Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '21

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
110
 

Serzeniş

Bir gün anlaşılacağımızı umarak, bulunduğumuz zaman diliminde anlaşılma beklentisi içinde olmadığım halde bir not iletiyorum.

İfade özgürlüklerinden biri olan yazma eylemini gerçekleştiren bireylerin kendiyle meşguliyetleri maddeselliğin ötesine geçtiği için gözlemci bilinçleri hızlı ve yoğun çalışır, izlenimler edinirler. Değer farklanmasından ötürü yansıtıcı özellikler gelişir. Başlangıçta kendilerinin de farkında olmadığı yansıtıcı özellik ağır gelir ve yorucudur çünkü iletişimler tamamlanma döngüsüne evirilmiştir. Bu durumda iletişim halindeki bireyler kendi algı sistemlerinden görür, oluşturdukları şablonlara gereksindikleri şekilde yerleştirirler. Tamamen yanlış değildir. Suç, kabahat, kusur… sayılmaz. Kendiyle meşguliyeti maddesel olan insan davranışı göstermektedirler. Son derece dikkatli olmak gerekmektedir. Maddesel planda kullanılma değeri olan maddeden başka bir şey değilsiniz. Bu durumda ifade özgürlüğünüzün kısıtlanması söz konusudur. Antropolojik bakış açısı ile gözlemci bilincinizi desteklemektesiniz ve yoğunluğun dönüştürücüsü bir söz işçisisiniz. Ne yaparsınız vaz mı geçersiniz?

“Benim yerim burası değil. “

Böyle bir seçeneğiniz yok. Her yerde bir şekilde insanlaşacaksınız. Siz insanlaşmadan kültürel aktivasyonun sağlayıcısı bir işte çalışmanızın anlamı kalmaz.

Bırakın öyleyse…

Kabil olan sizi bırakmaz. Kabiliyet …Doğuştan gelen yatkınlığın iletim tavrı dürtüsel davranışlara benzetildiği için çoğu zaman tuhaf görülmektesiniz. Normal nasıl olunur?

Etrafınızdaki kimselerin hakkınızda ne konuştuklarını ve zihinlerde nasıl bir kurguya dönüştüğünüzü tahmin edemezsiniz. Zaten hem çok meşgulsünüz hem de normal(!)e göre fazla çabalıyorsunuz. Tahminle uğraşmazsınız.

İnsan-eşya arası bağı güçlendirenler için her şeyin kullanım ölçüsü onun değerini belirler ve göstermeliktir. Gösterin bakalım ne göstereceksiniz? Yazı…

…..

……………………

…..

…………………

Doğuştan gelen yatkınlığın iletim tavrı ile bitimsiz çaba içinde olan insanların yolu güzeldir. Yaşamı onarır, canlandırır, iyileştirir. Direnmek esasen öz amacımıza uygun yaşamak değil midir?

Düşlerin sonsuza koştuğu yolda geçitler anlık açılır. Rast gelirseniz geçersiniz. Duyudan ve  iradenin itici gücünden ayrı olarak var olan bilme yetisi yeteneklerle genetik olarak kodlanmıştır. Dünyaya aktarma görevi -öz amaç ile ömür denen yola gelmişseniz, yoldan caymayacaksınız.

Tükenirsiniz.

Tükenenlerden olmayalım. Çok çalışalım. Sevelim.

Sevilmesek de olur. Hemen kurcalamaya başlıyorlar. Kendi dünyalarına, işe yararlık ölçüsünce ve uygun gördükleri süre miktarınca alabilmek için nereden açılıp kapandığımızı anlama çabasına düşüyorlar. Adına ilgi dedikleri bu sıkıcı çabaları sonuç vermediğinde tesir güçlerini etrafınızdan insan uzaklaştırmak için kullanıyorlar.

Neyse sayıca çokluklarını umursayıp konu ettiğim için kusura bakmayın. Bir çok güzel yürek taşıyan, gerçek insanla hayatı paylaşıyoruz. Onca zorluğa güç yetirip darlığı aşarak hayata hakkını verenler umrumuzda kaldığı sürece daha çok gayrete yol döşeyeceğiz.

 Sevgi ve muhabbetle... Esen kalınız.

jale kasap, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 171
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 113
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Birbirini tamamlayan yazma gayretimizle buradayız. Merhaba Sizleri üzerinde uğraş verdiğimiz yazı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster