Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '11

     
    Kategori
    İnternet
    Okunma Sayısı
    356
     

    SEO uzmanı mı, simitçi mi?

    Yanılmıyorsam GORA filmiydi, Cem Yılmaz bir sahnede kartvizitini uzatırken “Arif Işık, her türlü halı, kilim, turistik gezi” diyordu. Cem Yılmaz seriye devam ederse bu gidişle o da ünvanları arasına SEO yu ekleyecek sanırım.
    Daha dün gibiydi, Google’ın Türkiye de artan popülaritesi ve e-ticaretin ilgi çekiciliği ile birlikte Seo denilen ünvan ortaya çıkmaya başladı. Duyduk ki bu Seo uzmanı dediğimiz adamlar Amerika da ayda 10 bin dolarlar hatta işinde çok iyi olan seo larsa 100 bin dolarlara varan rakamlarda paralar kazanıyor… Tabi rakamlar çok cazip neden bizde Türkiye de Amerika da ki sözde meslektaşlarımız kadar kadar kazanmayalım ki. Bu hevesle çıktık yola, Google ın altından girdik üstünden çıktık, kısa bir süre sonra anladık ki Amerika da ki meslektaşların kadar kazanamasan, hatta hiç kazanamasan bile bu işi öğrenmek zorundasınız. Neden mi? Eğer ekmeğinizi bilişim, internet yada iletişimden kazanıyorusanız internette görünür olmak sizin nefes almak kadar ihtiyacınız olan bir durum çünkü.
    Peki ne oldu da daha 3-4 yıl önce bu kadar çok işe yarayan adamlar, bu kadar çok para kazanırken bu gün bir lise öğrencisinin cep harçlığı olacak paralara bu işleri yapmaya ( yaptığını sanmaya ) başladılar. Aradan geçen zamanda internet üzerindeki ticaret onlarca kat artmış, dolayısıyla siteler arası rekabet ciddi seviyelere ulaşmış, bununla beraber arama motorları da gelişen teknolojileri sayesinde sitelere neredeyse insan gözü ile bakabilirmiş duruma gelmiş… Dolayısı ile hedefe ulaşmak çok zorlaşmış… Bir hedefe ulaşmak zorlaştıkça o hedefin değeri artması gerekirken nasıl bu kadar ayağa düşebilir. Rekabet o kadar artmış ki 2005 yılında Google Adwords e 0,02 Tl ye verdiğimiz reklama bu gün 1 Tl ye bile sahip olamıyoruz. Rekabetin artmasıyla birlikte Google reklamının fiyatını 50 kat arttarken, memleketimin Seo ları ise 50 kat düşürüyor. Bu gidişle önümüzdeki yıllarda simit parasına bu sektörde iş yapılabilecek duruma gelineceğini düşündüğümümden yazımın başlığında Simitçi mi? sorusunu kullandım.
    Bir blog yazısından okuyucunun beklentisi konu ile ilgili bir bilgi yakalayabilmektir her zaman. Bu makaleyi okumaya başlayanların %80 si eminim bu satırlara gelmeden sayfayı terk ettiler. Haklılar, çünkü kimse alacağı hizmetin aslında çok daha pahalı olması gerektiği fikrini benimseyecek kadar saf olmamıştır hiç bir zaman… Hele de Türkiye de yaşıyorsa… Çünkü tembeldir bizim %80 imiz, armutun pişip ağzına düşmesinden çok hiç bir şeyden haz almaz…
    Yazdığım bu şikayetlerin hiç birisi aslında bizimle ilgili değil, hiç bir zaman da olmadı. 4 yıl önce nasıl memnunsak işimizden bu günde en az o kadar memnunuz. Çok çalışıyoruz, bu işe, tüm vaktimizi, sosyal hayatımızı, beynimiz, gözlerimizi, her şeyimizi veriyoruz ve karşılığını da fazlasıyla alıyoruz.
    Benim şikayetim bu yazıyı okumayan %80 den…
    Arkadaş, 30 milyon internet kullanıcısı olan bir ülkede yaşıyorsun, bu 30 milyon kişi sattığın ürünü almak istediği zaman sana ulaşmasını istiyorsun, sana ulaştıktan sonra seni beğenmesi istiyorsun, müşteri adayına güven vermek istiyorsun, istiyorsun, istiyorsun, yine istiyorsun, canı gönülden inanarak istiyorsun… Ama bunu 3 kuruşa, en kısa zamanda yapmak istiyorsun. Sonra araştırıyorsun, hemen aklına yeğenin geliyor, sende yeğen yoksa komşunun yeğeni geliyor. O yeğen okuduğu Lise den arta kalan vakitlerinde ki yaşamını internet başında geçirdiği için haklı olarak ilk akla geliyor. Öyle ya günde 12 saatini internet başında geçiren birisi internetin kurdu illaki olacaktır. Eee, yeğen Google ı biliyor, seo nedir onu da biliyor, Google a seo nasıl yapılır yazdığında cevabınıda buluyor, veriyorsun yeğene okul harçlığından biraz daha fazla bir bedel ve bekliyorsun. Aradan kısa bir zaman geçiyor, tabiki sonuç yok, sıkılıyorsun, bir profesyonellemi çalışsak diyorsun ve araştırıyorsun. 5 firmayla görüşüyorsun, tabi bunların en fazla 1 tanesinin aslında bir firma olabileceğini bilmiyorsun, birisi 2 harçlık, birisi 5 harçlık, birisi 10 harçlık, birisi 50 harçlık istiyor. Tabi 1 harçlık nerde 20 harçlık nerde haklı olarak garantili sonuç istiyorsun. Alıyorsunda… 2 harçlık isteyende garanti veriyor, 20 harçlık isteyende…. Nasıl karar vereceksin? 2 harçlık isteyen az istemiş, dolandırıcı olabilir… 20 harçlık ta çok… 50 harçlığı düşünme bile… 5 harçlık olan iyidir… Ne kötü hizmet alalım ne de dolandırılalım…
    Arama motoru optimizasyonu denilen şey tek başına html yada php bilmek değildir. Meta etiketleri, karakter sayısı, PageRank, SEF seo, gibi gibi bir sürü teknik terim bilmek te değildir. Değildir çünkü bunların hepsinin cevabı yeğeninizin hatta sizinde kolaylıkla bulabileceğiniz hatta hayata bile geçirebileceğiniz işlerdir.
    Arama motoru optimizasyonu, hedef kitlenizin analizinden başlar müşteri memnuniyetinde son bulur. Bu süreç içerisinde Analist olmak gerekir, iyi bir reklamcı olmak gerekir, iyi bir tasarımcı olmak gerekir, iyi bir istatistikçi olmak gerekir, iyi bir yazılımcı olmak gerekir, iyi bir sistem mühendisi olmak gerekir… En önemlisi ticareti iyi bilmek gerekir ve sektörü tanımak gerekir. Eğer bu gerekliliklerin tamamını 1 kişide bulabiliyorsanız, ve sizi maddi açıdan tatmin ediyorsa, üstüne de hedefi tutturmada garanti veriyorsa çok şanslısınız demektir. Yine de son tavsiyem bu şansı şans oyyunlarında kullanmanız olur.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    Çok doğru bir tespit. Ama ülkemizde her şeyden önce müşteri ve hizmet alacak kişiyi bilinçlendirmek lazım. 5 TL'ye de Kebap var 10 TL'ye de kebap var(Adana'lı olduğum için bu örneği verdim) müşterinin bu ayrımı iyi analiz edebilmesi ve verilecek hizmetin içeriğinin ne olduğunu tam olarak anlayabilmesi gerekir.

    Hakan Güler 
     17.10.2014 11:13
     

    Arama motoru optimizasyonu konusunda yazdiklariniza seofabrikasi.com olarak katiliyoruz

    atakan tevert 
     06.07.2012 11:42
     

    Mesleğim gereği uzun bir zamandır bilgisayar ve internet dünyasının içindeyim. Biz işi ucuza getirme ve hatta utanmadan bir de bundan en iyi kaliteyi bekleme konusunda dünyada örneği olmayan bir milletiz. Neredeyse her alanda bu düşünceyle hareket ediyoruz. Şu anda işsizim, iş arıyorum ve inanın bu anlayış sebebiyle meslekten soğudum. Yazıyı baştan sona destekliyorum. Bilgisayara format atmayı öğrendiği anda bilgisayar uzmanı, bir ekran kartı değiştirince teknik uzman, blog sayfası açtığı anda webmaster olduğunu zannedenlerin olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Çalışanı bir kenara bırakın, iş verenin bile uzmanlıktan anlamadığı bir yerde örneğin web yazılımcısı ararken yanında bir sürü şey daha bilmesi ve anlaması beklenirse, bir adım ileri gitmek mümkün olabilir mi? Ayrıca elaman arayanların ana kriterleri ücret olursa, az isteyen kişi öncelikli tercih edilirse, fiyatların dibe vurmasını kim engelleyebilir? Kaleminize sağlık... Selamlar&Saygılar

    Bir Dost 
     28.11.2011 16:32
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 3
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 356
    Kayıt tarihi
    : 22.11.11
     
     

    1998 yılından beri Bilişim sektöründe faaliyet göstermekteyim. 2005 yılı sonrasında Elektronik Ti..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster