Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '20

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
147
 

Seni Yazmak...

Bilmiyorum, tüm duyguların ötesinde henüz keşfedilmemiş bir duygu var mıdır? Yoksa ben farkında olmadan başka bir boyuta geçmiş ve o boyutun duygu alemini mi yaşıyorum? Yaşsız, zamansız, aşık bir kadın olmanın yarattığı duyguyu bildiğim hiçbir sözcükle tanımlayamıyorum. Tanımlayamadığım mükemmel  bir şey daha var: Sen.

“Hani sana bir gün, ‘Bunu izsiz bırakmamalıyız, insanlar bilmeli bunun gerçek olabildiğini’ demiştim. Sen de ‘Yaz’ demiştin ya, işte şimdi bunu yapıyorum.”

Evet, yazıyorum!

Bittiğinde herkes okuyacak öykümüzü. Daha doğrusu benim öykümü. Bizim öykümüz olması için önce “Biz” olmalıydık, olamadık… Sen hep ayrı tuttun kendini. Ulaşılmaz ve uzaktın. Sadece istediğinde hissettiriyordun yakınlığını. Sadece istediğinde geliyordun bana.  “İlişkimiz oradaydı, vardı, ama biz bir arada değildik. Sen benim yanımda değildin, ben de senin yanında. İlişkimiz oradaydı, bizse orada değildik!”

Varken bile yalnız bıraktığından, yokluğun hiç yoksunluk yaratmadı bende. Seni içselleştirmeyi öğrendim.İçimde yaşatmayı da.  Zira, “Senin dünyana hiç ulaşamayacaktım. Seyirciydim yalnızca senin dünyan karşısında.” Ve biliyordum ki, sen sana ulaşanı değil, kendi ulaştığını seçiyordun.

Şimdilerde yanımda olmaman çok da acıtmıyor canımı. Gerilerde bıraktım hepsini. Sen içimde yaşarken özlem de duymuyorum. İyiyim böyle…  Belki  yazdıkça daha da iyi olacağım.  Öykümü paylaşmak, imkansızı yaşamanın yükünü hafifletiyor ne de olsa.

Nazım Hikmet, Piraye’ye yazdığı bir mektupta ‘En aşağı 40 şiirden ibaret ve sırf seni anlatan, seni nasıl sevdiğimi anlatan bir kitap yazacağım ve dünyaya nasıl sevilirmiş ve bu sevgi nasıl yazılırmış göstereceğim” diyor.

Ben şair değilim.

Bu yüzden öykü olarak yazıyorum anlatamadıklarımı, içsel fırtınalarımı, duygularımı, seni…

Ve Nazım gibi, dünyaya nasıl sevilirmiş ve bu sevgi nasıl yazılırmış göstermek istiyorum.

Bitince okumanı çok isterim…

Oku ki, yarın bir gün içinde aynı duygular bir başkası için yeşerdiğinde beni anlayabilesin…

“Bu noktaya gelmişken, şimdi sana desem ki,

Yıllarca, seni sen olarak bekleyen ben

İle

Bana ben olarak gelen sen

Ne ben

Ne sen

Şimdi

Ne?”

Öncesinde “ne” olduğumuzu bilmezken, bir isim veremezken ilişkimize, şimdi, yıllar sonra, “ne” olduğumuz artık ikimizin de umurunda değil…

“Gelmeyeceğini bilerek bekleyeceğim artık seni.”

 

 

Not: İtalik harflerle yazılanlar Oruç Aruoba’nın “İLE” adlı kitabından alıntılardır.

Abdülkadir Güler, Ohannes bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zamanda iz bırakır mı her hayat... Aşk iz bırakır mı... Sızıdan başka? Lıkır lıkır okudum... Sağolun.

yeşilsoğan 
 21.07.2020 18:41
Cevap :
Her aşk gerçekten yaşanmışsa mutlaka iz bırakır... ama sızı, ama yara. Olsun! Biz acının içinde saklı mutluluğu yaşayan nesiliz. Hüzne aşinayız. Sevgiyle ve teşekkürle.   23.07.2020 16:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 230
Toplam yorum
: 1828
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2006
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster