Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '10

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
561
 

Şerzan Kurt Davası da benzerlerinin akıbetine yol almaya başladı

Şerzan Kurt Davası da benzerlerinin akıbetine yol almaya başladı
 

Ülkemizin mümtaz yargısının bu hali ile daha pek çok vicdanı kanatmaya devam edeceği malumdur. Gün geçmiyor ki o çok mümtaz yargımız, abuklaşmış hali ile yeni icraatlerini ortaya koymaya dursun…

Bakınız, Şerzan Kurt davasını ne hallere düşürdü.

Başına isabet eden kurşun…

Evet!

Şerzan Kurt’un başına bir kurşun isabet etmişti ve Şerzan 24 Mayıs 2010 tarihinde yaşama veda etmişti.

Delil hadisesi bol miktarda olmasına rağmen…Delil hadiselerinin pek bir anlam ifade etmediğini, ülkedeki egemen siyaset anlayışının davalara bir bir sirayet ettiğinin ve yargının her hali ile ayan beyan siyasallaştığının kanıtı haline dönüştü Şerzan Kurt Davası.

O yokluğun kol gezer haline inat, 2 bin km’lik yolu kateden anne ve baba, Muğla’ya geldiklerinde mahkemenin evrak üzerinde almış olduğu kararla sarsılıyor. Ve davanın güvenlik gerekçesi ile Eskişehir’e naklinin yapıldığını öğreniyorlar.

Sivil toplum kuruluşları, Şerzan’ın arkadaşları, avukatları mahkeme kapısında dona kalıyorlar.

Güya Valilik böyle istemiş. Ortada bir güvenlik sorunu varmış. Çevre illerden bol miktarda çevik kuvvet polisi takviye olarak istenmiş. Mahkemenin görüleceği Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin etrafı güvenlik çemberine alınmış.

Bu bir cinayet davasıdır ve Şerzan’ın yakınlarının, arkadaşlarının ve en nihayetinde vicdan sahibi insanların yüreği sızlamaktadır.

İnsanın sorası geliyor işte… “Hangi Güvenlik?” diye.

Yazık.

Devlet örgütünün her zamanki taktik operasyonlarından birisi daha hayata geçiyor.

Valilik talep ediyor davanın bir başka ile naklini, Yargıtay onaylıyor ve jet hızı ile karar uygulamaya sokuluyor.

Gerekçe…?

Dedik ya işte “Güvenlik” diye.

Memleketin bürokratlarının o bildik çok güvenlik sevdaları, Şerzan öldürüldüğünde neredeydi?

Şerzan Kurt davasının Eskişehir’e naklinin anlamı her zaman olduğu gibi davanın kamuoyunun takibinden gizlenmesine yöneliktir. İşin güvenlik gerekçesi devletin basit bir manevrasıdır. Ne olacaktı dava Muğla’da görüşülseydi? Mahkemeyi takibe gelenler, mahkemeyi basıp, altını, üsütünemi getireceklerdi? En nihayetinde sloganlarını atacaklar, içlerini dökecekler ve davanın sahipsiz olmadığını cümle aleme göstereceklerdi.

Şerzan Kurt davasınada devletin üstün marifetleri sonrasında gölge düşmüştür. Daha iddianame aşamasındayken bile davanın bu hallere düşeceği belli bir şeydi.

İddianamede, davanın tek tutuklu sanığı polis memuru Gültekin Şahin.

Gültekin Şahin’in ifadesinde “birlikte ateş ettik” dediği polis ve “ateşe izin verdi” dediği Terörle Mücadele Şube Amirinin isimleri geçmesine rağmen, haklarında her hangi bir işlem yapılmıyor.

Bu davada diğer benzerlerinin uğradığı akıbete doğru yol alıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaygılarınızda haklısınız. Bu tür örneklere baktıkça hep ümitsizliğe kapılıyorum. Ensem kararıveriyor. Mesela diyorum Hırant Dink davası istenirse nasılda sonuçlandırılır, tüm çapulcular ortaya çıkıverirler. Ama yapılmıyor. Şerzan da öyle, Ceylan da öyle. Saygılarımla.

DurmuşGüler 
 11.08.2010 18:24
Cevap :
Durmuş Bey; Biliyorsunuz AİHM Hrant Dink Davasında Türkiye'yi mahkum etti. Kral çıplak ama....  24.08.2010 17:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1120
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster