Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '08

 
Kategori
KOBİ
Okunma Sayısı
2190
 

Serbest bölgeler gümrük denetimi

Serbest bölgeler gümrük denetimi
 

Serbest Bölgeler; bir ülkenin diğer kesimlerinden fiziki olarak tecrit edilmiş, vergisizlik esası üzerine kurulu, etrafı ve giriş çıkış noktaları muhafaza ve denetim altında tutulan, kendine özgü teşvik tekniği olan, teşvik tekniği içinde bir alternatif, uluslar arası ticareti geliştirmek ve ülkedeki ekonomik faaliyetleri en üst seviyeye çıkarma amacı açısından da ekonomi politikası araçlarındandır.

Serbest bölge uygulamasının çevrili bir alanda yapıldığı, sağlanan teşvik ve avantajlar sayesinde ülkenin makro ekonomik hedeflere ulaşmasında yaptığı katkı, ülkelerin ekonomik politikalarda ise, ekonomik kalkınmayı hızlandırıcı ve sanayileşmeyi sağlayıcı özelliği nedeni ile Dünyanın belli başlı hükümetlerince özel bir teşvik modeli ve ekonomi politikası olarak görüldüğünü daha evvel belirtmiştik.

3218 Sayılı Serbest Bölgeler Yasasının özünde, Serbest bölgeler genel olarak Doğrudan Yabancı Sermaye yatırımlarını çekmek ve dışa açılma politikaları uygulayan ülkeler için takip edilen önemli bir strateji olmuştur. Ülkemizde ise, ekonomimize sağlayacağı katkılar, ihracat için yatırım ve üretimi arttırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkânlarından daha fazla yararlanmak olarak sıralandığını özetlemiştik.

Devamla, Dünyadaki uygulamalarına paralel olarak ülkemizde uygulanan serbest bölge faaliyetleri, Dünya Ticaret Örgütünün kuralları ile uyum içerisinde olduğunu, Serbest bölge kullanıcıları arasında gerek ihracatçı gerekse ithalatçı açısından hiçbir ayırım gözetilmediğini. İç ve dış pazarlara yönelik her türlü faaliyet yapılabildiğini, Serbest Bölgelere sağlanan tüm teşvik ve avantajlar mevzuatında açıkça ifade edilmiş olduğunu, her türlü ulusal ve uluslar arası denetime açık olduğu yolunda değerlendirmede bulunmuştuk.

1615 Sayılı Gümrük Kanunu, uzun yıllar uygulama alanı bulmuş, 05.02.2000 tarihinde uygulamaya konulan 4458 Sayılı Gümrük Kanunu ve Mevzuatı, Avrupa Birliği Gümrük Mevzuatının temelini oluşturan normlara uyum içerisinde hazırlanarak yürürlüğe girmiştir.

Gümrük mevzuatının Avrupa Birliği müktesebatına göre ülkemizde de aynı kodlar esas alınarak düzenlenmesi sonrasında, l5.06, 1985 tarih ve 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanununun daha önce çıkmış bir yasa olduğunu, Gümrük Kanununa göre yeniden ele alınması gereğinin önümüze durduğunu daha önce belirtmiş ve dolayısıyla 4458 Sayılı Gümrük Kanunu, Gümrük İdarelerinin serbest bölgelerdeki yetkisini arttırıcı özellikte olduğu, Ancak serbest bölgelerde faaliyetini sürdüren firmalar, yatırım kararlarını mevcut serbest bölgeler kanununda yer alan hükümler çerçevesinde yürütmekte olduğu dile getirmiştik.

Ülkemizde beşeri ve fiziksel sermaye birikiminin sağlanamamış olması kalkınmasını tamamlamış ülkelere göre bir engel oluştururken, dünya çapında bir oyunca olmak isteyen ve ekonomik kalkınmasını tamamlamak için adımlar atan ülkemizin, bunu yasalarla desteklemesinden daha tabii bir şey olamaz,

Birinci İzmir İktisat Kongresinde konuşulan ve daha sonra Cumhuriyet Hükümetlerinin çıkarmış olduğu, muhtelif tarihli Yabancı Sermayeyi Teşvik Yasaları bu arayışların zemini olarak görülebilir.

Türkiye’de Serbest Bölgeler alanında çıkartılmış olan bütün yasalar bu bağlamda değerlendirilebilinir.

SERBEST BÖLGELERDE VERGİSEL AVANTAJLAR

Serbest Bölgelerde faaliyet gösteren yerli ve yabancı bütün firmalar gerek yatırım gerekse üretim safhalarında Bakanlar Kurulunca belirlenen yatırım teşviklerinden yararlandırılırken, Türkiye’de yabancı sermaye yatırımına sağlanan teşviklerle, serbest bölgelerde tanınan teşvikler arasında çok büyük farklarında olmadığı, ancak serbest bölgelerde sağlanan en büyük teşvik, Serbest Bölgelerdeki faaliyetler sonucu elde edilen gelirlerin ve karların gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulmasıdır,

Bu avantaj serbest bölgelerin en büyük avantajı olmuştur. Ancak bu avantaj süresiz iken 29.01.2004 tarih ve 5084 sayılı Kanunla 31.12.2008 tarihi ile süreli istisna durumuna getirilmiştir

03.Kasım 2002 seçiminden sonra kurulan hükümetin seçim beyannamesinde “Serbest bölgelerin daha etkin bir şekilde kullanılması ve yabancı yatırımcılara daha iyi tanıtılması sağlanacak, vergi muafiyeti devam ettirilecektir” denilmiş, önceki yasama dönemindeki taahhütler bu yasama döneminde, tarih verilerek, 31.12.2008 tarihine kadar sürdürülmesi yasa ile belirlenmiş, bu tarihten sonra sağlanan avantajların bel kemiğini oluşturan muafiyetin ortadan kaldırılması esas alınmıştır.

Bu tarihten sonra, serbest bölgelerde meydana gelecek gelişmeler, bölge ülkelerinin lehine avantajlar getireceği, Orta vadeli yatırımların projelerini gerçekleştirmiş olan firmaların bu tarih itibarıyla mağdur duruma gelecekleri muhtemel olduğu, Orta Doğu, Doğu Avrupa ülkelerindeki avantajların, ayniyetiyle sürdüğü, Avrupa Birliğinin teşvik sistemine asla karşı olmadığı, bu konunun hükümetçe yeniden gözden geçirilmesi ve bu yönden çalışmaların devam ettiğini belirtmiştik.

Vergi teşviklerinin 31.12.2008 tarihini öteleyen yönü ise son derece tutarlıdır, bu öteleme AB’ne üyelik tarihinin başladığı yılın Aralık ayına değin veya üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar devam etmesi gereken bir süreç olmalıdır.

Bu süre içerisinde, kullanıcıların, serbest bölgelerde gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili olarak yaptıkları işlemlerde düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve harçlardan müstesna tutulmakta, hizmet ve üretim faaliyeti sonucunda elde ettikleri kazançlar gelir ve kurumlar vergisinden, ürünlerin yüzdesel olarak azamisinin ihraç edilmesi koşulunda ise, istihdam edilen personele ödenen ücretlerde gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır.

Mülkiyeti hazineye ait olan serbest bölgelerin bulunduğu arazilerin kullanıcılara uzun vadeli kullanım (49 yıla kadar) imkânı getirilirken, bu avantajın gerek bölgemizde, Ortadoğu, Latin Amerika, Uzakdoğu, Çin, Doğu Avrupa’da önemli ölçüde örneklerine rastlamak mümkündür.

SERBEST BÖLGELERDE GÜMRÜK DENETİMİ

l5.06.1985 tarih ve 3218 Sayılı Serbest Bölgeler Kanunu ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu arasındaki çelişkilerin varlığını ortaya korken, bu yasal çelişkileri doğuran nedenlerin AB’deki müktesebata göre çıkartılmış olan Gümrük Kanunu olduğunu belirtmiş ve gümrük denetiminin etkinliğinden bahsetmiştik, 22 Temmuz seçimlerinden sonra kurulan Hükümetin “Serbest Bölgeler Kanunu ile Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı”nda koyacağı hükümlerin 4458 sayılı Gümrük Kanuna yaklaştırılması yönünde olması gerekir, AB normlarına göre bir yasa çıkarılacaksa, bu yasa Gümrük Kanunu ile çelişmemelidir.

Serbest Bölgelerin gümrük denetiminden çıkarılmasına ilişkin olarak yapılacak düzenlemelerin, AB normlarına uygun bir düzenleme olma ihtimali asla yoktur,

Çünkü

Gümrük ve gümrük muhafaza hizmetlerini düzenlemek ve yürütmek, kaçakçılık fiil ve teşebbüsleri ile mücadele etmek üzere, Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığının uhdesindeki görevlerden olup, Başbakanlık bu yetkisini Gümrüklerden sorumlu bir Devlet Bakanı ile kontrol eder,

Başbakanlık Yetkilerini Devrederse;

Resmi Gazete’de yayımlanan 13.07.1993 -21636 tarih ve sayılı, 02.07.1993 – 485 Kanun Hükmünde Kararnamenin 24.06.1993 – 3911tarih ve sayılı Yetki Kanununa göre hazırlanmış bulunan “Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” de ifadesi bulan;

1) Gümrük Politikalarının hazırlanmasından, uygulanmasına,

2) Gümrük Kanunu ve gümrüklerle ilgili diğer mevzuat ile uluslararası sözleşmeler hükümlerinin uygulanmasını,

3) Gümrük tarife oranlarının tespitine yardımcı olmak, gümrük vergileri ile gümrüklerce alınan diğer gelirler ve fonların tarhı, tahakkuk ve tahsilini sağlamak ve kontrol etmek,

4) Gümrük kontrolüne tabi kişi eşya ve araçların muayene ve kontrolünü yapmak, bu işlemlerin etkin ve süratli yapılmasını sağlayacak tedbirleri almak,

5) Gümrüklerle ilgili istatistikî bilgileri toplamak ve değerlendirmek,

6) Gümrük denetimine tabi eşya ve araçların muhafazasını sağlamak, gümrükte giriş ve çıkış işlemlerine tabi eşyanın, saptanmış olan norm ve standartlara uygunluğunu denetlemek,

7) Kara hudutlarındaki gümrük kapıları ile pasavan kapılarında, gümrük teşkilatı bulunan hava ve deniz limanlarında ve serbest bölge ve çeşitli antrepo ve iç gümrük sahalarında ve gümrük bölgelerinde gümrük muhafaza görevleri ile kaçakçılığın men, takip ve tahkik görevlerini yerine getirmek,

8) Diğer yer ve sahalarda da gerektiğinde ilgili kuruluşlarla işbirliği yaparak kaçakçılığı men, takip ve tahkik etmek,

9) Milletlerarası kuruluşların Müsteşarlık hizmetlerine ilişkin çalışmalarını takip etmek, bu konularda görüş oluşturmak yurtdışı ve yurtiçi faaliyetleri yürütmek,

10) Çeşitli kanunlarla Müsteşarlığa verilen görevleri yapmak,

11) Bu görevleri yerine getirecek meslek memurlarını yetiştirmek ve konudaki düzenlemeleri yapmak,

12) Yukarıdaki görevlerin uygulanmasını takip etmek, değerlendirmek, incelemek ve denetlemek şeklinde ifade olunan yetkilerini başka Kurumlara veya özel şahıslara devretmiş olacağı,

Bu yetki devri sonucunda, Başbakanlık; Gümrük Müsteşarlığı eliyle kullandığı, serbest bölgelerdeki; esaslı ve önemli yetkilerini devretmiş, denetim dışına çıkarmış veya gümrük kontrolü dışına çıkarmış olacağı anlamına gelmez mı?.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1291
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster