Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
395
 

Seri iki kadın katili

Seri iki kadın katili
 

Katillerin kurbanı.


Ankara Barosu tarafından 15 ay önce hayata geçirilen “Gelincik Projesi” kapsamında 15 bin kadın irtibat bürosuna gelerek ve telefonla "imdat' diyerek yardım istedi. Erkeklerin şiddette sınır tanımadığı gelen telefonlar ve ihbarlar bir kez daha ortaya çıktı. Gelincik Projesine başvurarak eşlerine boşanma davası açan kadınların hikâyelerinden örnekler:

1-Güneydoğu'da cezaevinden çıktıktan sonra 6 yıllık eşinden elektrik alamadığını iddia eden M.D. yatağa bağladığı eşinin cinsel organına düşük voltajlı elektrik bağlayarak elektrik almaya çalıştı. Uzun süre devam eden bu işkenceye dayanamayan A.D. imdat için gelincikten yardım isteyerek boşanma davası açtı.

2- Bir yıl önce bodyguard'lık yapan K.B.'ye aşık olan A.B. kına gecesi başlayan şiddete bodrum katta kiraladığı evden sokağa çıkmama cezasını ekledi. Eşi tarafından İmrahor Vadisi'nde uçurumdan ayaklarından tutularak atılmak istenen A.B. dakikalarca uçurmada sallandırdı. Açılan dava ile K.B. eşinden boşandı.

3-Babaları tarafından 3 yıl tecavüze uğrayan 10 ve 14 yaşındaki iki kız çocuğu anneleri gelincik bürosuna başvurdu. Karşı çıktığı için burnunu ve dişlerini kırdığı eşi tarafından şikâyet edilen baba S.M. tutuklu olarak yargılanmasına devam ediliyor. Çocuklar ise devlet korumasına alındı.

4- Kültür Bakanlığı'nda çalışan B.C.20 yıllık eşini daha rahat dövmek için özel olarak sanayide plastik ve tahtadan cop yaptırdı. 3 çocuk annesi L.C. arayarak istediği yardım sonrası eşinden kurtarıldı ve sığınma evine yerleştirildi. Şimdi L.C. boşanma davası açtı, çocuklarıyla birlikte devlet koruması altında.

5-Eşine sürekli şiddet uygulayan A.K. her defasında eşinin vücuduna bir jilet izi bırakıyor. 6 yıldır şiddet gören Y.K.'nın vücudu jilet iziyle dolarken imdat çağrısından sonra gelincik avukatları tarafından kurtarıldı. Eşine açtığı dava halen devam ediyor.

6-Geçtiğimiz aylarda evine gelen hacizle gündeme gelen Nurseli İdiz, Çeşme'de alkol alıp etrafa rahatsızlık verdiği iddiası ile kaldığı otelden atıldığı, yol parası olmadığı için İstanbula gidemediği, 40 derece sıcağı bulan Alaçatı'da alkol alınca kendinden geçtiği, İdiz'in bu hallerini objektiflere alındığı gazeteye haber olarak yansıdı.

2004'te 'Kınalı Kar' dizisindeki rolüne alkol sorunu yüzünden son verilen Nurseli İdiz, 2007'de de 'Salıncakta İki Kişi' adlı tiyatro oyununda benzer sorunlar yaşadı. İdiz, son tiyatro oyunu 'Evliliğe Gelince' ekibiyle de aynı nedenden ötürü tartıştı. 'Geçmiş Bahar Mimozaları' dizisindeki rolüyle ünlü olan Nurseli İdiz, 1993'te 'Saklambaç' adlı yarışmayı sundu. 1994'te bir kanaldan 2 milyar alan İdiz, 1995'te bir başka kanala 10 milyara transfer oldu. İdiz, o dönem kanalları peşinden koştururken bir yandan da 'Evita' müzikali ile 'Kız Kulesi Aşıkları' filminde de rol aldı. İdiz, bu sayede de olay oldu. Şöhretin bunalımına giren Nurseli İdiz'e 20 yıllık eşi Cem İdiz boşanma davası açtı. 1995'teki bu ayrılık İdiz'in çöküşünü başlattı. Oyuncunun magazinsel olayları ve çıplak fotoğrafları çöküşü hızlandırdı.

Bipolar bozukluk hastası olduğunu ve ataklarını alkolle bastırdığını söyleyen Nurseli İdiz, "Alkol yüzünden maddi ve manevi çok kaybım oldu" dedi. İdiz, bu problemi yüzünden yapımcıların kendisine rol vermek istemediğini itiraf etti.

İdiz :”Şunu söyleyebilirim bu fotoğraflar, yazılanlar bugün benim ipimi çekti. Bu son nokta, gerçek bir ölüyüm.” dedi

7-Süreyya Ayhan ilk kez pistlerde çok başarılı bir sporcu olarak adını duyurdu. Daha sonra özel hayatı gerekçe gösterilerek ilk "linç" teşebbüsüne uğradı. "Linç"in ille de "recm" olması gerekmiyordu. Süreyya olayı atletizmin ötesine taşındı, birçok başka konuda olduğu gibi, milli gurur ve onurumuzu denemenin bir aracı haline getirildi.

Sureyya Ayhan Doping nedeni ile kendisine ömür boyu ceza verilerek "öldürüldüğünü"  ve konuda Ülkesinin ilgililerinden yardım isteyerek “Evladınızı öldürmeyin” dedi.

Türk Kadınları; her türlü çile ve cefaya göğüs geren, gençliğini de sıkıntı ve yokluk içinde geleceği için çalışan, yalnız başına bırakılan, örf, adet, din adına tepesine vurulan, hakkını arayamayan aradığı zamanda yanında hiçbir yetkili bulamayan, küçük görülen, kadın olduğu için itilip kakılan, her gün boy boy gazetelerde haber olmaktadır. Güzelim Ülkemizin onurlu, erdemli, ahlaklı, anaç, çilekeş, cefakar, vefakar, dert küpü, şiddet aracı güzel insanları kadınlarımız.

Yapılan istatistiklerde 2002-2012 yılına kadar öldürülen ve şiddet  gören kadın sayısı % 1400 artışla 4 bin 410'a kadar yükselmiştir. İçinde bulunduğumuz 2012 yılında kim bilir hangi kadının nerede;  kadına şiddeti kendinde hak gören, kadını aciz ve güçsüz görenlerin elinde nasıl bir çile çektiğini düşünmek bizler gibi düşünenlere acı veriyor.

Güya demokrasinin hüküm sürdüğü, Cumhuriyetle yönetilen ülkemizde; Devlet gücünü, sosyal devlet olma özelliğini toplumun en önemli değeri kadını korumak için kullanıyor mu? Kadının mutluluğu ve refahı için halen ne yapmaktadır? Sadece doğur, üre önerilerine mi maruz bırakılmaktadır?  Bunun yanında tüm olumsuzluklara rağmen Türk Kadını, her şart altında onurunu koruyacak güce ve iradeye sahip midir?

Kadını kadın, sanatı sanat, sporu spor olarak göremediğimiz, insanları da insan olarak göremediğimiz sürece hakkını aramaya çalıştığı için nice Münire Çimenleri, henüz gençliğinin baharında sevdiği için Hatice Fırat'ları, Ayşe Paşalı'ları, çeşitli sorunlar yaşayan Nurseli İdizleri, Sevdiği antrenörü olduğu için onunla evlendiği halde Süreyya'ları böyle öldürür ve yok ederiz.

Şiddeti, yaşarken öldürmeyi, yok etmeyi çok seviyoruz. (2002-2012 yılları arasında kayıtlara geçen, öldürülen 4140 kadın)

Bu kadın ölümlerini gerçekleştiren iki seri katil vardır.

1-Tarihin karanlıklarında yaşayan, aydınlanmamış, cehalet esiri, insan olma evrimini tamamlamamış Türk Erkeği ile,

2-1.maddede tanımlanan erkeklerin yaşadığı, Ortaçağ skolastik düşünce biçimiyle yaşamını 21.yüzyılda devam ettiren Türk Toplumudur.

İtirazı olan varsa söylesin, Lütfen!

Nizamettin BİBER

Uzman İnşaat Mühendisi 

Hasan Göksu PBahçe, Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel bir yazı ama devletin ihmalini ve kadın katillerine manevi desteğini katmamışsınız...

Kerim Korkut 
 06.07.2014 19:46
Cevap :
Tespitiniz son derece yerinde evet eksiklikler var ama sonuçta da bu bir blog yazısı Kerim bey hem siz demiyormusunuz boşluksuz yazı yazı değildir diye, selamlar.  07.07.2014 8:55
 

Sayın yazarım, şiddeti sadece ''kadına şiddet'' olarak indirgememek lazım. Kadına, erkeğe, gençlere ve çocuklara hem şiddet uygulanmasında, hem de istismar yönünde Dünya sıralamasında ne yazık ki üst sıraları işgal ediyor durumdayız.ŞİDDETin her türlüsü var. Maddi, manevi, ruhsal, duygusal ne ararsanız, bilumum vak'a var. Bu konuda kadınlar da az değil! Çocuklarına, eşlerine, gelinlerine, oğullarına her türlü şiddeti uygulamaktalar. Geri kalmış toplumların kaderi midir desek! Şimdi son hızla geri geri yol almakta iken, istatistiklerin de şiddet konusunda, son hızla artacağından korkarım. Saygılar sunuyorum.

Ay Şen 
 12.09.2012 1:12
Cevap :
Merhaba Ayşen Hanım, Şiddetin sadece bir kısmı olan kadına şiddeti konu alan yazıma gösterdiğiniz ilgiye çok teşekkür ederim. Yeryüzünde şiddetin varlığı konusunda üst sıralarda olmamız çok olağan çünkü bu konuda ne STKları ne de Sosyal devlet elini kıpırtdatmamaktadır. Umarız ki şiddet günümüzdeki seviyesinden çok daha aşağılara iner, hatta yok olur. sağlıcakla kalın.  12.09.2012 9:30
 

Kadın sorunlarına kafa yorup, çözüm arayışına yönelik emek veren herkesi yürekten kutluyorum. Özel bir yazıyla verdiğiniz bu desteğinizi de alkışlıyorum Nizamettin bey selamlar

Cemile Torun 
 28.08.2012 23:20
Cevap :
merhaba, Kadın sorunlarına yönelik, çalışma yapan ve onlar için gerçekten parmak oynatan tüm insanları bende kutlarım, ayrıca Umarım peyamı safanın dediği yarı tavuk yarı insan yapısından çıkartılır kadın. esen kalın  29.08.2012 9:04
 

Merhaba, Ne erkek milletiz değil mi? Lanet olsun...Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 24.08.2012 13:45
Cevap :
Merhaba, Evet maalesef hatta ölümüne severiz diye söylediğimiz bir deyimi öldürmesine sevme olarak değiştirebiliriz. Teşekkür ederim. Esenlikler dilerim.   24.08.2012 16:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2678
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster