklı tutmaya çalışan kimi zaman deli kimi zaman alabildiğine olgun biriyim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster