Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
5102
 

Serap Ezgü soyadı davasını kaybetmiş!

Serap Ezgü soyadı davasını kaybetmiş!
 

Kaynak:stargaleri.com


Bilirsiniz, magazin konularında yazdığım en fazla iki, hadi bilemediniz üç yazı vardır, onların da içeriklerinde mutlaka toplumsal ya da bireysel bir takım çıkarımlar vardır, aynen Serap Ezgü, yani artık Serap Güner konusunda olduğu gibi…

Bir vakitler birbirlerine çok yakıştırdığım bir çifttiler, magazin ve televizyon özürlü olduğumdan yeni öğrendim ki boşanmışlar, üstelik 2004 tarihinden beri süregelen bir soyadı davaları varmış!

İnsanlık halidir, evlenilir, anlaşılamaz boşanılır, boşanırken anlaşılamayabilir, üstüne ayrı davalar açılabilir, buraları insan hikayeleri kısmına girer, sonuçta birbirine benzer hikayeler olduğundan bu kısmı beni hiç de alakadar etmez; eni konu her birimizin hayatı bir roman değil midir, faktör insan olunca hikayeler de elbet iyi kötü birbirine benzeyecektir…

Bu haberde beni ilgilendiren bölüm “soyadı”dır; bu konuda yazı yazma nedenim de yalnızca bundan dolayıdır.

Şu an evlenen kadınlar istedikleri takdirde kızlık soyadları ile birlikte eşlerinin soyadını da kullanabiliyorlar beraberinde, ancak daha önceleri zorunlu olarak evlenen kadınların soyadları değişiyor, erkeğin soyadını kullanmak zorunda kalıyorlardı; ki hala kaç kadın evlenirken kızlık soyadını da kullanmak isteyebiliyordur, kaç adam bu isteğe makul bakıyor ve onaylıyordur, bilemiyorum…

Ancak, adı ile iş yapan insanlar, yani yaptıkları işlerin altına imzalarını atanlar, yaptıkları işleri nedeniyle isimlerinin bir anlamda marka olması gerekenler için ciddi anlamda sıkıntı yaratabilen bu durumu elbet ne bir ev hanımının anlaması beklenebilir ne de kadınını malı olarak gören bir erkeğin!

Böyle bir vurgu yapmamın nedeni haber altına yazılan yorumlardır; efendim “kocasının soyadıyla iş yapıyor bu kadın!”, “madem boşandın, soyadını da kullanma, işine geliyor tabii” tarzında yaklaşımlardır!

Dediğim gibi, boşandıklarını dahi yeni öğrendim, Serap Güner kullanmaya kalktı mı soyadını, bilmiyorum, ama şahsi fikir olarak inanın hiç sanmıyorum!

Kadın programlarında soyadının yıpratıldığını öne süren Sümer Ezgü ne kadar haklıdır, inanın onu da tam olarak bilemiyorum, izleyip de bu konuda yorum yapmak isterdim, lakin yapamam…

Ama kadın programında bir soyadı nasıl yıpratılır, onu rahatlıkla merak edebilirim, değil mi?

Gözlemlediğim kadarıyla Serap Güner tarzını koruyan bir insandır; neyse, konumuz yine o değil…

Konumuz ne biliyor musunuz, ismi ile iş yapan kadınların evlendikleri için eşlerinin soyadlarını almalarından kaynaklanan problemdir!

Aslında, ismi ile iş yapmasa dahi, biliyor musunuz, boşandığı için yanında ille de boşanma ilamını taşımak zorunda kalır kadınlar, zira bankada, postanede, kargo gönderilerinde ve aklınıza gelen-gelmeyen her yerde soyadı değişikliğinden dolayı sıkıntı yaşarlar!

Bu sıkıntılar giderilir elbet zaman içinde, ama herkese “boşandım ben” açıklaması yapmak, üstüne üstlük kanıtlamak durumunda kalmak, hatta zaman zaman bunu duyan erkeklerin gözlerinde farklı bir parıltıya ve otomatik olarak bıyık burarak yardımcı olma çabalarını bitaraf ederken eski kocanıza serzenişlerde bulunurken yakalayabilirsiniz kendinizi, ya da çok tazeyse yaranız gözyaşlarınızı saklayacak yer aramanız, hatta uluorta ağlamanız dahi pek mümkündür, şahsen kendimden bilirim…

Bir erkek asla yaşamaz bunu, ne olduğunu dahi bilmez… Dahası komik, dahası sakil gelir; hatta şımarıklık olarak dahi adlandırabilir… Hani, geri dönmem için bahaneler uyduruyor diye düşünenler de az değildir!

Demin ev kadını anlamaz dedim ya, düzeltiyorum, boşanmayan ev kadını anlamaz, boşanan her kadın zira yaşadıklarından dolayı halden elbet anlar!

Sıradan bir iş kadınının da çilesidir bu, iş yapılan tüm yerler evlendiğinizi ve boşandığınızı bilir, hoş, ilk evreleri atlattıktan sonra bilmelerinden ziyade evraklardaki düzenlemeler can sıkar en çok, boşansanız da adamdan, eski soyanızdan dolayı yıllarca resmi olmasa da iki soyadı ile yaşarsınız…

Serap Ezgü Güner konusuna gelince, kaç yaşlarında evlendiler, evlilikleri süresince kaç işleri kotardılar, bilemem, empati yaparsam eğer, genç ve bereketli yıllarımda evlendiğim adamın soyadını aldıktan sonra başarılı ve güzel işlere el attıysam, herkes beni Serap Ezgü olarak tanıdıysa, bu eğer benim şahsi başarımsa o yıllarda zorunlu olarak eşimin soyadını kullanmamdan dolayı edindiğim adım kaybolmamalı diye düşünürdüm; diğer türlü sanır mısınız kadınlar kolayca vazgeçerler yuva kurdukları adamlardan?

Denerler, üç, beş, on beş… Otuz beş, yetmiş beş… Kadınlar yuva kurmaya karar verdikleri adamlara kolay kolay eksi puan vermezler!

Hep bir bahaneleri vardır ceplerinde, kondurmak istemezler çirkin şeyleri, ta ki son noktaya kadar!...

Son nokta geldiğinde, gözü hiçbir şey görmez kadını, ne değişecek soyadını düşünür artık ne de üzülecek anne babasını!

Kadınların sineye çekme, görmek istememe, gördüğünü reddetme gibi kalkanları vardır, o kalkanlar dahi koruyamıyorsa artık son noktaya gelmiştir kadın, ki ne mal ne mülk gözünde dahi değildir artık!

Demem odur ki, normal şartlarda hiçbir kadın bu durumda eski eşinin soyadına tenezzül dahi etmez!

Eğer ki tüm hedefleri ve çalışmaları o evlilik sürecine denk gelip, tüm emekleri eski eşin soyadı altında gerçekleşip, kendini medya gibi bir canavar dişlisinde kanıtlarken zorunlu olarak koca soyadını taşımasın!

Eee, yani, o zaman bu adaletsizliktir; eşler yön değiştirebilir, anlaşamaz boşanabilir, bir taraf hiçbir zarar görmezken, diğer taraf o yıllar zarfında edindiği adına neden veda etsin? Neden yeniden kendini tanıtmak, kanıtlamak durumunda kalsın, ki kim bilir yeni mezun olduğunda evlenmiştir, sakil yorum yazanlaradır isyanım; ayol, aynı durumda kızınız olsa, bir düşünün ne olur, duruma nasıl bakardınız?

Neyse… Bir garip toplumuz işte… Kabullenmek istemiyorum, kabullenmiyorum da… Çirkin bir gerçek var karşımızda, bunu biliyorum, isyanım güzel şeyler düşünenler az değiliz aslında; iyi de neden hala her yerden Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaşlığı yüz yıl önce getirdiği yerde debeleniyoruz baş etmek için köhne zihniyetlerle?

Gülgün Karaoğlu

Temmuz,01/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evlenilen erkeğin "soyadı"nı taşımak zorunda bırakılmak bana da oldum olası ters gelmiştir.Adı üzerinde soyu belirten bir etikettir.Ben o erkeğin sülbünden,neslinden gelmiyorum ki onun soyadını taşımak zorunda kalayım?O erkekten doğacak çocuklar ancak atalarının soyunu devam ettirme nedeniyle soyadını,aile adını kullanırlar.Ben de ancak kendi atamın ,babamın soyadını kullanırsam ,bu mantıklıdır.Hatta şimdi feminizmle bile suçlayabilir birçok er kişi ! beni belki ama ,neden illa baba soyadı kullanılıyor da ana adımızla çağrılmıyoruz? Tamam,bu kadar uzatıp cılkını çıkartmayayım konunun,ama kendi soyadımı kullanma özgürlüğümü istiyorum.:))Kızım evlilik hazırlığında ve meslek sahibi bir genç hanım,hazır aklıma düşmüşken ,şunun kafasına sokayım da nikahta kocasının soyadını yazdırmasın :)) Boşanmış bir kadın olarak da yazınızdaki olayların hemen tamamıyla karşı karşıya gelmenin öfke ve kırgınlığını hala içimden atamıyorum.Yüreğinize sağlık.Muhabbetle ...

Ümit Emel Pusat 
 07.08.2010 20:33
Cevap :
:)) Süpersiniz vallaha! Amannnn, yaşadık, geçti, bitti; hala sıkıntıları içimizde tutmaya değmez! Herşey gönlünüzce olsun! Kızınıza da mutlu bir evlilik dilerim! Çok selam ve sevgilerimle...  09.08.2010 3:01
 

Hangi nedenden dolayı yapmış olursa olsun ben Serap Hanım'ın eski eşine bu davranışı yakıştıramadım. Aynı şey Müşerref Akay Hanımefendinin de başına gelmişti. Halbuki özellikle kamuya mal olmuş insanların davranışlarının olgunluk içermesi lazım. Ben şahsen üzüldüm. Boşanmış olmalarına üzülmem. Çünkü boşanmak gayet medeni bir davranıştır. Ama bu eylem en azından "şık" değil. Bu konudaki yasalarımıza gelince, onlara hiç değinmeyeceğim zira siz değinmişsiniz. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güüreşçioğlu 
 01.07.2010 10:44
Cevap :
Sevgili Ali Nail Bey, işin altında bir tehdit, bir şantaj var gibi geliyor değil mi insana, şık olmayan yanı bu bence de... Katılımınıza çok teşekkürler, size ve sevgili eşinize selam ve sevgiler...  03.07.2010 3:18
 

Ben de yazınız vesilesiyle sizden öğrenmiş oldum.Her ikisi için de hayırlısı olsun.Ben baştan erkeğin soy adının alınmasına karşıyım.Soy inkarı,kişiliksizleştirilmek gibi gelmekte bana.Ne diye bunca yıldan sonra başka bir soya mal oluyorum.Kendi soyum dururken.Bu bir yanı,diğer konudaki ısrara da karşıyım.Neye mal olursa olsun tenezzül etmem ve onuruma dokunur başka bir soyla hala anılmak.Edinimlerim kendi çabamın ürünüyse ve benim bir hayran kitlem varsa,kısa sürede beni esas soyadımla da tanıyıp kabul edeceklerdir diye düşünürüm.Ha varsa bir endişe ya da kendisine güvensizliği,ayrıca parantez içinde yazsın hatırlatma adına.Bu medyatik kişilerin boşandıkları adamın soyadında ısrarcılığı bana çok ters ve onursuzca geliyor.İnsan bazı konularda onurlu,bazılarında onursuz olmaz,Ya onurludur,ya onursuz!

perihan reyhan ALKAN 
 01.07.2010 3:56
Cevap :
Sevgili Perihan Hanım'cığım, öncelikle katılımınıza çok teşekkür ediyorum... Soyadının evlenince değişmesi bence de hoş bir şey değil, ancak eski eşi ile evliyken başarı sağlayan kadınların o soyadıyla devam etme isteğini saygıyla karşılıyorum, hele ki boşandığı adam bunu bir anlamda şantaj amaçlı kullanıyorsa, ki bizler durumu bilemeyiz, bir anlamda boyun eğmemek adına da ısrarcı olabilir boşanan kadın diye düşünüyorum... Çok selam ve sevgilerimle... Belki gün gelir, evlendi diye kadınların da soyadlarını değiştirme gibi zorunlulukları olmaz! :)  03.07.2010 3:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster