Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
926
 

Sert ve mert yeri geldiğinde dert bir yazı

Sert ve mert yeri geldiğinde dert bir yazı
 

hayır neyin anlamı var ki? anlamlar bile anlamsızlığa gömülmüş sahtelikler gibi...Ben tabii


Arkadaşlarım aylar önce gördüğüm bir rüyanın şokuyla uzunca bir süre yazma ediminden uzak kaldım. Rüyamda ünlü Rus yazar Tolstoy ile şarkıcı Yıldız Tilbe'yi bir traktör kasasında karpuz yirken gördüm. Hatta bu ikili karpuzun ortası için kavga ediyorlardı. O esnada içeriye Mehmet Ali Birand girdi ve "birer de ayran içer miyiz? millet" dedi. Sonra bu üçü oturup batak oynadılar. Ben de o esnada belirdim, meğerse Tolstoy'un editörüymüşüm onun kitaplarını filan Türkçeye çeviriyormuşum. Bir ara Mehmet Ali Birand, Tolstoya dönüp benim için; "senin bu elamanı Kanal D'ye alalım sabah haberlerinde kameraman olsun" filan dedi. Tolstoy karpuz suyu bulaşmış sakallarını sıvazlayıp: "bi işe yaradığı yok zaten, eserlerimi de bok gibi çeviriyor, kendinden eklemeler yapıyor hergele, al istersen paspasçı yap" dedi. Yıldız Tilbe bu fikre aşırı şekilde cıvık cıvık güldü hatta kalkıp 2 göbek attı. Ben çok sinirlendim tabii. O esnada bir an kalemimi kırıp, yazmaya ara verdim. Bu rüyamın (Edit not: Hayır olsun inşallah Suretim) etkisiyle o gün bugündür yazın hayatımdan uzak kaldım. Allahtan dün rüyama giren Ankaralı Turgut'un teşvikiyle lanet bozuldu da yeniden yazmaya başlayabildim.

Açık söyleyim uzun zaman sonra biraz heyecanlandım. İnsan biraz heyecanlanınca çişi geliyo. Şimdi uzun zaman sonra yazınca daha ikinci paragrafta çişimden bahsetmek istemezdim. Bilmiyorum ama normal bi yazıda en az 4. paragraftan evvel çişinden bahsetmek bana doğru gelmiyor, benim tarzım değil en azından. Kendime kızdım ben şimdi, lakin bi ufak su dökmeye de şiddetle ihtiyacım var. Onun içindir ki kısa bi müsaadenizi istiyorum.

(25 dakka sonra)

Biraz uzun sürdü, üzgünüm. Normalde bu kadar uzun sürmez, aşırı heyecandan olsa gerek. Neyse gayet insani bişi, şu alemde çişi gelmeyen bir Allahın kulu yoktur. Öyle sanıyorum ki koca devlet başkanlarının bile çişi geliyodur. Düşününce tuhaf doğrusu, sen koskoca devlet başkanı ol, ülke yönet hatta dünyada söz sahibi ol ama yeri geldiği zaman çişin gelsin, hiç aklım almıyor.

Bence yeryüzünde çişi gelmeyen nadir insanlardan birisi Marlin Monro’dur. Şimdi bu Marlin Morlo’nun orjinal yazılışı farklıdır belki ama ben aklımda kaldığı kadarıyla yazıyorum, google’dan kopya çekip doğru yazılışını da bulabilirdim ama hem bana zahmet olurdu hem de fuzuli gösterişe kaçmış olurdum. O nedenle hiç kastırmadan düz bi şekilde yazıp geçiyorum, umarım bi mahsuru yoktur (Edit Not: Ne mahsuru olcak Suretim yaz bildiğin gibi). Tanımayanlar için söyleyim aklımda kaldığı kadarıyla Marlin Monro, Marlon Brando’nun yiğenidir. Yani Marlon Brando, Marlin Monro’nun amcasıdır. Hatta Marlin Monro biraz hafif meşrep tarzıyla çılgınca yaşadığın için, ki amcası Marlon Brando kendisine; “yapma etme kendine çeki düzen ver, bizim namusumuza halel getirme” diye defalarca uyarmıştır, erken yaşta telef olup gitmiş bir kızcağızıdır. Topraa bol olsun, rabbim yattığı yerde dinlendirsin. İdrardan bu konuya nasıl geldik ben de bilemedim, Marlin Monro öbür tarafta beni andı zaar.

Şimdi beni geçenlerde lisedeki İngilizce öğretmenim face’de bulup eklemiş. Ben tüm eğitim hayatım boyunca her dönem düzenli olarak bir öğretmenime aşık oluyodum. Bu İngilizce öğretmenime de 3 dönem boyunca aşık gezdim. Eminim o da bana karşı boş değildi. Çünkü ders anlatırken gürültü eden, başka şeyle uğraşan tüm arkadaşlara normal beyaz tebeşir fırlatırken, bana her daim renkli (pembe) tebeşir fırlatıyodu. Tabii aramızdaki yaş farkı ve onun medeni durumu nedeniyle ilişkimiz yürüyemediydi. Kendisi aradan geçen zaman boyunca epeyce bi pörsümüş. (Edit not: Suret, insan lise öğretmeni hakkında böle laflar eder mi hiç, biraz daha sakin.) Neyse, beni face’de arkadaşı olarak ekledikten 3 gün sonra sildi bu. Sanırım; “yaşı olmuş 35, ama hâlâ adam olamamış” diye düşündü. Arkadaş sayım 12 olarak kalmaya devam ediyo, tabii aşırı muzdarip oluyorum. Her silenin her biri memnun ki yerinden, seneler geçti ekleyen yok yeniden.

Şu hayatta kolaylan kimseciklere “hayır” diyemeyen ben, korkarım ki referandumda da “evet” diyeceğim, bu huyuma da çok gıcık kapıyorum.

O diil de, koca yaz bitti a. k. yaz aşkının belirtisi bile yok, en çok ona muzdarip oluyorum (Edit Not: yazamayasıca Suret küfretmesene !). Yaşlandım ben. Yaşlandığımı nerden anladım biliyonuz mu, (Edit not: çişinin 25 dakka sürmesinden olmasın) yok geçenlerde canım düğüne gitmek istedi. Ben ki düğünlerden aşırı tiksinen bir insanım ama durup dururken canım acayip düğüne gitmek istedi. Kendi düğünüme filan diil ama. Başkasının düğününe davetli olarak gitmek istedi. Bence durduk yere canı düğüne gitmek isteyen bir bünye –eğer dişi diilse- yaşlı bir bünyedir. Şu an aşırı yaşlandığımı hissediyorum, çok üzülüyorum tabii.

Peki diş macunu tüpünün içinde kalan azcık macunu, dibinden elin acıya acıya sıktırıp tam fırçaya sürecekken, macun gerisingeri tüpün içine kaçınca muzdarip olmuyo musun? oluyosun bence, perperişan oluyosun hatta gizli gizli ağlıyosun.

Ya şuna ne demeli yıllar sonra lisedeki mektup arkadaşın seni bulursa acayip mutlulanmaz mısın? Ben mutlulandım ama şahane bi hatun olup evlenmiş ya, işte buna biraz muzdarip oldum, durunamadım birasız.

Şunu açık ve net söylerim ki, ne internet ne klima en büyük icat ketıldır. Aşırı derecede kahve ihtiyacına yardımcı olabiliyo, ketılsız ev ayak bileksiz hatuna benziyo bence, çok yarım, aşırı yarım.

Bide geçenlerde benim başıma çok üzücü, aşırı yıkıcı, perperişan edici bişi geldi. Rabbim kimsenin başına vermesin. Efendim bir kısım trafik polisi bana çok pis bi ceza kestiler. Neden ötürü diyecek olursanız, hız sınırını % 30 aşmaktan ötürü. Tam 270 liram gitti. Cezayı yatırdığım banka şubesindeki yeşil gözlü (lensti bence) ve % 30 derinlikte göğüs dekolteli bankacı hatun bile beni teselli edemedi, banka güvenliği zor kullanarak parayı aldı. Bana kalırsa bu ceza haksızdı, çünkü yol o hız için çok müsaitti ve radarlı ekip otosu aşırı sinsi bi şekilde gizlenmişti. Ben şimdi ödediğim bu haksız ceza için 3 kez kırmızı ışıkta geçmeyi, 2 kez kemersiz araç kullanmayı ve 1 kez de hatalı sollamayı kendime hak görüyorum. Ya paramı geri versinler yada hakkımı yidircek değilim.

Son olarak bişi dicem: her şeyi herkese söyleyemezsiniz ya, benim de her şeyi söylemek istediğim halde söyleyemediğim bi çok insanla tanışıklığım var, hayatınızda güvenle her şeyinizi paylaşabildiğiniz insanların olması ve artması dileğiyle buzlu bir yaz günü yaşayınız.

Eroir

Dövüştüm

Kan geldi burnumdan

Seni istiyorlardı, yosun kokan geceden

Oraya gelme diyorlardı, kaymasın yıldızın

S.ktir çekiyorlardı, küfür dolan heceden

Dövüştüm

Memelerindeki her morluk için vuruyorlardı

Bilhassa boynundaki çürük için dövdüler

Orda olacağım dedim

Şarkılarımı çalacağım

Korktum, ağladım

Kanamışsın sen, bacakların arasından

Alkole vermişler ruhumu

Tanrı gelmiş alamamış ellerinden

Günahlarıma fit olmuşlar

Koklamışım seni delikli derinden

Ağlatmışlar seni de

Gök de şenlikten çıkmış, bağrınmış

Dolu gibi yağmış, ceviz gibi

Dövmüşler beni

Kan akmış tinimden

Felsefem akmış

Misal 7. biramın ütopyası

Kanalizasyona karışmış

Hayallerim b.ka dönmüş

Sen yokmuşsun bile

Rüyamda gördüm diye dövmüşler

Oysa elini bile tutmamıştım

Utangaç gülüşümle kaçıştım

Dövüştüm hep benimle, kendime giriştim.

Özlü Laf: Dün gece hiç tanımadığım bir sivriye, sırf sana benziyor diye usulca sokulup epeyce kaşındım... Ben Buldum

Hoşçakalın. (Edit not: Suret az yaz, öz yaz yada yazma la..)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tevekkeli (Tevekkeli ne demek biliyon mu? Şimdi ben de google'ye bakardım ama uğraşamam. Telek gibi bi şey diye düşündüm.) ben de Anna Karenina'yı bir parti başkanımızla otel odasında muhabbet ederken gördüm. Nerede diye soracak olursan; Deylimoşın'da... Videoyu çeken de bizim TRT kameramanlarıymış. Dimek Anna, Tolstoy Beyle birlikte geldi Türkiye'ye. Anna'nın kocası da elinde silah "Adi sürtük! Bu huyundan vazgemedin de mi ulan! Yakarım! " diye ünlüyordu. O sırada maliye bakanımız turizmdeki "gayri safi milli hasılamızı" ( Ne gıcık olurdum bu lafa) hesaplıyordu. Yaz aşklarında hesapsız duygular dilerim şahsınıza...

vakayinüvis 
 30.07.2010 10:35
Cevap :
benim koskoca bi metinde yakalamaya çalıştığım mizah duygusunu siz yorumunuzda bir paragrafla verebiliyosunuz ya, işte bu size olan hayranlığımı aşırı tetikliyor...He: "tetikliyor da ne oluyor, kime ne faydası var kasetimi mi alıyosun, kitaplarımı mı okuyosun" diyecek olursanız aşırı apışıp kalırım...Tşkler..  30.07.2010 14:03
 

Şu hayır diyememen mevzusuna takıldım. Kurban olduğum Rabbim bilmiş de yaratmış. Ya Kadın olaydın...?

Zaman sonra 
 28.07.2010 11:04
Cevap :
Rujo abla varya çok fenasın sen aşırı fenasın...Kadın olaydım o demek istediğin olur muydum bilmiyom ama, çok da kastırıp eziyet etmezdim galiba :))  29.07.2010 11:19
 

şükür kavuşturana :))ne az ne öz sen hep yaz arayı uzatma:)tolstoy girmesin rüyana bidaha dostoyevski girsin rüyana belki iyi anlaşırsın tüm sözlerini söylersin ona..

ela asa 
 28.07.2010 2:57
Cevap :
Bi de güzelsonic bi hatun insanı (yıldız tilbe saylanmaz) girsin diye bi dilekte bulunaydın be arkadaş...Tşkler çok incesiniz...  29.07.2010 11:17
 

Tam bir klasik olmuş gerçekten bu yazı:)Şimdi okuduğum kitapta diyor ki yazar; "akıldan geçen her şey insanoğluna söylenmez evlat, kimi zaman söyleyeceğini yalnızca taşlara söyle..." Ama ben içini rahatlıkla dökebileceğin en güzelinden, en iyisinden dostların olsun diliyorum....

esmerkız 
 26.07.2010 17:35
Cevap :
-Daş yok mu daş ?...Tşk ederim bittersonic dost...  27.07.2010 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 291
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 788
Kayıt tarihi
: 27.01.10
 
 

En güzel hikayesini henüz yazmamış olan, Smyrna'da yaşayan, henüz yolun yarısında bulunan, kamu g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster