Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '16

 
Kategori
Alışveriş - Moda
 

Seni Sevmekten Ne zaman Vazgeçtim Biliyor musun?

Seni Sevmekten Ne zaman Vazgeçtim Biliyor musun?
 

Frida Kahlo & Diego Rivera


İlişkilerimizi bir moleküle benzetiyorum ben. Ortada bir çekirdek ve çevresinde farklı uzaklıklarda dönen elektronlar. Veya güneş sistemine; merkezinde güneş var. Çevresinde farklı yörüngelerde dönen gezegenler, uydular. İlişkilerde böyle bana göre. Merkezde biz varız, çevremizde de farklı çemberlerimiz. En yakınlarımız en yakın çemberde yer alıyor. Sonra dostlar, arkadaşlar, tanıdıklar geliyor sırayla.

 

Maalesef benim bir tek çemberim var. Herkes onun içinde. Bu kişi yakın, şöyle davranayım. Şu insan biraz daha uzak, ona da böyle davranayım gibi hesaplı kitaplı ilişkiler içinde olamıyorum. Herkesle ilişkime 100 tam kredi ile başlıyorum. İş hayatında da böyle, arkadaşlıklarımda da. Güveniyorum, inanıyorum. Tabii herkes aynı değil. Zaman içinde yaldızı kazınanlar, foyası çıkanlar, sözünde durmayanlar, samimi olmayanlar, bir sürü şey görüyorum. Üzülüyorum haliyle. Sıfır krediyle başlayanlar da var. Onlar da fazla temkinli, fazla yalnız, fazla güvensiz. Yanlarına yaklaşmak için ağzınızla kuş tutsanız boş. Doğrusu sanırım 50 ile başlamak. Duruma göre arttırmak ya da azaltmak. Kendini korumanın yolu bu olmalı. 

 

Nereden mi çıktı şimdi bu? Frida’dan. Frida Kahlo benim hayran olduğum Meksika’ lı bir kadın, bir portre ressamı. Çok etkileyici bir yaşam öyküsü var. Altı yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle bir bacağı aksıyor. On sekiz yaşında geçirdiği trafik kazası ile tamamen yatağa mahkum oluyor. Tam otuz iki ameliyat geçiriyor, bir bacağı kesiliyor. Babası tuvaller, boyalar ve fırçalar alıyor kızına. Annesi yattığı yatağın tavanına ayna asıyor. Frida böyle başlıyor sonradan milyon dolarlara satılacak olan oto-portrelerini yapmaya. Her tuvalden bambaşka bir kadın çıkıyor. Yaşamasına bile olasılık verilmeyen bu kadın, azimle ayağa kalkıyor ve yürümeye başlıyor tekrar. Hayatının en büyük ikinci kazası diye nitelendirdiği büyük aşkı ile tanışıyor; Diego ile. O da Meksika’ lı ünlü bir ressam. Büyük bir aşkla evleniyorlar. Sadakatsiz bir eş Diego. Karşılıklı sadakatsizlikler ve sürtüşmelerle dolu bir ilişki. Ayrılıp, ayrılıp, tekrar bir araya geliyorlar. İki aşık, yoldaş, anne-oğul, baba-kız, dost, arkadaşlar... Birbirleri olmadan yapamıyorlar. İki çekirdek var bu ilişkide; Frida ve Diego. Ve içine herkesi dahil ettikleri tek çember. Bu fırtınanın neden olduğu ruh hali ile şunları yazıyor Frida;

 

 

Seni sevmekten ne zaman vazgeçtim biliyor musun?

 

Kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.

Canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını,

kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile

düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.

Gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını,

ve bana hala söylemediğin şeyler oldugunu hissettiğimde vazgeçtim.

Her sabah benimle uyanmak istemediğini anladığımda,

ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.

Sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın

icin vazgeçtim.

Tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim

ve tek neden sen olduğun için vazgeçtim.

Bencil olduğun için vazgeçtim!!

Bunlardan sadece bir tanesi senden vazgeçmem için yeterli değildi,

Çünkü sevgim çok büyüktü.

Ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.

BU YÜZDEN BEN DE SENDEN VAZGEÇTİM…

Frida KAHLO

 

 

Ama ne Frida Diego’dan, ne de Diego Frida’dan asla vazgeçmiyor…

 

Aşk’la…

 

G

 
Rukiye Türeyen, Mehtap Özay bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Gülşah Sürel Erdem, Bilirsiniz, yaşamda iki değer geri gelmez. Bu: "Ölen" ve "kaybolan güven" dir. İnsan, çok karmaşık bir varlık değildir. Öyle görülse, kabul edilse de. "İnsan dilinin altındadır. Beklentileri, önemlileri, tercihleri ile. Bilenler, kurulan bir cümledeki birkaç kelime ile, muhatabının dünyasını (kısmen de olsa) çözebilmektedir. İlginç değil mi? Dünyanın en mükemmel yapısı, (insanın), hayal edemediği teknolojilerle donatılarak üretilen insan, birkaç kelimeye sığabilmektedir. Bu nasıl olmaktadır? Kullandığımız bilgisayarların, ana işletim sistemleri ile sonrada eklenen programları bilirsiniz. İnsan da böyledir. "Akıl, ana yazılım; sonradan öğrenilenler-deneyimler-özümsenen çıktılar da, (bilgi), programlar. Konuya gelirsek: İnsanın hamurunda: “zaafları ile düşünen” varlık” vardır. Bu insan, edindikleri doğrultusunda işlevseldir. Ve birine güvenmek, güvenmemekten çok daha iyidir. Birini "güvenilir" yapmanın yolu, güvenmekten geçer. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 16.05.2016 13:35
 
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 499
Kayıt tarihi
: 21.03.16
 
 

Bir anne... Bir mimar... Bir kadın...   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster