Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '16

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1182
 

Seni Sevmiyorum Ankara!..

Seni Sevmiyorum Ankara!..
 

Ayrılığı ben istemiştim!..

Öyle üzülmüştü ki, hiç konuşmamış,‘’neden?’’ diye sormamıştı.

Dik duruşundan taviz vermeden; ‘’Bana güvenmiyorsun, ben asla bitirmek istemezdim, ama terk eden olmak seni mutlu edecekse, GİT!’’demişti…

Ve o beni son kez öpüp yolcu ederken, ruhum acıdan ve pişmanlıktan adeta yanmıştı, kavrulmuştu…

Oysa nasıl isterdim, ’gitme!’’ demesini…’’Seni seviyorum, beni bırakma!’’demesini…

Gençlik işte, toyluk işte; sonraları, kendi hayal dünyamın bana kurduğu bu tuzağın sonuçlarına katlanmak o kadar ağır geldi ki…

Geriye dönemedim, bir daha asla arayamadım, sesini duyamadım.

Karanlık odamda döktüğüm kanlı gözyaşlarına ise bir tek soğuk Ankara geceleri şahit oldu.

!

O akşamdan tam 6 yıl sonra bir öğle üzeri ansızın onunla karşılaştığımda, evli ve çocuklu bir kadındım.

Suçlandım, yüzüne bakamadım.

Ayaküstü konuştuk; ‘’değişmemişsin’’ dedim, titreyen sesime mani olmaya çalışarak.

Üniversiteyi yarım bırakmıştı, çalışıyordu.

Dediğine göre,” kafasına göre birini bulamamıştı,benden sonra!..”

(Gururum okşanmıştı, bencilce sevinmiştim halâ yalnız olduğuna…)

Bense,‘’çok mutluyum’’ dedim’’ (bir havayla, nedense!) "evlendim, bir de kızım var ayrıca…’’

Sustu; ağzını belli belirsiz bükerek, hafifçe gülümsedi...

!

Bu onu son görüşümdü. Kaybettim izini. (Ya da öyle olması gerekiyordu!)

Sık sık geri dönüşler yaşardım; bir isimle, bir bakışla, bir şarkıyla…

İçimi daima hüzün kaplardı onu hatırlayınca; konuşunca kocaman açılan gözlerini özlerdim, ellerimi kaçamak tutan ellerini…

!

Bu olaydan tam yirmi beş yıl sonra bir gece internette gezinirken parmaklarım istemsiz olarak onun ismini tuşlayıverdi.

Keşke adını unutmuş olsaydım, keşke onunla ilgili kayda ulaşamasaydım!

Ölmüştü, hem de yıllar önce!..

Şoktaydım; bir daha, bir daha okudum...Bir türlü inanamıyordum, inanmak istemiyordum...

Kahrettim kendime; o ölmüştü ama ben onca zaman hiç bir şey duymamıştım, bilmemiştim.

O gece sanki dipsiz bir kuyuya düşmüş gibiydim, o gece hayatımın en karanlık, en uzun gecesiydi.

Bir kez daha onu kaybetmenin, hem de gerçekten kaybetmenin acısı o kadar derindi ki...

Meğer beni/bizi asıl o terk etmişti de, benim bundan hiç haberim olmamıştı.

İşte o andan itibaren hatıralarımın boynu hep bükük kaldı, hatıralarım yetim kaldı…

(Ona öyle kızgındım ki; bunu bana nasıl yapardı!?)

                                                                               ...             

                                                    Şimdi, ne zaman onu düşünsem;

                                                        karlı bir Ankara akşamında,

   o sokağın başında beni bekleyişi geliyor aklıma ve hâlâ inanamıyorum yaşamadığına!..

                                         Madem ki o yok artık, SENİ SEVMİYORUM ANKARA!..

 

                                                                                       *********

 

                                                    

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Olası gelecekten bir an..." Dilerim geçmişte yaşanan bu benzer "an" bir kurgudur, tıpkı bu yazıda anlatılanların tamamının bir öykü olmasını dilediğim gibi. Müthiş bir "öykü", kendisi de, anlatımı da. Yani boğazına kocaman bir şey oturur insanın ve öyle kalakalır ya...

Güz Özlemi 
 14.07.2016 22:15
Cevap :
Keşke kurgu olsaydı, keşke! Kara haberi öğrendiğim o lanet geceyi her hatırladığımda ve onun artık yaşamadığını her düşündüğümde, yüreğime kocaman ve acımasız bir yumru gelir oturur, her defasında!..   15.07.2016 0:45
 

Hüzünlü bir ayrılık olmuş ve severken ayrılmak en zor olanı ..Hatıralar yetim kaldı.. bu cümle tüm yaşadığınız acıları kanıtlar nitelikte.. Hayat bazen çok kırıcı ve en hassas yürekleri bile böylesine üzüyor. İçten, naif ve ve her zamanki gibi duyguluydu yazınız Fatma Hanım. En içten sevgilerimle, selamlarımla.

Nermin Ayduran 
 23.06.2016 15:39
Cevap :
Ölüm, ayrılığın en keskin ve en acımasız olanı galiba...Geriye dönüşü imkansız olan... umudun sıfırlandığı nokta...Beğeninizle beni çok mutlu ettiniz yine, teşekkür ederim Nermin Hanım...Sevgilerimle...  24.06.2016 21:59
 

Bu dokunaklı öykü, istenmese de kirpikleri ıslatabiliyor. Bazen sözün bittiği yer de tıkanıp kalıyor insan. Selamlar, saygılar Kapadokya'dan. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 23.06.2016 13:31
Cevap :
Öykümü sizin gibi duyarlı insanlarla paylaşmış olmak gurur veriyor...Teşekkür ederim Sevgili Dulun, sevgi ve selamlarımla...  23.06.2016 23:43
 

Ne güzel, ne içten, ne olduğu gibi yazmışsınız, elinize, kaleminize sağlık

Ali Gülcü 
 23.06.2016 2:50
Cevap :
Beğeninle çok mutlu oldum, teşekkür ederim Sevgili Ali..:)  23.06.2016 8:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 247
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1459
Kayıt tarihi
: 29.01.08
 
 

Antalya ve Akdeniz aşığı bir öğretmenim. Feci duygusal, iflâh olmaz bir romantiğim..:) Bol bol ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster