Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '06

 
Kategori
Balıkçılık
Okunma Sayısı
1255
 

Serbest dalış

Serbest dalış
 

Bu gün cuma. Bizim serbest dalışçıların buluşma günü. Büyük bir ihtimalle şu saatlerde program yapılmak üzeredir. Kimler gelecek, nereye gidilecek, eksik malzemesi olan var mı?

Yoğun bir haftanın ardından, tüm çalışanlar dinlenecekleri bir hafta sonu hayal ederken bizim dalgıç grubu büyük bir enerjiyle hazırlık içerisindeler.

Yok yanlış anlaşılmasın. Ne yazık ki ben dalamıyorum. Henüz o cesareti bulamadım kendimde. Maskeyi takıp kafamı suya sokarak ‘’balıklara bakıyorum’’ ancak.

Ama sözünü ettiğim grup amatör serbest dalışçılar yani zıpkınla balık avlayanlar… Eşiniz olunca da dalamasanız bile o dünyaya adım atmış oluyorsunuz kıyısından köşesinden.

Deniz kenarında saatlerce olta elinde sabırla beklerken bir teklifle, ‘’gel bir de denizin dibinde yaşa o heyecanı’’ çağrısına uyarak başladı dalma merakı. Malzemeler oldukça pahalı; elbise, patik, palet, ağırlık, fener, zıpkın, maske derken liste uzuyor. Deneme için emanet malzeme temin ediliyor ve bir daha asla dönmemek üzere o büyüleyici atmosferde kayboluyor dalgıçlar. (Bu kendi ifadeleri.)

Daha sonra dalarak, deniz bitkileri ve canlılarının yaşam alanlarında; incitmeden incelemeler başlıyor. Bu arada günlük stres, varsa borçlar, iş güç her şey unutuluyor. Doğal terapi de başlıyor onlar için. Vücutlarındaki tüm negatif enerji o kapkalın elbiselerinden akıp gidiyor, denizin tuzlu sularına.

Şimdi yavaş yavaş avcılık dürtüleri devreye giriyor. Su altı yaşamı incelenip, uyum süreci aşıldıktan sonra... Ve bu doğal ortamı bozmadan avlanmaya uygun av peşine düşmek…

Denizde bu defa uygun balığı avlama yöntemleri üzerine çalışmalar başlıyor. Yüzeyden kayalara inme cesareti, merakları sayesinde yeniliyor. Daha farklı yaşam alanları ve deniz canlıların yaşam tarzları başlıyor 7-8 metreden sonra. Ve yaşam mücadelesi bile yok oluyor. (Nefes almayı bile unutuyorlarmış bazen)

Eğer avlanma başarılı ise, bunu sergilemenin verdiği gurur… Ayrıca bu taze balığı sevdiklerinle paylaşma duygusu onları çok motive ediyor.

Ama yenmeyecek bir deniz canlısını sadece bu gururu yaşamak için değil, gerçekten tüketime uygun avlanma yöntemi… Canilik değil, avlanma prensipleri olmalı diyorlar..

Gerçek dünyadan uzaklaşmak, tüm negatif düşünceleri atmak ve kısa sürede de olsa deşarj olmak için en uygun yöntemlerden biri olarak anlatılıyor dalan kişiler tarafından.

Tamamen bir psikoterapi yöntemi olarak kullanılıyor.

Oltadan farkı , alet dışında gerçek yeteneğini kullanma ve görerek şartları daha da eşitleyerek avlanma imkanı diyorlar.

Bu arada ben nemi yapıyorum? Biraz içim burkuluyor bu avlanma tekniğini cd'lerden izlerken. Biraz uzak geliyor bana bunu denemek. Ama sonuçta doğanın da bir kanunu ve düzeni var. Buna uyulduğu müdetçe ...

Maalesef artık balıkçılardan alınan çiftlik balıklarını yiyemez hale geldim.

Ve mevsimine göre hangi balık, ne şekilde pişirilmeli ve nasıl sunulmalı bu konuda uzmanlaşmaya çalışıyorum. Çünkü bazen bir balık 5 kiloyu bulabiliyor ve bizim aileye fazla gelebiliyor. Ben de bu balıkları pişirip, sevdiklerimizle paylaşmayı seviyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında yorumdan öte şunu soylemek istedim;Bizler scubacı olarak balıkları tutmaktan ote onlşar gıbı suyun altındaki dunyalarını ve yaşayışlarını keşfetmek yolundayız balığı bende cok severim ama size tavsiyem yanlızca bu uygarlığı keşfetmek amaçlı bir discovery dalışı yapsanız. :))

akontas 
 11.11.2006 12:49
Cevap :
Yorumunuza teşekkürler Sevgili Akontas. Söylemek istediğinizi çok iyi anlıyorum. Ben dalmıyorum çevremde böyle bir grup var. Ben zaten karakter olarak hiç bir ava dahil olamam. Ancak izleme dışında kuralına uygun avlananları da kınamıyorum. Onlar çevreye saygılı oldukça benim de onların emeklerine saygım var. Ben birazcık daldığımda sizin gibi izleyip, yarenlik ediyorum balıklarla. Hatta bir keresinde peşlerine takılıp gittim, neredeyse boğuluyordum! Sevgiylekalın.  11.11.2006 18:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1605
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster