Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

19 Aralık '18

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
214
 

Senirkent’in Tarihinde Kadınların Gücü

13 Temmuz 1995 tarihinde akşam saatlerinde Kapı Dağı'na yağan yoğun yağmurun önüne kattığı taş ve toprak yığınının ilçe merkezine akması üzerine büyük bir sel felaketi yaşanmış, 74 kişi hayatını kaybetmiş, 209 ev oturulamaz hale gelmişti. 9. Cumhurbaşkanı rahmetli Süleyman Demirel’in desteğiyle sel felaketi yaraları kısa zamanda sarılmıştı. Ne var ki Senirkentlinin çoğu kapı dağına küsmüştü.
 
Hoyran Gölünün batısında bulunan Senirkent ilçemiz çok eski ve zengin bir tarihe sahiptir. Senirkent ilçemizde belediyecilik de uzun yıllar öncesine dayalıdır. 1952 yılında ilçe olan Senirkent belediyesinin kuruluşu 1880 yılı olarak belgelenmiştir. Senirkent'i iyi tanımak için gidip görmek gerekir. Buradan irdeleyeceğimiz, Senirkent sel felaketi değil,Senirkent ilçemizin tarihçesi değil, belediyeciliği de değil. 
 
Biz Senirkent ilçesinde kadına gösterilen önemden söz edeceğiz. Bağlarıyla, üzümleriyle ünlü ilçemiz, kadınlarına gösterdiği değerde de önde gelir. Senirkentli kadınlar zeki ve uyanıktırlar. Daha Isparta belediyesinde kadın meclis üyesi bulunmazken, Senirkentli kadınlar 1930 lı yıllarda belediye yönetimine talip olmuşlar ve üç Senirkent kadını meclis üyesi olarak belediyede görev almışlardır. 
 
Eğitime büyük önem verilen Senirkent'te, kız çocuklarına yönelik ayırım gözetilmemiştir. Okuyanı çok ilçede, düşünce üreteni de çok fazladır. Ne var ki, burada yanlış olan bir şey vardır.  Yanlışı eleştirmek adına bu yazıyı yazıyorum. 
 
Senirkentli okumuş insanlar ilçeden âdete kaçmışlar. Çok eski ve tarihi bir ilçenin pek çok yönden zengin olduğu biliniyor, ancak bağrında yetişenlerin vefasızlığı yönünden Senirkent fakir bulunuyor.
 
Hukukta, eğitimde, hemen her dalda; siyasette bile söz sahibi insanların yetiştiği ilçede, bu insanların kendi topraklarına verimsiz olamayışı şahsen elem verici diye düşünüyorum. Bunca beyinsel değerler, bir araya gelip de ilçeye yararlı olamıyorlar, bu hoş karşılanacak bir durumdur denilemez.
 
Senirken ilçemize yıllar öncesinden gitmişliklerim çok olmuştur. 1970 li yıllardan bu yana Senirkent’i bilirim, pek çok Senirkentli tanırım, neredeyse hepsi de kaçarcasına Senirkent’i terk etmişlerdir. Hele ki sel felaketinden sonra parası olan durmadı Senirkent'te. İstanbul, Ankara, Antalya ve Isparta'nın Senirkentlilerle dolu olduğunu iyi biliyorum. Neredeyse büyük, yeni bir ilçe nüfusu oluşturacak kadar, hemen her başka yerde Senirkent’ten uzak Senirkentli var. 
 
Okuyan insan demek bulunduğu yöreye sahip çıkmalı, önce kendi yöresine, kendi insanına hizmet etmeli diye düşünüyorum. Ne yazık ki, tanıdığım Senirkentli yüksek ilim sahipleri, kadın olsun, erkek olsun Senirkentli oluşlarını bile kendiliklerinden söylemez hallerdeler. Bugünün Senirkent’i dünde bıraktığı ilerlemişliği, geriye döndürme çareleri aramalıdır. 
 
Senirkentli kadınlar hem okurlar, hem çocuklarını okuturlar. Çok çalışkandırlar. İlçelerinin gelişmesinde önem arz ederler. Her konuda  bilgilidirler, sorulduğunda kendi fikirlerini söylemekten geri durmazlar. Her ortamda saygınlık görürler, değerleri bilinirler.
Ne var ki bu dünde böyleydi bu günkü günde Senirkentli kadınlarda birbirlerinden kopuk hallerdeler.
 
1930’lı yıllarda Senirkent belediyesine, belediye meclis üyesi olarak girmeyi başarmış üç kadın, bugün hayatta değiller. Ancak yaptıkları hizmet ve Senirkent’in kalkınmasına yönelik gösterdikleri çaba hala minnetle anılıyor. 
 
Ne olmuştu da Senirkent’in tarihine adını yazdırmayı başarmış dünkü kadınlar, okumaya önem verip Senirkent'e okulların açılmasına emek katmış kadınlar bugün eski gayreti Senirkent'e göstermez olmuşlardır? 
 
Başka yere göç tutkusu, başka yerlerde daha modern şartlarda yaşama isteği onları kendi ilçelerinden uzak kılan en büyük etken olmuştur. Bu sebepten dolayıdır ki, Senirkent ilçemiz 40 yıldan bu yana geri kalmış ilçe görünümündedir. İlk başlarda çok koşup, yorulmuş ve dinlenmeye çekilmiş hallerdedir.
 
1950’de basılan belediyeler yıllığına göre Senirkent'te,12 mahalle, 1.700 hane,.1 belediye doktoru ile iki serbest doktor, 1 eczane, 1 halkevi, 2 otel, belediyeye ait 1 han ile 2 otomobil, 5 lokanta, 1 belediye gazinosu, 6 fırın, 3 otobüs ve 5 kamyon mevcuttur.
 
Senirkent'te dokumacılık çok gelişmiştir ve dokumacılar kendi aralarında bir kooperatif kurmuşlardır. Bu kooperatifin 1.426 ortağı ve ortakların 1.587 tezgâhı vardır. Kooperatife girmemiş olan dokumacıların miktarı da ortakların yarısından çoktur. Dokumalar İstanbul, Akşehir, Yalvaç, Afyon, Ankara, Diyarbakır ve daha birçok yerlere sipariş üzerine gönderilir. Yılda 70.000 toptan fazla dokuma yapılır. Yapılan dokumaların başlıcaları kaput, reçine, Arjantin, zincirli, rafine, peştamal, çatmalı alaca vesairedir. Halı tezgâhlarının sayısı 927 olup yılda 4500 metrekare halı yapılmaktadır. 30.000 dönüm bağdan yılda 7000 ton kuru üzüm, 2000 ton şarap elde edilir. Badem sağladığı gelir bakımından önemli bir üründür. Yılda 150 ton kadar iç badem elde edilmektedir.
 
Yukarıdaki bilgilerden 1940’lı yıllarda dokumacılığın Senirkent için ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu kadar yoğun bir ekonomik faaliyetin sonucunda nüfus 12.000’lere yaklaşmış, ancak çağın gereklerine uygun sanayileşme gerçekleştirilemeyince Senirkent’in gelişimi durmuştur.
 
1954 yılında 20 yataklı Senirkent Hastanesi hizmete açılmış, 1961 yılında Göğüs Hastalıkları Hastanesi ile birleştirilerek 120 yataklı Senirkent Devlet Hastanesi adını almıştır.
1949 yılında özel okul statüsünde açılan Senirkent Ortaokulu ve Senirkent Hastanesi’nin kuruluşu Dr. Tahsin Tola önderliğinde Dokumacılar Kooperatifi ve halkın desteğiyle gerçekleştirilmiştir. Hastanenin uzman hekim ihtiyacını karşılamak üzere Dokumacılar Kooperatifi iki doktor  (Dr.Ali İhsan Balım ve Prof. Dr. Yusuf Keçeci) burslu olarak ihtisas yapmalarına imkân sağlamıştır. 
 
Dr. Ali İhsan Balım ihtisasını tamamladıktan sonra milletvekili seçildiği 15.10.1961 tarihine kadar Senirkent Hastanesi’nde görev yapmıştır. Senirkent Hastanesi uzun yıllar adeta bölge hastanesi gibi çevre il ve ilçelerde yaşayan insanlara hizmet vermiştir. 1992 yılında hastanenin yatak kapasitesi 50’ye düşürülmüştür.
1974 yılında hizmete açılan İmam Hatip Lisesi binası da Senirkent halkının desteğiyle yapılmıştır. Kız Sanat Okulu uzun yıllar Dokumacılar Kooperatifi binasında hizmet vermiştir. İlkokul binalarının yapılışında da halkın desteği hep ön planda olmuştur. Günümüzde Senirkent Meslek Yüksek Okulu binası halkın katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Senirkentliler Senirkent'ten kopmamalıdır.
 
1973 il yıllığında; geçim kaynağı olarak üzüm ve keten üretimi ile halıcılık ve göl ürünleri belirtilmiş, bademciliğin gelişmekte olduğu vurgulanmıştır.
 
1996 il yıllığında ise, halkın geçiminin tarıma dayandığı vurgulanmakta, bağcılık, meyvecilik (elma, kiraz, vişne, kayısı, üzüm), gülcülük, pancar ve hububat tarımı yapıldığı belirtilmektedir.
 
Senirkent ovası sulama şebekesi 1. kısmı 1976 yılında, 2. kısmı 1982 yılında işletmeye açılmıştır. Senirkent ovasında sulu tarımın yapılması tarımın gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Ancak ürün pazarlanmasında yaşanılan sıkıntılar üreticileri zor durumda bırakmaktadır. 1940 lı yıllarda olduğu gibi kooperatifleşme veya şirketleşme yoluyla ürün pazarlaması sorunu çözülmelidir. Ayrıca ürün tanıtımına yönelik fuar, sergi ve festivaller düzenlenmelidir. 
 
Üzümleriyle ünlü bu ilçenin bir üzüm festivalini yıllardan beri söylememize rağmen yeni başlatmış olması ve henüz bu faaliyetini geniş kitlelere duyuramaması  düşündürücüdür. Bu ilçe halkının ilçesinden kopukluğunun bir göstergesidir. Üzüm festivali etkinlikleriyle inanıyoruz ki, başka illerde olan Senirkentliler de bir araya gelme, ilçelerine yönelik bir çalışma içine girmiş olacaklardır. Bu çabayı da Senirkent’in tarihinde büyük rol oynayan kadınların, bugünkü nesil kadınlarla ileriye yönelik daha da güzel ve kalıcı hizmetlerle sürdüreceklerini düşünüyorum. 
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 608
Toplam yorum
: 313
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 185
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster