Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Aralık '08

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
449
 

Serbest düşünce deneyimleri: Kabak tadı verdi şımarıklığınız...

Serbest düşünce deneyimleri: Kabak tadı verdi şımarıklığınız...
 

Yukarıdakilerin inancını ve kökenini bir bakışta anlayabilir misiniz?


“Mahallenin en çamuru, kimse tarafından sevilmeyen ama her kesin hayatına bir şekilde giren, girince de çıkmak bilmeyen birisiydi. Buna rağmen büyükler söz konusu olunca öylesine yalakalanırdı ki onun gerçekten nasıl biri olduğunu bir türlü anlatamazdık. Yaptığı her şeyi en gizli ve hin bir şekilde ve türlü entrikalarla gerçekleştirdiği için de kimse onunla uzun uzadıya yaptıkları konusunda tartışmaya girmezdi.

Haklı olduğunuz anlarda bile sadece onunla tartışmaktan uzak durmak için tamam tamam demek zorunda kalırdınız. Diğer mahallelerin belalı tipleri ile girdiği işbirlikleri ile de bir çok konuda başımıza musallat olurdu. Bir gün çok öfkelenen bir arkadaşımız mahalle ortasında ona öyle bir dayak attı ki bir daha onun mahallemizde esamesi bile okunmadı”

Son dönemde çok hassas bir konuda yürütülen bir çalışma yukarıda anlattığım mahalle arkadaşımı hatırlattı. Ülkemizde sayıları üç yüzü bulan insan tarihi bir konuda aynı toprakları, ülkeyi paylaştığımız bir azınlık ve onların bugünkü ülkesinden özür dilememiz gerektiğini belirterek bir dilekçe vermişler.

Bu durum diplomatlarımızı çok etkilemiş, isyan etmelerine neden olmuş. Konunun tarihsel yanı için bir görüş belirtmeyeceğim. Özür konusunda da birilerinin çıkıp “Yuh artık” demesinin zamanı geldi de geçiyor bile. Tarihsel bir konuyu geri plan yapıp yıllarca bu ülkenin en gözde diplomatlarını suikastlerle öldüreceksin, bunu düzenleyenleri, organize edenleri her platformda savunacaksın. Dünyanın bu coğrafya ile olan geçmiş ve gelecek hesaplarından yararlanıp parlamentolarından kararlar çıkartacaksın. Bunun adı şımarıklıktan başka bir şey değil.

Tarihte insanların toplu halde ve tümüyle yok edilmiş örneklerinin hiçbiri için benzer duyarlılıklar göstermeyeceksin, yirminci yüzyılın ortalarında Avrupa’nın göbeğinde çocuk, kadın yaşlı demeden sadece kendilerinden olmadığı ve farklı inançları olduğu için binlercesi katledilen insanlar için parmağını kıpırdatmayacaksın.

Yaptığın bu faaliyeti aydınların düzenlediği bir eylem olarak tanımlayacaksın. Yukarıda anlattığım mahallenin yaramaz çocuğunun bile aklına gelmeyen entrikalarla başta kendi halkın olmak üzere dünyanın bu bölgesini sürekli tehdit içinde bulunduracaksın.

Bundan bir sonuç çıkmayacağını şimdiden söyleyebilirim. Enerjinizi bu tip dünde kalmış değerler üzerinde yoğunlaştıracağınıza bu bölgeyi nasıl zenginleştireceğiniz, modernleştireceğiniz, dükkanlarınızın raflarını nasıl dolduracağınız, kapalı bir hapishane olarak yaşattığınız üç buçuk milyon insanı nasıl dünyaya açabileceğiniz üzerinde çalışın.

Başta kendi halkınızdan olmak üzere, öldürdüğünüz diplomat ve aileleri, zarar verdiğiniz ülkeler, yaraladığınız insanlar ve kayba yol açtığınız her şey için özür dileyin. Sonra oturun birlikte bir tarih kurulu kurun, bütün belgeleri inceleyin yanlış nerdeymiş birlikte görelim.

Bu arada o bölgelerde bizim de unuttuğumuz toplu mezarları açtırmamız gerekecek. Anne karınlarında ölen bebelerinde çetelesini önünüze koyacağız. Asaletimiz nedeniyle anlatmadığımız ama toplumsal hafızamızda saklı öyküleri de çıkarmamız gerekecek. Bunları gerçekten istiyor musunuz? Hatırlamak işimize yarayacak mı? Yıllardır bu topraklarda bu konuların nasıl olgunlukla içselleştirildiğinin farkında değil misiniz?

Bu şekilde düne takılıp kalmaya devam ederseniz düne takılıp kalacağız sayenizde. Bundan hiç hoşnut değiliz ve bu şekilde entrikacılığa da alışık değiliz. Biz bugün ve gelecekte bu coğrafyanın dünyanın kaderini değiştirmekte, savaşların yerine barışın konmasında, insanların daha sağlıklı, mutlu ve barış içinde yaşamalarına odaklanmak istiyoruz.

Kabak tadı verdi artık şımarıklığınız, bunu böyle bilmeniz gerekir. Yukarıda bahsettiğim mahallenin şımarığı arkadaşımızın sonuna benzemesin sonunuz.

Bu coğrafyada, birarada, hoşgörü içinde, bütün inançların, her tür kökenin birlikte yaşadığı bir toplum özlemimizi bir kez daha belirtiyoruz. Sizin sahte aydınlığınızın yıllarca toplumlar üstünde oluşturduğu kara bulutları gerçekten aydınlık bir gelecek ve insanlarla dağıtmak istiyoruz.

Lütfen çekilin aradan, bırakın halkınız bildiği, inandığı şeyleri bizlerle birlikte yaşasın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazına koyduğun resmi görünce okumaktan vavgeçiyordum neredeyse. Tıpkı Nazi filmlerini izlemek istemediğim gibi. Biz "onlar" değiliz! "Yurtta sulh cihanda sulh" diyen bir milletiz. Nedense bunu hiç görmek istemezler. Ulusal Kurtuluş Savaşımızı emperyalistlere karşı kazandığımızı, yurdumuzu savunduğumuzu ve bu uğurda sadece cephede değil; evinde, yurdunda şehit olan binlerce insanımızı; kadınımızı-erkeğimizi ise hiç bilmek istemezler. Sevgiler kucak dolusu, aydınlık şehrimin mavileriyle.

derinmavi.. 
 15.12.2008 22:59
Cevap :
bütün bunları gördüğümüzde gözlerimizi kapamamıza, duyduğumuzda kulaklarımızı tıkamamıza gerek yok. Kendimizle ve herkesle yüzleşme zamanımız geldi. Tek bir gerçek var bugünün gerçeği, düne takılıp kalanalr o anları yüreklerinde hep yaşayacaklar. Sevgiler  15.12.2008 23:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 202
Toplam yorum
: 308
Toplam mesaj
: 61
Ort. okunma sayısı
: 968
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Sosyal medya danışmanı, grafik tasarımcı.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster