Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
2553
 

Şeriat, Cumhuriyet, Demokrasi

Şeriat Ne Demektir?

Şeriat Allah'ın kanunlarıdır. Kainatta iki türlü şeriat vardır. Birinci kısım şeriat Allah'ın koyduğu fizik kanunlarıdır. Bulutların çarpışması ile yağmurun yağması, yerçekimi kanunu, suyun kaldırma kuvveti, termodinamik denge, insanın yaşlanması, ölmesi birinci kısım şeriat kanunlarındandır. 

İkinci kısım şeriat kanunları ise Allah'ın dini olan İslam'ın hükümleridir. İmanın esasları, ibadetler, helaller, haramlar şeriat kanunlarındandır. 

Şeriata neden ihtiyaç vardır?

İnsan başıboş bir varlık değildir. Güneş'i, yıldızları, dağları, denizleri, bitkileri, hayvanları başıboş bırakmayan, o varlıklara belirli vazifeler yükleyen Allah elbette şuur sahibi, irade sahibi olan insanı başıboş bırakmaz. Bir cansız, şuursuz, iradesiz tohumdan ağaç yaratan ve o ağaçtan yüzlerce faydalı, lezzetli, sanatlı meyveler çıkaran  ve o meyveleri hayvanların, insanların hizmetine veren sonsuz hikmet, sonsuz kudret, sonsuz merhamet sahibi olan Allah elbette insanı vazifesiz, başıboş, gayesiz, kanunsuz, rehbersiz bırakmaz. Demek ki; insana hayatın gayelerini öğretecek, insana yol gösterecek olan ve vahiy yolu ile mesajlar alan peygamberlere ihtiyaç vardır. Bir fen ilminin, bir sanat dalının bir basit meselesini bile anlamak için öğretmenlere ihtiyaç duyulur iken şu derin, sırlı, karışık kainat kitabının açıklayıcıları olan peygamberlere ihtiyaç duyulmaz mı? Bir turistik yerde rehberlere ihtiyaç duyulur iken şu karışık, muazzam kainat sarayının rehberleri olan peygamberlere ihtiyaç duyulmaz mı?

"Şeriatta yüzde doksan dokuz ahlak, ibadet, ahiret ve fazilete aittir; yüzde bir nisbetinde siyasete mütealliktir. Onu da ulûlemirlerimiz düşünsünler." Bediüzzaman Said Nursi

Şeriatın sadece yüzde birlik kısmı siyaset ile ilgilidir. İmandan sonra şeriatın en önemli meselesi namazdır. Anne babaya iyilik, adam öldürmemek, zina yapmamak, hırsızlık yapmamak, namuslu kadına iftira atmamak gibi önemli mevzular şeriatta mevcuttur. Şeriatın siyaset ile ilgili olan tarafını uygulamak ise devlet adamlarının vazifesidir.

İslam şeriatı ile Suudi Arabistan'da Vahhabilerin, Afganistan'da Taliban'ın, İran'da Şiiler'in uygulamaları arasında meydana gelen bazı farklılıklar şeriatın doğruluğunu değiştiremez. Şeriatın doğru bir şekilde uygulanmasına en güzel örneklerden biri Dört Halife Devri'dir. Şeriatın yanlış algılanması neticesinde ortaya çıkan bazı uygulamaların olması şeriatın hiçbir yerde hiçbir zaman tam olarak doğru bir şekilde uygulanamayacağı anlamına gelmez. Demokrasi ile yönetildiğini iddia eden ülkelerde de farklı uygulamalar mevcuttur.

Şeriat hükümlerini uygulayan bir cumhuriyet devleti olabilir. Laiklik cumhuriyetin bir şartı değildir. Laik olmayan bir ülke de cumhuriyet rejimi ile yönetilebilir. Dört Halife seçimle iş başına gelmiştir. 

Dünyada kadınların ilk olarak oy kullanması İslam ile başlamıştır. İslam'da yer alan bey'at kavramı halifeye (yöneticiye) bağlılık bildirme anlamındadır. Kadınların biat edebileceği Kur'an-ı Kerim ayeti ile sabittir.

Kadınların kendi iradeleriyle biat etmelerini bildiren ayet meali:

"Ey peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

Mümtehine Suresi 12.Ayeti Meali

Dört Halife'nin hakiki reis-i cumhur olduğunu Bediüzzaman Said Nursi şu sözlerle dile getirmiştir:

"Hulefâ-i Râşidîn, her biri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-i Ekber (R.A), Aşere-i Mübeşşereye ve Sahabe-i  Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mânâyı dindar cumhuriyetin reisleri idiler." (Tarihçe-i Hayat - Risale-i Nur)

Kur'ân-ı Kerîm'de istişare (danışma) hakkında ayetler vardır. 

"İş hususunda onlarla istişare et." (3/159)

"Onların işleri de kendi aralarında bir istişare iledir." (Şûrâ Suresi 38.Ayeti Meali)

Görüldüğü gibi İslam istişareye önem verir. Bir devlet yöneticisi ülke için kararlar alırken çevresindeki uygun kişilere danışırsa İslam'a uygun bir davranış yapmış olur.

Demokrasinin içeriğinde olduğu söylenen eşitlik, hürriyet, adalet gibi kavramlar İslam'da vardır. Gerçek hürriyet, gerçek adalet, gerçek eşitlik zerrelerden yıldızlara tüm kainatın sahibi olan Allah'ın dininin kanunlarının uygulanması ile gerçekleşir. 

Hazreti Ali'nin bir halife iken bir yahudi ile mahkemeye çıkması ve Hazreti Ali'nin aleyhine karar verilmesi, Fatih Sultan Mehmet'in bir mimar ile mahkemeye çıkması ve Fatih'in aleyhine karar verilmesi gösterir ki; İslam'da mahkeme önünde eşitlik ilkesi vardır. Osmanlı Devleti'nde millet sistemi bulunuyordu. Gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının dini yaşantılarına baskı uygulamamak şeriatla yönetilen Osmanlı Devleti'nin politikasının önemli özelliklerinden biriydi. 

İnsanların en hayırlısı Peygamber Efendimiz (Sav) şöyle buyurdu:

"Kim bir zımmiye (gayrimüslime) eziyet ederse ben onun hasmıyım (düşmanıyım). Ben kimin hasmı olursam, ahirette onun yakasını tutarım." (Keşfü'l Hafa)

Bir İslam cumhuriyetinin meclisinde, memurluklarında, komutanlıklarında gayrimüslimler olabilir. Osmanlı Devleti'nde gayrimüslim subaylar da hizmet etmiştir. 

Hazreti Ebu Bekir'in halife olduktan sonraki konuşmasından bazı kısımlar:

"Ey insanlar! Ben işlerinizi yapmak üzere sizler tarafından seçilmiş bulunuyorum."

"Şayet iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Fenalık yapacak olursam bana yol gösteriniz. Ben Allah'a ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz. Şayet Allah'a ve Resulüne itaat etmezsem, sizin de bana itaat etmeniz gerekmez."

"Doğruluk emanettir; yalancılık ihanettir. Bundan sonra İnşallah içinizde en zayıfınız hakkı alınıncaya kadar katımda en güçlünüz olacak, en güçlünüz de üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alınana kadar katımda en zayıfınız bulunacaktır."

Demek ki; şeriat cumhuriyete engel değildir. Demek ki; laiklik cumhuriyetin bir şartı değildir. Hakiki cumhuriyet şeriatın hâkim olduğu cumhuriyettir çünkü şeriat zerrelerden yıldızlara tüm kainatın sahibi olan, zamanı, mekanı, maddeyi, ruhu yaratan, insanı başıboş, vazifesiz, gayesiz bırakmayan Allah'ın kanunlarıdır. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 11642
Kayıt tarihi
: 10.10.13
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Öğretmenim.  ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster