Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '10

 
Kategori
Spor
 

Şenol Güneş'in Trabzonspor'u Onur'u yarattı!

Şenol Güneş'in Trabzonspor'u Onur'u yarattı!
 

Şenol Güneş enkaz devralma edebiyatının mazeretiyle aslında en rahat sezonunu yaşıyorken; Trabzonspor’a taktiksel anlamda farklı şeyler yaptırmak yerine her hafta biraz daha kısır bir futbolun içine sıkıştırıp durdu. Kupa dahil olmak üzare çıktığı son sekiz deplasman maçından tek bir galibiyet alamadığı gibi kazanma adına da bir çaba izlemek mümkün olmadı.

Eskişehirspor’u en son Beşiktaş karşısında izlemiştik. O maçın ilk yarısında Beşiktaş’a karşı net bir üstünlük kurmuş; ancak maçın ikinci yarısında Beşiktaş sezonun en iyi futbollarından birini oynamış, kazanmıştı.

Eskişehirspor’un ileri ucunda oynayan iki futbolcu Adem Sarı ve Ümit Karan takımın en etkili silahı durumunda.

Santrafor dediğiniz zaten Ümit Karan gibi olacak; istatistikleri bir maçın içinde yaratacak; örneğin Güiza gibi on maçta yirmi pozisyona girip, iki gol atmayacak; bir maçta beş pozisyona girip birini gole çevirecek.

Adem Sarı’nın olağanüstü hareketli oluşu da rakip defanslar için büyük sıkıntı oluyor.

Eskişehirspor’un orta sahasında da Doğa diye bir oyuncu var; hem merkezi kapatmakla kalmıyor; ileri çıkışları ve verdiği gol paslarıyla etkili oluyor.

Evsahibinin iç saha performansı 16 maçta 11 galibiyetle zaten dikkat çekiciydi. Buna bir de Trabzonspor’un 15 maçta 5 galibiyetli dış saha performansı eklenince son saniyede de olsa Eskişehirspor’un kazanması aslında sürpriz de olmadı.

Trabzonspor’da Umut bir anlık histeriye kapılmanın bedelini ağır ödedi; takımının da bütün dengesini alt üst etti. Umut, Gökhan Ünal’ın gidişinden sonra ikinci devreye aslında çok iyi başlamış, goller de bulmuştu. Ancak son haftalarda kaçırdığı gollerle Güiza’yı andıran bir görüntüye bürünmüştü. Geçen hafta teknik direktörü Şenol Güneş’in eleştiri okları biraz da imalı Umut’a yönelmişti. Haksız da sayılmazdı. Umut’un bu maça da hiç hazırlanmadığı daha 26. dakikada gördüğü kırmızı kartla çok net olarak ortaya çıktı.

On kişi oynamak bir takımı ne kadar etkiler?

Üstelik bu kartı gören en ileri uçtaki oyuncuysa oyun şeklini değiştirmek gerekir mi veya Trabzonspor’un maçın ikinci yarısında olduğu gibi mahkum oynamasını gerektirir mi?

Şenol Güneş Trabzonspor’a çok yetenekli bir kaleci kazandırdı. Buna hiç şüphe duymaya gerek yok. Ancak Onur’un ne kadar iyi bir kaleci olduğunu ıspatlamak için bu gencecik adamı her maç on gol pozisyonuyla karşı karşıya bırakmanın bir alemi var mı?

Koca Trabzonspor her maç bu kadar açık verir mi?

Lafı Şenol Güneş’tan açtık da Rıza Hocadan bağlayalım. Her maç hakemlere hiç yapmıyorsa en az yirmi otuz küfür sallıyor. Hem de ne küfürler! Hani “Yukarıdaki” bunları ciddiye alsa insanın iki yakası bir araya gelmez.

Hakemler herkese eşit mesafede kötü yönetim sergiliyor. Hakemlerden herkes şikayetçi; açıkçası herkesin haklı olduğu bir taraf da var. Ancak milyonlarca insanın izlediği bu karşılaşmanın her haksız kararının ardından “efendiliğiyle” nam salmış bir kişinin bu kadar kendisini kaybediyor oluşunu anlamak mümkün değildir.

“Hangisi gerçek Rıza Çalımbay?” sorusunun cevabını “90 dakika içindeki” olarak alacaksak, hiç sempatik değildir.

Dört pozisyona aşırı tepki gösterdiler, sanki sadece birinde haklıymış gibi göründü.

Fenerbahçe-Eskişehirspor maçının öncesindeki analizimizde Eskişehirspor’u çok daha detaylı masaya yatıracağız.

Son dakika golleri her zaman coşku yaratır. Ancak bu her zaman sahada oynanan kötü futbolu da örten bir şeydir. Bu maç Trabzonspor bakımından çok kötüydü; ancak Eskişehirspor’un da kazanmasına karşın iyi bir futbol oynadığı söylenemez.

Rıza Hoca’nın şimdiden Kadıköy’ün havasına girmesi de ilginç elbette...

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster