Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
347
 

Seni sevmek de ümitli şey; fakat

Seni sevmek de ümitli şey; fakat
 

Bütün perdeler kapalı olabilir, ama arkasında sessiz bir gece olduğunu ve Ay'ın her zamanki kadar güzel parlayabileceğini, yıldızları düşleyebilirsin. Belki hep olduğu gibi belki de bir daha asla aynı olmayabileceği gibi, Güneş'in doğuşunu canlandırabilirsin gözlerinde, geceye dokunabilir, yıldızları severken aslında hasret kaldığın sevgilinin dudaklarından öpermişçesine sarılabilirsin yalnızlığına.. Hem her şey üzerine geliyor gibi ağlayabilir hem de her şeyin üstesinden gelebilecekmişsin gibi babayiğitlik yapabilirsin. bir duvara yaslarsın sırtını, nemli sıcak bir duvara.. Kimilerinin hiç karşılaşmadığı duvarlara her gün onlarca kez çarpabilirsin, ve her seferinde yosun tutabilirsin şairin de dediği gibi.. Her türlü ölebilirsin de, umutsuz yaşayamazsın. Her nefes alışımız bir umuttur aslında, bir hayaldir ve de bir varoluşun izdüşümü. Hiçten kurtulmak bir yandan ve aynı anda bir hiçe doğru koşmak..

Mesela çılgınca çarpmakta olan kalbine bir yumruk indirip sevmeyeceksin diyebilirsin, ya da aşktan bitap düşmüş bir cana pansuman olabilir, kalp atışlarını normal seyrine çekebilirsin. Her şey olabilirsin bu hayatta, ki bu hiçliğini taşır yanında, ama umutsuz olamazsın. Onlarca kez ölümden dönebilir, ya da bir o kadar daha ölümle kafa kafaya kalıp ona meydan okuyabilirsin, bir tek gücün olabilir böylesi bir meydan okuyuşta yanında, tahmin edersin ki "umut" diyeceğim...

İşte "umut" böylesine değerliyken ve seni böylesine güçlü kılacakken bir gün bir bakarsın en zayıf yanın olmuş. Olmaz dediğini duyar gibiyim, ben de demiştim çünkü vakt-i zamanında... sonra bir gün bir yazı okudum yıllar yıllar önce, diyordu ki," yaşama nedeni dediğin şey, aynı zamanda çok da güzel bir ölüm nedenidir." üzerine çok düşündüm bu sözü, sahi yaşama seni ne bağlıyor söyleyebilir misin? Seni yaşama bağlayan şey, yani benim umut dediğim şey, aynı zamanda senin ölüm nedenin nasıl olabilir.. Cevabını artık bilebildiğimi düşünüyorum, ne diyordu büyük Alman Düşünürü Nietzsche; " umut en büyük kötülüktür, işkenceyi uzatır!" İlk duyduğunuzda aklınızın almadığı ve şiddetle itici bir söz gibi duruyorsa da, içine girip bir de oradan baktığınızda yanılmadığını düşüneceğinizi sanıyorum. Ben üzerine düşündükten sonra hak verdim ve umutlu olmamızın içimizi daha çok ve daha sık acıttığına şahit oldum.

Her şeyin hayalini kurabiliriz, hayallerimizle yaşıyoruz zaten günümüzün çılgın kapital dünyasında, düşünü görmediğimiz duygumuzu arzumuzu hayata da geçiremeyeceğimizi söylüyorlarken umudun işlevi hızla artmaya ve bizi olanca gücüyle hayata bağlamaya başlıyor, her birimizi bir başka düş'ün üzerinden, derken bir kapı açılıyor onlarca kapı kapanıyor falan bir tür döngünün ortasında, yüzümüzde anlamsız bir ifade kalbimizde gereksiz bir umut, ölümle savaşıyoruz, hayallerimizle savaşıyoruz, kendimizi arıyoruz..

Ve bu arayış bizi hakikate götürünceye kadar umut yanımızda asla ayrılmıyor, ha oldu ha olacak. Bitti bitecek, Güldü gülecek vs...

Belki de bütün hayallerimizin altındaki ilginç dostumuz umuda sormalıydık, ne kadar daha yanımızda kalacaksın, ne kadar daha kollarının altında tutacaksın bizi, diye.. Zira umut öyle büyük bir kötülüktür ki, ellerini çektiği anda, darmadağın olur harabeye dönersiniz. Artık Güneş doğmaz olur, artık aynalar gülümsemez, artık geceleri yıldızlar parlamazlar gözlerinize ve artık hiçbir gözde onun aşkla bakan gözlerini göremezsiniz..

Keza, hayatın hayallerimizle oynamak için elinden geleni ardına koymadığı bir gelecekte, umut hem fakirin ekmeğiydi düşlerimizde, hem de işkenceci bir fenomen kaldı felsefemde..

Sıla Paylar /Akdeniz Felsefe

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

tüm yorumlar ve aktarılan fikirler için teşekkür ederim. Türkiye'de filozof da yetişiyor fakat kültürümüz ve son 50 yıllık deneyimlerimizle bir çeşit korku ütopyasında yetiştiğimiz için toplum olarak hep bastırılarak büyüyoruz. hem de her alanda tahmin edildiğinden cok daha fazlasıyla bir bastırılma ile karşı karşıyayız böyle olunca, ister istemez kabugunu kırıp çıkamayan yetenekli insanlarla dolu etrafımız. Filozof sistemli bir bütün halinde doğayı veyadünyayı yorumlayıp dönemin sorunlarına bakışaçısı geliştirebilen bir dehadır. Türkiye'de felsefe mirası yeterli seviyede değil fakat umutsuz da olmamak lazım. Üniversitelerin felsefe bölümlerine bakacak olursak son derece zeki ve üretken çağın sorunlarına farklı açılardan bakmayı başaran filozoflar göreceksiniz. Mesele filozof yetiştirmemek değil, felsefe mirasını benimsemeyen ve düşünmekten uzak toplumu ne yapacağımızı anlayabilmektir.. Saygı ve sevgilerimi sunarım herkese

Sıla PAYLAR 
 11.10.2012 1:27
 

Türkiye'de neden çok edebiyatçı,şair ve din adamı yetişiyor ama filozof yetişmiyor sorusuna bir cevabınız var mı? Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 10.10.2012 19:00
 

İnsan kendini nasıl yeterli hisseder.Zengin,ihtiyaç duymayan,kendine yeten...tam anlamıyla...?Bu mümkünse ölüm demektir.Oldum demek öldüm demek değil mi... Yani umuttan çok insanın umudun sahibine gereksinimi var.Yoksa bencilce bakmakla umudu herşeye muktedir ama kötü bir güç olarak görürüz ..yazıdaki gibi... hayat gibi hayat ne sundu bize den ziyada,hayata ne katabiliriz'e bakmak daha insanca değil mi?

anoktat 
 23.07.2012 16:59
 

Aklım kaırşıyor benim artık umutsuz olmayalım diyoruz ama düşünce de doğru yani işkence oluyor.nlp cileri okuyorum gökyüzünde gibiyim pozitif düşünce umudunu kaybetme döndüğümüz heryanda bir diken mevcut :) en iyisi oluruna bırkamak güzeldi zevkle okudum..sevgi ve selamlarımla.

Tülay EKER 
 23.07.2012 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 504
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Psikoloji - Felsefe - Özel Eğitim - Rehberlik  " Tüm çocuklar gülsün diye, gökyüzünü Mavi'ye boya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster